Basel Gezi Rehberi

Basel gezimiz, Eylül ayında ufak bir iş için İsviçre’ye gitmemiz ile başladı. Uygun fiyatlı İzmir-Basel direk uçuşu bulunca da ilk durak Basel oldu.

Basel Ren Nehri ve Basel Manastırı

İsviçre’ye gitmişken sınıra da yaklaşıyoruz diyerek gezi İsviçre-Avusturya gezisine evrildi. Basel-Zürih-Chur-Hallstatt-Salzburg ve Viyana olarak seyahatimizi planladık. Anlayacağınız doğa ve tarihe doyacağımız bir gezi olacaktı.

İzmir-Basel direk uçuş biletini Pegasus’tan, uçuş zamanından bir ay önce satın aldık. Kampanya dönemi olmamasına rağmen normale göre çok iyi bir fiyata -kişi başı 400 tl’ye- denk geldi.

Biletimizi alıp rotamızı planladıktan sonra araştırmalara başladım. Gezinin Avusturya kısmı için oldukça fazla kaynak bulabilirken; İsviçre için özellikle Türkçe kaynak bulmakta çok zorlandım. Basel için bir elin parmaklarını geçmeyen kaynaklarda ve özellikle blog yazılarında genelde şehri havaalanından çıkıp birkaç saatte gezip sevememiş kişilerin anıları ve pahalılıktan dolayı bir sandviç ile geçiştirilmiş öğünler yazıyordu. Anlayacağınız bu gezide beni yabancı kaynaklar kurtardı.

İsviçre’nin üçüncü büyük şehri Basel’e yolculuğumuz Eylül ayının ortasında gerçekleşti. İsviçre’ye giderken seyahatin en önemli kısmı valiz hazırlamak; çünkü biz de sonbahar onlarda kış misali. Fakat değişen iklim koşullarından dolayı biz de durum böyle olmadı. Hangi kazağı, montu alırız diye düşünürken; gitmeden kısa bir süre önceki hava durumu tahminlerinde, hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde olacağı belirtiliyordu. Durum böyle olunca yazlık ve baharlık kıyafetlerle dolu hafif valizlerimizi hazırladık.

Basel Ulaşım

İzmir’den Basel’e direk uçuş yaşadığımız en rahat uçuşlardan biri oldu. İzmir Adnan Menderes Havalimanı dış hatların sakinliği sayesinde sanki sokaktan geçen bir otobüse biniyormuş gibi rahatça güvenlik kontrollerinden geçip rötarsız bir şekilde uçağımıza bindik. Yaklaşık 3 saat süren uçuş sonrası üç ülkeye çıkışı bulunan tek havalimanı, Basel EuroAirport’a iniş yaptık.

Basel EuroAirport

Bu küçük havalimanı kolay görünse de gitmeniz gereken ülke dışında bir ülkeye yanlışlıkla giriş yapabileceğiniz tehlikeli bir havalimanı. O yüzden gitmeden önce hangi ülkeye hangi kapıdan çıkacağınızı öğrenmeniz gerekiyor.

Havalimanı içinde bagaj teslim bölümünde de çıkış kapıları isimleri ile oklarla yönlendiriliyor. Almanya’ya ulaşmak isterseniz Freiburg kapısından, Fransa’ya ulaşmak isterseniz Mulhouse kapısından, bizim gibi İsviçre’ye ulaşmak isterseniz Basel kapısından çıkış yapmanız gerekiyor.

Basel EuroAirport Havalimanı’ndan Basel’e Ulaşım

Basel EuroAirport Havalimanı Basel kapısından çıkış yaptıktan sonra Basel’e ulaşım için üç seçenek var: Otobüs, tren ve taksi.

Havalimanı Basel’e yaklaşık 7 km uzaklıkta bulunuyor ama taksi ile gitmek isterseniz 50 euro gibi bir fiyat tutuyor bu nedenle bu seçenek mantıklı değil.

Otobüs ile ulaşım en rahat ve ekonomik ulaşım şekli. Havalimanı önünden kalkan 50 numaralı otobüse binerek 15 dakikada Basel şehir merkezi, tren garının önüne ulaşıyorsunuz. Gördüğüm en rahat havaalanı-şehir merkezi ulaşımıydı. Otobüs saatlerine bu link üzerinden ulaşabilirsiniz. Otobüs bileti ise kişi başı 4 CHF’ydi. Fakat biz bu ücreti ödemedik. Çünkü bazı otellere rezervasyon yaptırdığınızda havalimanı-şehir merkezi ulaşımı ve orada bulunduğunuz süre boyunca kullanabileceğiniz bir ulaşım kartı hediye ediliyor. Havalimanı-şehir merkezi otobüsüne de mevcut otel rezervasyonunu göstererek bedava binebiliyorsunuz. Biz de görevli kişiye rezervasyonumuzu göstererek bedava otobüse bindik ve şehir merkezinde indik.

