All posts filed under: Avrupa

Avrupa Gezileri

3rd Wave Coffee Shops: Barcelona

Three things that excited me, before going to Barcelona were; Infamous Architect Antoni Gaudi’s works, Barceloneta Beach and 3rd Wave Coffee Shops. I will tell you all about Barcelona’s cute metropolitan face, horrifying gothic alleys, and Gaudi on another post. In this post Coffee is our only topic.

TOP 5 Foods to try in San Miguel Bazaar (Mercado de San Miguel)

Madrid’e gidip tapas yemeden dönülmez. Hele ki San Miguel Pazarı’na uğramadan asla ve asla dönülmez. Madrid’in en bilindik meydanı Plaza Mayor’a mutlaka yolunuz düşecektir. San Miguel Pazarı’da buraya sadece birkaç adım uzaklıkta. Hatta bizim gibi Madrid’e yeni gelmiş ve açıkmış bir gezginseniz Plaza Mayor’den önce ilk uğrayacağınız yer. If you visit Madrid, you can not leave unless you eat tapas. But if you didn’t drop by San Miguel Bazaar, never ever think of leaving Madrid in the first place. You will most definitely happen by Madrid’s best-known town square Plaza Mayor. That San Miguel Bazaar I told you about is just a few steps away from here. Then again, if you too are a newcomer in Madrid and starving, as we did, Plaza Mayor will be your first stop. İspanyol geleneksel pazarı 1916 yılında kurulmuş fakat günümüzde korunan tek kısmı demir iskeleti olmuş. Günümüze ulaşabilen bu mimarideki tek pazar olma özelliğini taşıyor. 20.yüzyılda camdan duvarlarla modernize edilerek günümüze taşınmış. Sadece İspanya’da değil; dünyaya da adını duyuran bu pazar ‘gastronomik tapınak’ olarak adlandırılıyor. This traditional Spanish …

A Coffee Trip to the 3rd Wave Coffee Shops of Madrid

İspanya’nın bürokratik olduğu kadar şık ve modern şehri Madrid‘te nitelikli kahvenin izini sürdük. Zamanımız yettiği kadar ve bünyemiz kafeini tolere edene kadar kahve denedik. Bazılarını çok sevdik. Kahveseverler için küçük bir rehber hazırladık. In Madrid, a bureaucratic yet stylish and modern city of Spain, we went out hunting after quality coffee. We tasted every cup of coffee as much as our time sufficed and our bodies could handle the caffeine intake. A little spoiler, we fell in love with one of them. Here is a small guide for you, our beloved coffee enthusiast. TOMA CAFE Madrid’in son zamanlarda popülerleşen bölgelerinden Malasana’ya yolunuz düşerse, nefis kahve kokusunu takip ederek Toma Cafe‘ye ulaşabilirsiniz. Sokağa açılan iki büyük penceresinin önüne geldiğinizde doğru yerdesiniz demektir. Sizden önce kokuyu alanlar size yer bırakmamış olursa sakın şaşırmayın 🙂 If you happen to pass by Malasana, which lately became a popular hangout place in Madrid, you will surely find your way to Toma Café with your eyes closed and following your nose to the source of familiar scent of coffee. When you …

IBIZA’S BEST HIPPY MARKETS

Balear Ada’larının en ünlüsü İbiza, bir parti adası olması dışında geçmişte hippilere ev sahipliği yapmış bir ada. Sayıları azalsa da halen var olan hippilerle beraber, ‘Hippi Market’ kültürü de devam ediyor. Adına uygun %1-2 satış noktası olup geri kalan günümüze uygun tasarımlara yerini bırakmış olsa da ‘Hippi Market’ adının yaşatılabilmesi güzel. Daha önce pek de ayrıntılı bilgi sahibi olmadığım hippi marketlere, İbiza seyahatimiz öncesi araştırmalarım sonucu merakım arttı. En önemli 5 hippi marketten sadece 2’sini ziyaret edebildik çünkü hepsinin farklı bir günü vardı. Sizlere rehber olması açısından bu 5 hippi marketi ve deneyimlediklerimizi sizlerle paylaşacağım: İbiza, most famous of the Balearic İslands is not only an island for parties but also had hosted hippies back in the days. Eventhough hippie population is declining, with the few hippies left ‘Hippy Market’ Culture is still strong and attracting people. Altough only 1-2% of the sale spots do live up to their name and the remaining spot taken over by the modern designs of our time, it is pleasing to see that the name ‘Hippy Market’ is preserved. …

