İzmir’in Gizli Kalmış Cennetleri: Birgi ve Gölcük

İstanbul’dan İzmir’e taşındıktan sonra çevremde bana en çok sorulan soru ‘İstanbul’dan sonra İzmir’de yaşamak sosyal anlamda tatmin ediyor mu? oluyor. İzmir’in tarih boyunca ev sahipliği medeniyetlerin izini sürerken, Ege’nin her mevsim farklı güzel olan doğasıyla mest olurken, neden bu zamana kadar taşınmamışım diyorum.

DSCF0038 kopya

Birgi’ye ayak bastığımda da bu düşüncem bir kez daha aklımdan geçti. İzmir’e arabayla 2 saat uzaklıkta olan Birgi Köyü’ne İzmir Basmane garından kalkan trenle Ödemiş’e gidip oradan Birgi minibüsüne de kullanarak gidebilirsiniz. UNESCO  geçici kültür mirasları listesine giren Birgi, aslında artık Ödemiş’in bir mahallesi ama ben eskisi gibi köy demeyi daha uygun buluyorum.

DSCF0252 kopya

Birgi’nin öyle derin bir geçmişi var ki; sokaklarında gezerken kılıçların sesi kulaklarımda çınlıyor gibiydi. Sırasıyla Frigler, Lidyalılar, Persler, Pergamonlular ve Romalıların egemenliği altına girmiş ve 13. ve 14. yüzyıllarda Aydınoğulları Beyliği‘ne başkentlik yapan bu küçük şehir kim bilir ne savaşlara, ne zaferlere şahit olmuştu!

Birgi tahmin edebileceğiniz gibi küçük bir yer dolayısıyla yürüyerek gezmek en iyi seçenek. Arabanızı herhangi bir yere ücretsiz bırakabilirsiniz.

Birgi’de gezilebilecek başlıca tarihi yapılar ise şöyle: (vaktiniz kalırsa görselde bulunan listede bulunmayan eserleri de gezmenizi öneririm)

Çakırağa Konağı (18.Yüzyıl)
Aydınoğlu Mehmet Bey Camii (14.Yüzyıl)
Aydınoğlu Hamamı (14.Yüzyıl)
İmam-ı Birgivi Türbesi (16.Yüzyıl)
Sandıkoğlu Konağı (19.Yüzyıl)
Birgivi Mehmet Efendi Medresesi (16.Yüzyıl)
Karaoğlu Camii (18.Yüzyıl)
Birgi Surları
Demiri Mağaza (16.Yüzyıl)
Küp Uçuran (12.Yüzyıl)

DSCF0229 kopya

Biz arabamızı şehrin girişinde uygun bir yere bıraktıktan sonra kahvaltımızı yapmak için Saliha Hanım Taş Konak’a gittik. Konak Cumhuriyet dönemi mimarisine sahip ve 2014 yılında restore edilerek Birgi’ye tekrar kazandırılmış.

DSCF0068 kopya

Birgi’nin simgesi narlarla süslenmiş avlusu ile bizi karşılayan konakta serpme kahvaltı servis edildi. Kahvaltı leziz fakat Ödemiş’in meşhur patatesi dışında sıradandı. İlgi ile servis yapan ekip bu açığı kapatıyordu. Fiyatlar ise kahvaltı için Birgi’de çok uygun. Çoğu yerde kişi başı 20-25 tl arasında değişiyor.

DSCF0052 kopyaDSCF0050 kopya


Tam da nar mevsimindeyken nar suyumuzu içmeden gidersek olmazdı. O yüzden tazecik sıkılmış nar suyunu resmen hüplettik. Mükemmeldi!

Restorasyon sonrası etnik şekilde dekore edilmiş sofayı gezdik. Otelin odalarına restorasyon sonrası ilk kalan kişilerin ismi yazılmıştı. ‘Unutursam Fısılda’ filmi çekilirken burada kalan ilk isim Çağan Irmak olmuş. Son dönemde ‘Yeşil Deniz’ dizisi, Cem Yılmaz’ın rol aldığı iş bankası reklamları çekilirken ekipler burada konaklama yapmış.

DSCF0060 kopyaDSCF0061 kopya

Konak sofasında kısa geziden sonra konağın çaprazında yer alan Dervişağa Camii’nin mimarisini dışarıdan inceledik.