Basel Havalimanı-Şehir Merkezi arası ulaşımı sağlayan 50 numaralı otobüs

Basel Şehir İçi Ulaşım

Akşam vardığımız şehir merkezinde bir tren garı bulunuyordu. Garın tam karşısında da tramvay durakları. Havalimanından bizi getiren otobüsten indikten sonra bizi otelimize ulaştıracak tramvaya binmek için durağa geçtik. Bu şehirde ulaşımın temeli tramvay sistemi, otobüsler daha az tercih ediliyor.

Basel tramvay

İlk dikkatimi çeken tramvayların kaldırımlarla aynı seviyede oluşuydu. Ayrıca girişte herhangi bir turnikeden geçmek de gerekmiyordu. Kaos yaratacak hiç bir düzenleme yoktu. Her şey sakin ve sorunsuz yaşam için düzenlenmişti. Burada sistem ulaşım kartınızı alıp makinalara, otobüse veya tramvaya binmeden önce okutmaya dayanıyor.

Bu durumu kötüye kullananlar olabileceği için bazen tramvay içinde bilet kontrolü yapılabiliyormuş. Eğer biletiniz yoksa veya alıp okutmadıysanız 100 CHF ceza ödemeniz gerekiyor. Günümüz koşullarında bu yaklaşık 600 tl’ye denk geliyor.

Tramvay yolu ve şehirde en çok kullanılan bir diğer ulaşım bisiklet

Eğer oteliniz size ulaşım kartı temin etmiyorsa tekli bilet ya da çoklu bilet almanız gerekiyor. Tekli bilet fiyatları 2.3 CHF ile 4.7 CHF arasında değişiyor. Çoklu bilet fiyatları ise 12.40 CHF ile 25.50 CHF arasında değişiyor. Çoklu bilet alırsanız 6 yolculuktan biri bedavaya denk geliyor. Yani eğer oteliniz kaldığınız süre boyunca bir ulaşım kartı veriyorsa ulaşım açısından baya kara geçiyorsunuz.

Basel’de Konaklama

İsviçre’de herşey gibi konaklama da çok pahalıydı. Konaklama için yer araştırırken airbnb ve booking aracılı websitelerini kullandım. Airbnb 4 kişinin üzerinde ve çocukları olanlar için kesinlikle daha ekonomik oluyordu. Fakat biz iki kişi olduğumuz için oteller daha ekonomikti.

Konaklamak için şehrin yapısına baktığınızda Ren Nehri’nin şehri ikiye böldüğünü göreceksiniz. Burada tarihi şehrin bulunduğu kısım ‘Grossbasel’, yenilikçi, sanayinin bulunduğu, kültürel olayların vuku bulduğu ve gençlerin tercih ettiği diğer kısımsa ‘Kleinbasel’ olarak adlandırılıyor.

Basel Haritası- Pinterest’ten alınmıştır.

Şehrin merkezi diyebileceğimiz ‘Grossbasel‘ yani eski şehirin bulunduğu kısımda fiyatlar biraz daha yüksekti. Bana sorarsanız burada kalmak şart da değil. Çünkü Basel zaten küçük bir şehir, ulaşım ağı çok rahat ve heryeri güvenli. O yüzden merkezin dışında bulunan konaklama seçenekleri de tercih edilebilir.

Biz şehrin Kleinbasel tarafında bulunan, son zamanların gözde merkezi Messeplatz’da bir otelde harika bir fırsat yakalayınca orada kalmaya karar verdik. Messeplatz kültürel aktivitelerin, fuarların yapıldığı trend bir bölge. Dolayısıyla tam burada tramvay ve otobüs durakları bulunuyor. Yürüyerek de Grossbasel’e 15-20 dakikada varılabiliyor.

Biz havalimanı otobüsünden inip, tren istasyonunda bulunan tramvaya binerek 10 dakikada rezervasyon yaptığımız otel Hyperion Otel’e vardık.