Aşıklar Şehri Roma’nın Diğer Yakası: Trastevere

‘Roma’da Tiber Nehri’nin diğer yakasına geçmeden Roma’yı görmüş sayılmazsınız.‘ sözüne kulak vererek Trastevere yollarına düştük. Monti bölgesinden bindiğimiz otobüs ile yaklaşık 25 dakikada Trastevere’ye vardık ve Piazza di Bocca di Verita‘da indik.  Nehrin öte yakasına nazaran buradaki hava çok daha farklıydı. Buradaki binalara bakınca tarihi yapılarından ziyade eski, kırık-dökükhalleri ilk göze çarpan şey oluyor. Fakat yaşanmışlık hissinin ön planda gördüğümü söyleyebilirim. 20. yüzyıldan önce dışlanmışların yaşadığı bir bölge olan Trastevere, 20.yy’ın başından itibaren sanatçıların ve bohem yaşayan zenginlerin bölgesi haline dönüşmüş.   Ferzan Özpetek’in de yaşadığı yer olan Trastevere’nin daracık sokaklarında ilerlerken onun da bu sokaklardan nasıl ilham aldığını anlayabiliyordum.  Santa Maria Meydanı‘na geldiğimiz de Trastevere’nin kalbine gelmiştik. Küçücük meydanın her yanında bir sokak sanatçısı vardı. Havada uçan renkli su baloncukları ile beraber müzisyenlerin ezgileriyle tam bir şenlik yeriydi. Roma’daki çoğu meydanda olduğu gibi burada da restaurant ve kafeler vardı. Aperol spritz’lerini yudumlayan turistler etrafı izliyorlardı.  Meydana adını veren Santa Maria Bazilikasının restorasyon işlemlerinden dolayı dış kısmı örtülüydü fakat ziyarete açıktı. 3. yüzyılda yapılan bu küçük bazilikanın içi beklentimin çok üstünde güzeldi. Diğer Roma kiliselerinden …

Vatikan ve Aşıklar Şehri Roma

Roma… Aşıkların şehri. Şubat ayında rotamızı bu büyülü şehire çevirmiştik. 3,5 günlük gezimizin ilk gününü ayrı bir devlet olan Vatikan’a diğer günleri Roma’daki önemli yapılara ayırmıştık. 1 haftalık İtalya gezimizin son kısmına gelmiştik ve artık çok yorulmuştuk. Ama aslında asıl yorucu kısım şimdi başlıyordu. Bu uzun gezimizi birkaç bölümde size anlatmayı planlıyordum fakat ilk 2 gün fotoğraflarım icloud ve bilgisayar üzerinden silindiği için o günleri özet geçerek iki bölümde ve Trastevere’yi ağırlıklı olarak anlatacağım. Ama şimdiden müjdelemek isterim ki fotoğrafları kaybedip üzülmeme dayanamayan eşim ( yazarımız bamm bamm) üzüntüme dayanamayıp şimdiden ileri bir tarihte tekrar Roma gezisi sözü verdi bile 🙂 Roma, İtalya’nın en kalabalık şehri. Yedi tepeden oluşan şehir bana biraz İstanbul’u anımsattı. Sezar’dan bu yana değişmemiş kaldırım taşları olmasa inanın çekilmez bir trafiği var. Romantizmi bozmak istemiyorsanız yürüyerek ulaşımı tercih etmenizi öneririm. Vespa kiralayarak da film tadında bir Roma gezisi yaşayabilirsiniz. Motorsiklet trafiğinin de pek parlak olmadığını belirtmek isterim:) Böyle büyük bir şehir de kullanabileceğiniz diğer ulaşım araçları ise metro ve otobüs. 48-72 saatlik müzeleri de kapsayan toplu taşıma için de kullanabileceğiniz Roma Pass’de …

