Amerika, Seyahat
Comment 1

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York-Manhattan Bölüm 2

Amerika gezimizin ilk haftasını müthiş bir NBA final maçıyla kapattıktan sonra anlatmaya kaldığımız yerden devam ediyorum. 

IMG_4559 kopya

2016 NBA FİNALS CLEVELAND

Manhattan gezimize 2016 NBA final maçını gezmek için ara vermiştik. New York’tan Cleveland’a araba ile maçı izlemeye gittik ve tekrar geri döndük. Bu nefis maç ve Cleveland’ta maç öncesi, sonrası neler yaptık öğrenmek için Bamm Bamm’ın yazısını okuyabilirsiniz. Biz Manhattan’a kaldığımız yerden devam edelim. 

IMG_4625 kopya

DÖNÜŞTE NEW YORK TRAFİĞİ

Cleveland’tan yaklaşık 7 saatlik yolculuk sonrasında Manhattan’a ulaştık ve yeni otelimizin yerini aramaya koyulduk. Aslında otelimizin yerini çok kolay oldu çünkü Times meydanındaydı. Otel Citizenm New York‘un konumu ve akıllı odaları nedeniyle tercih etmiştik. Bu otelin aynı zamanda Amsterdam, Londra, Glasgow, Rotterdam ve Paris’te de bulunmakta. Konsept bir otel olduğu için farklı bir dizayna sahipti. Girişte kırmızı küçük bir kütüphane karşıladı. Otelin girişinde diğerlerinden farklı olarak bildiğimiz türde bir resepsiyon yoktu. Yuvarlak bir masa ve üzerindeki ekranlar üzerinden check-in, check-out ‘u kendiniz gerçekleştiriyordunuz. Yardımcı olan bir görevli de bulunuyordu tabii tamamen teknolojinin ellerine bırakılmıyorsunuz 🙂

IMG_5658 kopya

Citizenm New York Resepsiyon

Yüksek tavanlı lobinin büyük kısmı çeşitli objelerle donatılmıştı. Duvarlarda pop-art eserler vardı.

IMG_5653 kopya

Citizenm New York

IMG_5655 kopya

Citizenm New York

Odamızı seçtik ve kırmızı halılı koridorlardan geçerek odamıza ulaştık.

IMG_4682 kopya

Odaların hepsi aynı boyutta ve küçüktü. Ama New York manzarası bu dezavantajı unutturmaya yetiyordu.

IMG_4643 kopya

Citizenm New York oda manzarası

Odanın yönetimi de ipad üzerinden yapılıyordu. Perdeleri, tvyi ve ışıkları açıp kapatmak, yönetmek tamamen buradan gerçekleşiyordu. En süprizli kısmı seçtiğiniz moda göre ışıkların ve müziklerin değişimiydi.  

IMG_5657 kopyaIMG_5660 kopya

Akşam Times meydanına çıktık tekrar. Gecesi gündüzden daha aydınlık bir meydandı burası. Mağazalar ve restaurantlar gece 12-1’e kadar açıktı. Şenlikli bir meydan olması yanısıra çok güvenilir gelmedi bana. Otelin yakınında da ne nedenle anlayamadığımız bir şekilde New York polisleri bir anda doluşup bir kişiyi yere yatırıp kelepçeleyip götürdüler. Times meydanı çevresinde olağan şeylerdi bunlar. Bir an kendimi Amerikan polisiye bir dizi içinde hissetmedim değil 🙂 Gece için bu kadar aksiyon yeterliydi, otelimize döndük. 

IMG_4697 kopyaIMG_4710 kopyaIMG_4712 kopya

Ertesi gün New York’taki 7.günümüzdü. Kahvaltı için önerilen adreslerden biri olan Sarabeth’s Restauranta gittik.  Upper West Side’taki, Central Park’ın karşısındaki şubesiydi bizim gittiğimiz. Bunun dışında dört lokasyonda daha Sarabeth’s bulunuyor. Normalde rezervasyonsuz yer bulmak zor olduğu söylenmişti ama biz rezervasyonsuz gidip yer bulabildik. Ama siz kendinizi garanti altına almak isterseniz verdiğim linkten rezervasyon yaptırabilirsiniz. Kahvaltı için seçimimiz omletten yana oldu. Ispanak ve keçi peynirli omleti çok leziz ve ve büyük bir porsiyondu. İçecek olarak four flowers juice seçtim ve nefisti.  Ananas, portakal, muz, nar sularının karışımıydı.

IMG_4688 kopyaIMG_4659 kopya

Buradan ayrılıp fifth avenue’deki Museum of Modern Art’a geçtik.  10.30- 08.00 arası açık olan müzenin giriş ücreti 25 dolardı.