Basel Hyperion Otel

Tramvay durağının hemen arkasında bulunan Basel’i gören bir kuleye sahip oteli bulmak çok kolay oldu. Resepsiyon görevlileri ve otelin temizliği ile rahatlığından çok memnun kaldık. Otel odası manzarası harikaydı. Gece uyurken ve sabah uyandığınızda tüm şehir ayaklarınızın altındaydı.

Ayrıca çikolatanın ülkesi İsviçre’de olduğumuzdan dolayı karşılama minik tobleronlarla yapılmıştı ki benim kalbimi çalmayı başardılar.

Basel Hyperion Otel’de toblerone ikramı

Mini bar tamamen ücretsizdi ve gördüğüm en dolu mini barlardan biriydi. Yine gitsem yine kalırım dediğim bir konaklama oldu.

Basel’de Gece Hayatı

Basel’e varışımız akşamı bulunca şehirle ilk tanışmamız gece oldu. Dışarı çıkmadan önce resepsiyon görevlisine etraf biraz sessiz ve sakin olduğu için ‘acaba buralar güvenli midir, yürüyerek gezebilir miyiz’ diye sorduk. Kendisi gayet kendinden emin bir tavırla ve kahkahayla ‘ Burası İsviçre, burada her yer güvenlidir, buna alışın.’ dedi 🙂

Hava Eylül ayının ortasında olmasına rağmen yazdan kalma bir gece gibi sıcaktı. Messeplatz’ın ikonik mimari yapısını izleyerek içinden geçtik. Etkinlik olduğunda müthiş bir hal alıyormuş; biz denk gelemedik. Ama karanlıkta bile çok etkileyiciydi.

Messeplatz
Messeplatz etkinlik hali-pinterestten alınmıştır.

Sonra yürüyerek Grossbasel’e yani tarihi şehire doğru yola çıktık. Yol boyunca restoranlar ve barlar gençlerle dolu çok hareketliydi. 10 dakika sonra büyüleyici bir manzaraya sahip bir köprüye geldik. ‘Mittlere Brücke’ köprüsü Ren Nehri üzerinde, 14. yüzyıldan kalma tarihi bir köprüydü. Üç ülke köprüsü de denen köprünün üzerinde yaya ve araç trafiği halen sürüyordu. Buradan Ren Nehri’ne baktığınızda ışıl ışıl parlayan, kralların konakladığı ünlü Grand Trois Rois otel bulunuyordu. Gece 12 olmasına rağmen hareketlilik sürüyordu ve bizde Grossbasel’de bulunan Marktplatz‘a yürümeye devam ettik.

Mittlere Brücke’den gece Basel Ren Nehri Manzarası

Marktplatz ve Rathaus

Basel’in ana meydanı Marktplatz’a vardığımızda hava karanlık bile olsa Rathaus yani Belediye Sarayı kızıl haliyle tüm ilgiyi üstüne çekiyordu. Gündüz ziyaret etmek isteyenler de binanın avlusunu gezebiliyor. Açık olduğu saatlere bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Basel Rathaus

Burada bulunan barlar sokağında kendimizi bulduk ve herkesin yaptığı gibi güzel havayı fırsat bilerek dışarıda oturup, içeceklerimizi içip sokağı seyrettik. Artık yorulunca otelimize tramvayla yürüyerek döndük ve Basel manzarasıyla geceyi tamamladık.

Ren Nehri ve Çevresi

Sabah erkenden uyandık. Penceremizden görünen hafif bulutlu Basel manzarasını izledikten sonra kendimizi şehrin sokaklarına attık.

Basel sokaklarında biz 🙂

Çünkü akşam Zürih yolcusuyduk. Gece yürüdüğümüz yola çıktık. Şehir yeni yeni uyanmaya başlamıştı. Burası da tamamen modern bir şehir değil kısmen tarihi yapılara sahipti.

İsviçre firması olan Migros her yerde karşımıza çıkıyordu. Sadece market değil, restoran ve bankası bile mevcuttu.

Tarihi Mittlere Brücke Köprüsü’nün yanından Ren Nehri kıyısına indik.

Basel Mittlere Brücke

Burada yürürken tarihi şehri aydınlatan güneş ışığıyla beraber Basel’e aşık oldum. Sanki bir masalın içine düşmüş gibiydik.

Ren Nehri Kıyısında ben
Ren Nehri Kıyısında Oğuz

Özellikle kiremit rengi tuğlalarla yapılmış, gotik mimariye sahip Münster Basel Katedral’i manzarayı mükemmelleştiriyordu. Banka oturup saatlerce bu büyüleyici manzarayı seyredebilirdim.