Medici’lerden Toskana’ya Miras Floransa Bölüm 2

14 Şubat sabahına Floransa’da uyandık.  Sevgililer günü planımız Floransa’nın nadide eserlerinin sergilendiği en önemli galerilerinden biri Uffizi Galeri’yi gezmekti. Kalabalıktan nasibimizi almamak için Uffizi Galerinin online sitesinden extra 5 euro ödeyerek sabah erken saatlerde rezervasyon yaptırmıştık. İsterseniz Firenze Kart alarak da ön sıralarda giriş yapabilirsiniz. 3 gün geçerli bu kartla 72 müzeyi 72 euro karşılığında gezebilirsiniz. Ama bir Uffizi galeriyi gezmek bile bir gün aldığını düşünürsek çok efektif bir seçenek olduğunu düşünmüyorum. Erken kalkıp otelde kahvaltı yaptık. Signoria Meydanı’nda yer alan Uffizi Galeriye 15 dakikada yürüyerek ulaştık. Rezervasyon yaptıranların ayrı olan girişinden içeri girdik. Sesli rehber aldık ve başladık gezmeye. Ünlü Medici ailesine ait eserlerin sergilendiği eskiden yönetimi sağlayan ofislerin bulunduğu galeride her adımda bir heykel bir tablo vardı. En çok Botticelli’ye ait eserlerin olması yanısıra Leonardo, Michelangelo, Raffaello, Caravaggio, Goya gibi önemli sanatçıların birçok eseri burada sergileniyordu. İnanın ben böyle birşey görmedim! Birkaç gün ayırsam yine de bitmez öyle müthiş bir galeri. Medici ailesinin ‘İtalyan rönesans’ını nasıl başlattığını buradan bile anlayabilirsiniz ki şehir zaten başlı başına bir açık hava müzesi gibi…Muhteşem! Eğer gelirseniz şu Uffizi’de görmeniz gereken başlıca eserleri şöyle …

Medici’lerden Toskana’ya Miras Floransa Bölüm 1

Sanatın ve Toskana’nın başkenti, Leonardo da Vinci ve Michelangelo’nun doğduğu  Floransa’yı 3 günde gezebildiğimiz kadarıyla sizlere aktaracağım. Böyle özel bir şehri bir yazıya sığdırmak oldukça zor olacak. Yazıma başlarken size ilk önce bu şehri bir hataya düşüp bir güne sıkıştırmamanızı öneririm. 100 tane müzenin bulunduğu bir şehirden bahsediyoruz ki inanın 3 günde bile ağzımıza bir lokma bal çalınmış gibi oldu. Haydi başlayalım Floransa’yı turlamaya! Floransa’ya Venedik’ten trenitalia ile hızlı trenle gittik. Tren biletimizi almayı son güne bıraktığımız için normalin üzerinde bir fiyata aldık. Önceden alırsanız eğer kişi başı hızlı tren bileti fiyatı 36 euro’dan başlıyor. Venedik St. Lucia yani Venedik eski şehirden bindiğimiz tren Venedik Mestre’ye uğrayarak 2 saatte Floransa’ya ulaştı. Premium class koltuk seçimi ile yaptığımız yolculuğumuz ikram edilen atıştırmalıklarla rahat ve keyifli geçti. Karşısında bulunan kiliseden ismini alan Floransa Santa Maria Novella tren garına vardığımızda şaşkınlığa uğradım. Bu kadar büyük ve kalabalık bir gar beklemiyordum. Kalabalığı geçerek garın dışına çıktığımızda tam karşısındaki Santa Maria Novella kilisesini gördük. Yer ayırttığımız otele doğru yürümeye başladık. Arnavut kaldırımda valizlerle yürümek biraz zor oldu. Rezervasyon yaptığımız Milu Hotel ‘i seçerken hem …

Toskana’nın Kahverengi İncisi Siena

Toskana şehirlerlerinden biri, ortaçağdan bu yana korunan ve UNESCO dünya mirasları listesinde yer alan Siena’yı bir günde gezdiğimiz önemli durakları ile beraber anlatacağım size. Türkiye’den direk bir ulaşım yolu olmayan Siena’ya biz Floransa’dan trenle gittik. Santa Maria Novella tren garından biletmatiklerden trenitalia’nın Siena seferini seçtik ve kişi başı 9 euro’ya biletimizi aldık. Neredeyse yarım saatte bir tren seferi var o yüzden panik olup önceden bilet almanıza gerek yok. Hızlı tren değil normal trenle yapılan yolculuk rötar ve duraklamalarla 1 buçuk saati buluyor hatta aşabiliyor. Otobüs tercih etmek isteyenler ise yine tren istasyonu yakınındaki duraktan direk otobüslere binebilir. Yolculuk süresi de trenle neredeyse aynı. Otobüsün son durağı eski şehire daha yakın. Tren istasyonundan şehir ise otobüs ile 10 dakika. Yürüyerek de yarım saat kadar.     Floransa’dan Siena’ya yaptığımız tren yolculuğu tablo gibi manazaralar eşliğinde keyifli geçti. Siena tren garından şehre ulaşmak için garın alt katındaki otobüs duraklarına indik. 1.2 euroya bir büfeden aldığımız biletlerle S7 ye bindik. Şehrin yeni kısmından başlayan yolculuğumuz 10 dakikada eski şehirde piazza del sale’de bitti.  Kahverengi şehir ışıl ışıldı ve eski …