Aşkın Şehri Paris Bölüm 2: Eyfel Kulesi ve Çevresi

Aşkın şehri Paris’teki ikinci günümüzde bulutlu bir sabaha günaydın dedik. Şubat ayında Paris’te çılgın bir güneş ve sıcak hava beklememiz tabii ki mümkün değildi. Opera bölgesinde kaldığımız Hotel 34B otelde kahvaltı dahil olmadığı için Paris’te bulunduğumuz her sabaha iyi bir kahveyle başlamaya karar vermiştik. Soğuk hatta buz gibi Paris havasına hazırlıklıydık ve içliklerimizi giyerek dışarı çıktık : ) Ve hava tabii ki hava buz gibiydi; yaklaşık 3-4 derece civarındaydı.

Telescope’da Sabah Kahvesi ve Angelina’da Tatlı Molası

Opera bölgesindeki metro ile -günlük aldığımız metro kartı kullanarak- Telescope’a giderek bir sabah kahvesi içtik.

Telescope’ta Kahve Keyfi

Telescope’u ve Paris’in diğer nitelikli kahvecilerini anlattığım ayrıntılı yazıma bu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

RIVOLI CADDESI



Rivoli Caddesi boyunca Paris’in tarihini koklaya koklaya, şatafatlı heykelleri inceleyerek gezindik. 1903’ten bu yana hizmet veren ünlü pastane Angelina’ya ulaştık.

Angelina’ya Giriş

DSCF0201 kopya

14 Şubat nedeniyle pastane kalplerle süslenmişti. Önce pastanenin çeşit çeşit pasta ve çikolatalarının sergilendiği kısmı ağzımızın suyu aka aka gezdik 🙂

Kısa bir süre sıra bekledikten sonra, bir tarih evin salonundaymış gibi hissettiren pastanede güzel bir masaya yerleştik.

Angelina’da Biz 🙂
Angelina Mont Blanc ve Çay
Angelina’da Eclair (Ekler)

Çay ve yanında Angelina’nın imza tatlısı Mont Blanc’ten ve çikolatalı eklerden sipariş ettik. Tepeleri karlı dağları andırdığı için bu ismi alan ‘Mont Blanc’; üzeri süt kreması kaplı, tatlandırılmış kestane püresinden yapılan bir tatlı. Kestane püresinin tüm malzemeyle beraber damağımda yarattığı o müthiş etkiden sonra ‘Mont Blanc’ kesinlikle favorilerim arasına eklendi.

Mont Blanc

Burada kesinlikle denenmesi gereken diğer bir lezzet ise sıcak çikolata. Buz gibi Paris havasında kalıp kalıp çikolata yermiş gibi içtiğim sıcak çikolatanın tadını unutamıyorum. Öyle ki bu konuda Paris’in değil Avrupa’nın en iyilerinden biri olarak görülüyor.

Tuileries Bahçesi

Paris’teki ikinci günümüzde Angelina’dan çıktıktan sonra yolun karşından dört girişinden biri olan Louvre Müzesi tarafındaki girişinden Tuileries Bahçesi’ne (Jardin des Tuileries) giriş yaptık. 25 hektarlık bir alana yayılan ve Louvre Müzesi ile Concorde Meydanı arasında yer alan Tuileries Bahçeleri Paris’te mutlaka gezilmesi gereken noktalardan biri. Fransız Devrimi sırasında buradaki saray yakılmış. O yüzden tarihi önemi de büyük.

Tuileries Bahçesi’nde mutlu bir ben 🙂

Mevsimlerden kış olduğu için ağaçlar yapraklarını dökmüştü, bahardaki neşesi ve havası olmasa da çok keyifli bir bahçeydi.

DSCF0255 kopya
TUILERIES BAHÇESİ

Kışın Paris’te güneşi görmek hayli zordu ve bu gri havada bile burayı sevmiştik. Zaten bu park Paris’teki diğer parklara nazaran daha az yeşilmiş. Bu parkta çok önemli sanat müzelerinden Orangerie Müzesi bulunuyor.

DSCF0247 kopya
Tuileries Bahçesi’nde Oğuz 🙂

Havuzun etrafındaki yeşil ikonik sandalyelerde oturup dinlenebilir ve dönme dolabı izleyerek Paris’teki klasik aktivitelerden birini gerçekleştirebilirsiniz. Ve bunların hepsini ücretsiz yapabilirsiniz.

DSCF0252 kopya

Yalnız küçük bir not olarak buradaki dönme dolabın bizim seyahatimizden sonra kalıcı olarak kaldırıldığını belirtmek isterim. Özellikle geceleri çok güzel bir ambiyans yaratan, Şanzelize’nin sonundan bile görülebilen bu dönme dolabın kaldırılması ilginç bir karar olmuş.