IMG_5262 kopya

Dünyanın en iyi batı modern sanat müzesi görülüyor. Geçici sergilerin yanısıra sabit sergilenen eserlerde mevcuttu. Yarım gün gezdiğimiz müzede sabit sergilenen eserlerden en önemlileri:

IMG_4927 kopya

IMG_5288 kopya

 

          Water Lilies (Nilüferler) – Claude Monet,IMG_5297 kopya

 

IMG_5390 kopyaIMG_5374 kopyaIMG_5382 kopyaIMG_5418 kopyaIMG_5307 kopyaIMG_5311 kopyaIMG_5310 kopyaIMG_5339 kopyaIMG_5301 kopyaIMG_5292 kopyaIMG_5335 kopyaIMG_5281 kopyaIMG_5275 kopyaIMG_5273 kopyaIMG_5278 kopya

Bu eserleri görmenin verdiği sanat sarhoşluğu ile beraber müzenin bahçesinde biraz dinlendik. Sanat eserleri ile süslenmiş huzurlu bir bahçesi vardı. 

IMG_4783 kopyaIMG_4773 kopya

MoMA’dan çıktıktan sonra müze mağazasından alışveriş yapmak istedik ama daha karşıdaki mağazası açılmamıştı. Şu anda açık olduğu için oradan alışveriş yapabilirsiniz. Bunun dışında 4 lokasyonda daha mağazası var. Biri de Tokyo’da. Biz alışverişimizi SoHo’dakinden yaptık. Özellikle Japon sanatçıların eserlerinin bulunduğu mağazada yaratıcılığın sınırlarını zorlayan harika tasarımlar vardı. Taşıyabileceğimiz kadarını alabildik, aklım birçok şeyde kaldı aslında. Kitap görünümlü ışık, YOY masa lambası ve tasarım servis tabaklarından aldık. Buradaki ürünleri başka bir yerde bulamayacağınız için mutlaka ama mutlaka gitmenizi öneririm. 

Alışverişimizi yaptıktan sonra otelimizin yakın olmasını fırsat bilerek otele uğrayıp New York manzarasını görmek için Rockefeller Center’a gittik.

IMG_5506 kopyaIMG_5504 kopya

Yukarı çıkmadan önce hemen  girişte dışarıda bulunan ve önerilen adreslerden biri olan Bouchon Bakery’e uğradık. Öğle yemeği olarak domates çorbasından içtik. Bunun dışında sandviç ve tatlı çeşitleri bulunuyordu. Gayet lezzetli bir çorbaydı. Oturacak yer az olduğu için kalabalık zamanlarda yemek yemek için iyi bir adres olmayabilir. 

IMG_5087 kopyaIMG_5093 kopya

Rockefeller Center art deco mimari tarzda yapılmış 5. ve 6. cadde arasında yeralan bir merkez. Şehri gözlemlemek için binanın tepesine çıkmak için asansör sırası beklemek dışında bir zorluğu yok. New York City Pass’la giriş yaptığımız için ayrı bir sıradan ilerlediğimiz için daha hızlı yukarı çıktık diyebilirim.

IMG_5092 kopyaIMG_5081 kopya

Yukarı çıktığımızda hem Central Park hem Empire State’i kapsayan harika bir kuşbakışı New York manzarası karşıladı bizi.

IMG_5624 kopyaIMG_5555 kopyaIMG_5532 kopyaIMG_5645 kopya

Manzaranın tadını çıkardıktan sonra yorgunluğumuzu atmak için önce bir kahve molası veriyoruz.

IMG_5239 kopya

IMG_9263 kopya

Theater District’te yer alan Bibble and Sip’in lamalı sempatik logosunu görüp içeri girdik. Japon mutfağından esinlenen mekanın müdavimi öyle çoktu ki kapının dışına kadar sıra vardı. Gelen giden herkes matcha kremalı puflardan soruyordu. Bize sıra geldiğinde bir baktım matcha puftan sadece 2 tane kalmış. Hemen aldık tabi. Bir de early greyli puf vardı denemek için ondan da aldık. Kahve olarak favorim lavantalı latteden aldım. Sonradan öğrendiğimiz kadarıyla bu mekanın pufları meşhurmuş ve öğlen 12.00’den sonra çıkıyormuş. Puflarımızı Central Park’ta yemek için paket yaptırdık.

IMG_5798 kopya

Yol üstünde Lincoln Whole Foods marketten akşam yemeği alışverişi yaptık. Bu marketin sıcak yemek, salata barı çok genişti. Bir restaurant gibi işliyordu. Alışveriş ve pratik yemek için aklınızda bulunsun, bir çok yerde şubesi mevut. Bu linkten nerede olduklarını görebilirsiniz. Karnımız tok, elimizde puflarımız Central Park’ın çimlerine yayıldık. Bu yazıyı yazarken en çok özlediğim anların Central Park’taki güneşi doya doya hissettiğimiz hiç bir telaşımızın olmadığı anlar olduğunu farkettim. 

