İsviçreli Heidi’nin Köyü: Maienfeld Gezi Rehberi

Heidi, çocukken en sevdiğim çizgi filmlerden biriydi. Kendimi zihnimde özgür hissettiren nadir yapımlardan birisidir. Dedesi ile yaşadığı köyde ahşaptan dağ evinde mutlulukla yediği ekmekleri, en yakın arkadaşı Peter’le ayakkabılarını çıkarıp koşup, yuvarlandığı dağları unutmam mümkün değil. Heidi ‘Heidiiiiii Heidiiii’ diye başlayan çizgi film müziğini mırıldandığım çok zaman olmuştur öyle çok severim. Kitabını da çocukken iki kez okumuştum. Ve 30 yaşımda temsilen çocukluk hayalime kavuşup; Heidi’nin köyüne seyahat edecektim! Heidi

"İsviçreli Heidi’nin Köyü: Maienfeld Gezi Rehberi"

İsviçre’nin En Eski Şehri: Chur Gezi Rehberi

İsviçre gezimizin doğal güzelliklere doyacağımız bölümüne geldik. Basel ve Zürih’ten sonra İsviçre’nin doğu kısmına geçiyorduk. Bu gezileri ayrıntılı okumak isterseniz şehirlerin üzerine tıklayıp ayrıntılı yazılarımızı okuyabilirsiniz. İsviçre rotamız: Basel-Zürih-Chur (Biz bu rotayı demir yolunu kullanarak gerçekleştirdik) Graubünden kantonunun başkenti Chur aslında daha önce görmeyi planladığımız, pek aklımızda olan bir yer değildi. Fakat çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın buraya taşınması ile rotamıza bu şehri de ekledik. İyi ki de öyle yapmışız.

"İsviçre’nin En Eski Şehri: Chur Gezi Rehberi"

Aşkın Şehri Paris Bölüm 2: Eyfel Kulesi ve Çevresi

Aşkın şehri Paris’teki ikinci günümüzde bulutlu bir sabaha günaydın dedik. Şubat ayında Paris’te çılgın bir güneş ve sıcak hava beklememiz tabii ki mümkün değildi. Opera bölgesinde kaldığımız Hotel 34B otelde kahvaltı dahil olmadığı için Paris’te bulunduğumuz her sabaha iyi bir kahveyle başlamaya karar vermiştik. Soğuk hatta buz gibi Paris havasına hazırlıklıydık ve içliklerimizi giyerek dışarı çıktık : ) Ve hava tabii ki hava buz gibiydi; yaklaşık 3-4 derece civarındaydı. Telescope’da Sabah Kahvesi ve Angelina’da Tatlı…

"Aşkın Şehri Paris Bölüm 2: Eyfel Kulesi ve Çevresi"

Paris’te Şık Bir Öğle Yemeği: Le George

Paris sanatın, modanın ve yemeğin kalbinin attığı yerlerden biri. Durum böyle olunca, Şubat ayında yaptığımız Paris seyahatinde mümkün olduğunca bizi mutlu edecek yemek adreslerini ziyaret etmeyi planladık.

Bu planlardan biri de bir Parisli gibi şık bir mekanda, lezzeti ödüllendirilmiş bir restoranda yemek yemekti. Bunun için seçimimiz Le George’dan yana oldu.

"Paris’te Şık Bir Öğle Yemeği: Le George"

48 Saatte Kapadokya

‘Peri bacaları’ dediğimiz doğanın bize yaptığı süprizlerden birini barındıran Kapadokya ülkemizde olduğu için çok şanslıyız. Yurtdışı seyahatlerimde sohbet ettiğim turist potansiyeli olan kişilere Türkiye dediğimde çoğundan duyduğum cümleler ‘Kapadokya diye bir yer varmış’,’ balonlar uçuyor fotoğraflarda ne kadar fantastik bir yer’, ‘ oraya gitmek en büyük hayalim ‘ oldu. Evet yanlış okumadınız. İstanbul’un şöhretini elinden almış bile diyebiliriz Kapadokya için. Bu kadar yakınımda bulunan masalsı şehri 2.kez görmenin zamanı gelmişti. İlk seyahatimi yaz mevsiminde peri bacaları…

"48 Saatte Kapadokya"

Sakız Adası’nda Bir Haftasonu Bölüm 3: Plajlar ve Kambos

Sakız Adası’ndaki son günümüz olan Pazar gününde feribot saati 18.00’e kadar vaktimiz vardı. Bu günü deniz-kum-güneş üçlüsüne ayırmıştık. Sakız Adası’nda o kadar çok plaj var ki hangisine gideceğimizi seçmekte açıkcası karar vermekte zorlandık. Genelde beğenilen ve şemsiyesi-şezlongu olan yerleri seçtik. Çünkü hava sıcaklığı 30 derecenin üzerindeydi ve şemsiyesiz güneşlenmek çılgınlık olurdu.  Sabah erken kalkıp ilk önce adanın kuzeydoğusunda yer alan Glaroi Beach’e gittik. Duş ve wc nin bulunduğu plajda şezlong&şemsiye 2 euro idi. Arabayı yukarıda…

"Sakız Adası’nda Bir Haftasonu Bölüm 3: Plajlar ve Kambos"