Concorde Meydanı

Bahçedeki dönme dolabın olduğu, Concorde Meydanı çıkışından çıktık. Concorde Meydanı ( Place de la Concorde) Paris’te mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Champ-Elysees’in (Şanzelize) Bulvarının başı olan meydan oldukça hareketli ve turistik bir noktaydı. Meydandaki dikilitaş ise 3300 yılında Mısır’dan hediye edilmiş.

DSCF0266 kopya

Paris’in en büyük meydanı Concorde Meydanı’nı gezdikten sonra Petit Palais’in önünden geçtik. ‘Minyatür Louvre’ olarak tanımlanan müze sergilere ev sahipliği yapıyor. Biz içini ziyaret edemedik ve bahçesinde gezindik.

DSCF0275 kopya
PETIT PALAIS

Place de l’Alma

İstikametimiz Eyfel Kulesi’nin bulunduğu Trocadero Bölgesi’ydi. O yüzden Seine Nehri kıyısından devam etmeye karar verdik. Place de l’Alma ‘dan geçtik. Burası Lady Diana’nın Paris’te talihsiz kaza sonucu vefat ettiği yer. Lady Diana’yı sevenlerin yollarını mutlaka buraya düşürmesini öneririm.

place-de-lalma-paris-diana-car-crash.jpg
xdaysiny.com’dan alınmıştır.

Eyfel Kulesi

Seine Nehri Kıyısı boyunca Eyfel Kulesi’ni izleyerek, her açıdan fotoğrafını çekerek devam ettik. Demir-çelik sektöründeki ilerlemeyi göstermek için yapılıp geçici olarak konulan daha sonra burada kalan bu demirden bir kulenin nasıl bu denli etkileyici olabileceğini bu yürüyüş sırasında anladım.

DSCF0303 kopya
Eyfel Kulesi Yolu, Seine Nehri Kıyısı

Yürüyüş sonunda Eyfel Kulesi’nin zirvesine çıkmadık. Çünkü görmek istediğimiz Eyfel Kulesi’nin ta kendisiydi. O yüzden onu tam karşıdan gören Trocadero’ya geldik.

IMG_7826.JPG
Seine Nehri Kıyısında Biz

Metro ile de Trocadero durağında inerek gelebileceğiniz bu yerde Eyfel Kulesi’ni doya doya izleyebilirsiniz. Kalabalıktan fırsat bulabilirseniz; Eyfel Kulesi ile birlikte unutulmaz fotoğraflar da çektirebilirsiniz.

DSCF0349-kopyası.jpg
Trocadero’dan Görülen Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi’nin 3.katına çıkmak isterseniz ise sıra bekleyip bilet alabilir ya da öncesinde internetten bu linke tıklayarak bilet alıp sıra beklemeyebilirsiniz. Eyfel Kulesi’nde Asansöre binerek en tepeye çıkıp Paris’i izlemenin kişi başı bedeli ise 25,5 Euro.

DSCF0353 kopya

Four Seasons Hotel George V’de Öğle Yemeği

Eyfel Kulesi çevresinde biraz daha Parisli olduktan sonra geç öğle yemeği için  Four Seasons Hotel George V içinde bulunan tek yıldızlı Michelin Restoranı Le Georgea gittik. Parisliler gibi yediğimiz keyifli öğle yemeğinin ayrıntılarını bu yazımda bulabilirsiniz.

IMG_1993.JPG
LE GEORGE PARIS

Öğle yemeği sonrası Four Seasons Hotel George V’in lobisi ve koridorlarını gezdik. Her yer 14 Şubat’a özel dünyaca ünlü florist Jeff Leatham tarafından düzenlenen çiçek aranjmanlarıyla süslenmişti.

IMG_2715.jpg
FOUR SEASONS HOTEL GEORGE V LOBI

Yakından takip ettiğim Jeff Leatham’ın eserlerini yakından görmek benim için Paris’teki en güzel şeylerden biriydi. Özellikle aynadan yaptığı ve tavanınını yüzlerde gülle süslediği ‘LOVE BOX’ harikaydı.

IMG_2003
LOVE BOX

Öğle yemeğimiz bittiğinde Paris’in sokaklarında bol bol yürüyerek akşam otelimize döndük. Akşam da otelimize yürüyüş mesafesindeki ünlü alışveriş merkezi Galeries Lafayette’ye gittik ve birkaç binaya yayılan bu avm’yi gezdik. Eğer ayrıntılı gezip alışveriş yapmak isterseniz birkaç gününüzü ayırmanızı öneririm 🙂 Büyüklüğü gözünüzde canlansın istedim 🙂

Paris’teki 2.günümüzde böyle bol adımlı ve keyifi bitmişti.

Yeni yazı için takipte kalın!

Serinin diğer yazıları:

Aşkın Şehri Paris Bölüm 1: Genel Bilgiler ve Montmartre

Meltem

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 13 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Aşkın Şehri Paris Bölüm 2: Eyfel Kulesi ve Çevresi” konusunda Bir Fikir

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.