IMG_5839 kopya

Ertesi gün kahvaltı için Fransız restaurantı Balthazar’a gittik. SoHo’da yer alan mekanın fırın vitrini tam bir kalori bombasıydı 🙂 İçeri girdiğimizde ambiyans öyle hoştu ki sanki kıta değiştirip Avrupa’ya gitmiştik. Online rezervasyon yaptırıp gidebileceğiniz gibi bizim gibi yaptırmadan gidip yer de bulabilirsiniz. Benim buradaki favorim çikolatalı ekmek oldu. Fiyatlar ortalamanın üzerindeydi. 

IMG_5812 kopyaIMG_5819 kopya

Bugünkü ilk adresimiz Bryant Park içindeki New York Halk Kütüphanesi (New York Public Library) ydi. Girişin ücretsiz olduğu kütüphanenin Beaux Arts tarzındaki mimariyle yapılmış (devasa kolonlar ve korniş üzerindeki heykeller) binası etkileyiciydi.

IMG_5020 kopya

Girişinde sanat kafe bulunuyordu. Her masada resim yapmak için kalem ve kağıtlar vardı. Buraya cuk oturmuş bir yer olmuştu. 

IMG_5453 kopya

İçerisi de dışı gibi gösterişli olan binanın en çok merak ettiğimiz ana okuma salonu ‘Rose Main’ tadilatta olduğu için kapalıydı. Daha küçük salonlar açıktı ve içeride çalışma yapanlar vardı. 

IMG_5446 kopyaIMG_5450 kopyaIMG_5434 kopyaIMG_5433 kopya

Kütüphaneden çıktıktan sonra hemen yanındaki Bryant Park’a geçtik. Gökdelenler içinde küçük bir parkttı ve yine çimlere uzanmış ama daha çok yeşil sandalyelere oturmuş birsürü insan vardı.

IMG_5461 kopyaIMG_5038 kopyaIMG_5043 kopya

Burada biraz vakit geçirdikten sonra tren platformu sayısı ile dünyanın en büyük tren garı sayılan Grand Central Terminali gezdik. 42.cadde ile Park Avenue arasında yer alan terminalin içi öyle kalabalıktı ki bir an kaybolacağım sandım. Balkonlardan birine çıkıp biraz terminalin telaşlı halini izlemenizi tavsiye ederim. 

IMG_5489 kopyaIMG_5501 kopyaIMG_5499 kopya

New York’taki son günümüzün akşamında Empire State binasına çıktık. Bunun için özellikle geceyi seçtik çünkü zaten Rockefeller Center’dan gündüz New York’u kuşbakışı izlemiştik.  Fifth Avenue’de yer alan bina New York’taki en yüksek bina olarak biliniyor. Bu arada Empire State, New York’un lakabıymış bunu da yeni öğrendim 🙂 Gece saat 02.00’ye kadar açık. En son ziyaretçi alımı 01.15 olması nedeniyle biz gece 12’den sonra oraya varmıştık. Gece gündüze göre kalabalıkta azalmıştı. New York City Pass ile geçişimizi yaptıktan sonra asansörle önce 86. kata sonra başka bir asansörle 102. kata çıktık. Yukarısı aşağıdan daha kalabalıktı ve haziran ayında olmamıza rağmen kış gibi soğuk, rüzgarlıydı. Daha önce okuduğum bilgiler ışığında duruma hazırlıklı gelmiş, sıkı giyinmiştik. Kıyıdan köşeden fırsat bulup New York’un gecesine doyduk. Buraya kesinlikle gece gelmenizi öneririm, vaktiniz varsa tabii gündüz de gelin. 

Sürüm 2IMG_5736 kopyaIMG_5725 kopyaIMG_5712 kopya

3 haftalık balayı tatilimizin ilk 10 gününü New York’ta ve 1 gün Cleveland’ta geçirmiştik bile. Ve daha tatilimizin yarısı duruyordu. Ertesi gün Orlando yolcusuyduk. 

New York, özgürlüğe doyduğum, kendimi dünyanın bir ucunda hissettiğim bir şehir olarak zihnime kazındı. Hala ara sıra gidesim gelir 🙂 İleride bir zaman kış mevsiminde gitmek ve müzelerine daha fazla vakit ayırmak da planlarım arasında. 

Sırada Orlando ve Miami var. Yaz yaklaşıyor malum, takipte kalın! 

Alışveriş rehberini ayrı bir yazı olarak yazıyorum, takipte kalın!

Serinin diğer yazıları:

Macera dolu Amerika Bölüm 1: Seyahati Planlama

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York -Brooklyn

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York-Williamsburg

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York -Manhattan Bölüm 1

2016 NBA Finalleri… Cleveland Cavaliers-Golden State Warriors maçına doğru

Reklamlar
This entry was posted in: Amerika, Seyahat

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

1 Yorum

  1. Geri bildirim: Macera Dolu Amerika Bölüm 3: Orlando | Kaplan'lar Keşifte!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s