Zaman kısıtlıydı o yüzden saatlerce oturamadım tabi 🙂 Nehirde kano ile geçenler, yüzenler; nehir kenarında koşanlar ve bisiklete binenlerle her yerimiz spor yapan insanlarla doluydu.

Basel Ren Nehri’nde Kano Keyfi

Nehir kenarında yürüdükten sonra başka bir köprüden yürüyerek Grossbasel’e geçtik.

Ren Nehri Üzerinde Bulunan Köprü
Basel- Ren Nehri
Basel Ren Nehri’nde bakmaya doyamadığımız manzaralar

Burada bizi Kuntmuseum ana ve ek binası karşıladı. Basel’in bu önemli güzel sanatlar müzesini gezemedik çünkü yeterli vaktimiz yoktu. Art Basel’in yapıldığı ve birçok sanat etkinliğine ev sahipliği yapan Basel’de 40’a yakın müze bulunuyor. Sanatseverlerin bu yüzden uzunca bir vakit ayırmasını öneririm.

Çöp konteynırlarında bile sanatla mizahı birleştirmeyi başarabilmişler

Cafe Frühling ve Spring Coffee Roasters

Buradan sonra kahveye olan özlemimiz ve açlığımız iyice artmışken daha önceden görmeyi planladığımız Cafe Frühling’e gittik.

Basel Cafe Frühling

Kahvelerini yanlarında bulunan kahve kavurma dükkanı Spring Coffee Roasters’dan temin eden Cafe Frühling Basel’in sayılı nitelikli kahve dükkanlarından biriydi.

Sokağın köşesine yerleşmiş dükkanda dışarısı ve içerisi oldukça keyifli, sosyalleşmeye yönelik düzenlenmişti.

Suyu ücretsiz olarak alabileceğiniz bir köşe oluşturulmuştu. Hemen birer cappuccino söyledik ve mekanın sevilen kahvaltısından ısmarladık.

Café Frühling Kahvaltı standı
Cafe Frühlinge kahve zamanı

Kahvaltısı şık sunumuyla bir kişiye yetecek kadardı. Tabii fiyatlar pahalıydı. İki kişi kahve ve kahvaltıya 40 CHF ödedik.

Sonrasında Spring Coffee Roasters’dan eve götürmek için bir paket kahve çekirdeği aldık.

Spring Coffee Roasters’dan aldığımız kahve çekirdeği

Old Town (Eski Şehir)

Eski şehir kısmında 15. yy’dan kalma tarihi yapılar arasında yürüyüşümüz çok keyifliydi.

Basel Old Town

Her adımda mimariye, temizliğe ve şehirdeki huzura hayran kaldık. Bu arada şehrin çoğu yerinde sokak çeşmeleri mevcuttu ve hepsi yine harika mimariye sahipti.

Bu çeşmelerden ayrıca su da içilebiliyordu (içilemez ise uyarı yazısı bulunuyor). Alp’lerden gelen suyun tadına vararak doya doya her yerde ücretsiz bir şekilde içebildik. Bunun için yanımızda da matara götürmüştük. Mataramızı suco markasından aldık. Hem doğa dostu hem de boşken katlanabiliyor ve çantada yer kaplamıyordu.

Basel’de çeşmeden matarama su doldururken

Eski şehirde Münsterplatz’a geldiğimizde görkemli şehrin manastırı bizi karşıladı. Romanesk ve gotik mimariye sahip manastır 1300’lü yıllarda inşa edilmiş ve şehrin en güzel yapılarından biri sayılıyor.

Basel Manastırı

Basel Manastırını gezdikten sonra eski şehir sokaklarında koşu yapanlara eşlik ederek otelimize döndük.

Buradaki bir günümüz çok hızlı ve keşiflerle dolu geçmişti.

Basel Old Town

Hem modern hem de tarihi şehri, kültürel aktiviteleri, spor olanakları bir gezgini ya da tatilciyi, tatil yapan bir aileyi tatmin edici şekildeydi. Kolay ulaşımı, çoğu yere yürüyerek gidebilme olanağını, bisiklet sever bir şehir oluşunu ve Alp dağlarından akan çeşme sularını çok sevdik; tabii bir de her tür çikolatasını 🙂 Lokasyonunun da etkisiyle bir daha yolumuzun düşmesini planlıyoruz (Tabii döviz kurlarında düşme olmasını ümit ederek).

Basel Old Town’da Kaplan’lar Keşifte ekibi 🙂

Yeni yazılarla görüşmek üzere! Takipte kalın!

Meltem

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 13 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.