DSCF0069 kopya

Nehir kenarında yer almış servi ağaçlarının gölgesinde tarihi şirin evleri inceleyerek biraz ileride yer alan Çakırağa Konağına doğru yürüdük.

DSCF0072 kopyaDSCF0079 kopya

DSCF0083 kopya

Yol üzerinde rastladığımız köprüden karşıya geçerek öncesinde Çukur Medrese’yi gezdik.

DSCF0097 kopya

Restorasyonu çok başarılı olmamış, odaları görsel olarak iyi sunulamamış olsa da Birgi’nin geçmişine ait parçaları gördük ve bilgilendirmeleri okuduk.

DSCF0101 kopya

Karşısında yer alan Çukur Hamam’ı ziyaret ettik. Özensiz yerleştirilmiş bilgilendirme panolarını okuduk.

DSCF0119 kopyaDSCF0124 kopya

Burada çok oyalanmadan sokak köşelerine yerleştirilen yönergeleri takip ederek Küp Uçuran Kulesine vardık. Burası Bizans İmparatorluğundan kalma ongen şeklinde bir gözetleme kulesiydi. Maalesef çatısı çökmüştü ve çok bakımsızdı. Ziyarete kapalıydı. Tarihi öneme sahip, Birgi’yi canlandıracak bir yapı resmen kimsesiz bırakılmıştı. Çok yazık!

DSCF0144 kopya

Birgi’nin doğa ve tarihi birarada bulunduran sokaklarından yürüyerek 5 dakikada Çakırağa Konağına vardık. Birgi zenginlerinden birine ait konak köyün en etkileyici yapısı sayılıyor. 19. Yüzyıl mimarisini yansıtan konağın üst katı konak sahibinin Venedik hayranlığından dolayı Venedik’ten getirilen ahşaplarla yapılmış ve tavanlarında Ege’de bulunan meyve resimleri varmış. Varmış diyorum çünkü gittiğimizde Çakırağa Konağı kapısı duvardı; tadilata alınmıştı. Ne zaman açılacağı belirsizdi.

DSCF0165 kopyaDSCF0164 kopya

Biraz hayal kırıklığına uğradık ama keyfimizi bozmadan hemen yanındaki Nardanesine göz attık. Bu şirin, renkli etnik dekorasyonlu mekan kahvaltı yapabileceğiniz alternatif adreslerden biri burası. Mevsiminde nar ve mandalina suyu da içebilirsiniz.

DSCF0160 kopyaDSCF0155 kopyaDSCF0158 kopya

Nehir kenarında yürüyerek yöresel ürünler ve el işleri satılan tezgahlara göz attık. Çok az sayıdaydılar. Tezgahlarda mutlaka peksimet vardı.

DSCF0167 kopya

Çok sayıda ücretsiz üstü açık belediye tur otobüsü ile turistler gezdiriliyordu. Hoş bir uygulamaydı ama biz kullanmadık.

Çakırağa Konağından 10 dakika yürüyerek Türkiye’nin en güzel meydanlarından biri sayılan Birgi Köy Meydanına geldik.

DSCF0207 kopya

Köy kahveleri ve köyün en önemli tarihi eserlerinden Aydınoğlu Mehmet Bey Camii burada yer alıyordu. Ege’nin en eski camilerinden biriydi ve yanında Aydınoğullarının mezarları vardı.

DSCF0175 kopya

Cami içine eşim girdi ve gezerken kendisine yetkilinin anlatımında aşağıda net olmamakla beraber gördüğünüz kapının çalınmış olduğunu 3 sene kadar türkiye dışında kalmış, ingiliz bir turistin haber vermesiyle ülkemize geri kazandırılmış olduğunu öğrendik.

DSCF0183

Bahçesinden karşıya baktığınızda yeşile boyanmış harika bir Birgi manzarası göreceksiniz. Bu manzarayı sakın ama sakın kaçırmayın!

DSCF0195 kopya

Caminin bahçesinde bulunan doğal ürünler ve hediyelik eşyalar satan dükkandan kendinize ve sevdiklerinize küçük hatıralar alabilirsiniz.

DSCF0200 kopyaDSCF0205 kopyaDSCF0203 kopya

Meydanda bulunan köy kahvelerinden birine oturup Birgi’ye doymanızı öneririm. Meydanda satış yapan köy halkından da alışveriş yapabilirsiniz. Ödemiş patatesi ve mevsiminde kestane almanızı öneririm.

DSCF0206 kopya

DSCF0226 kopya

Biz Mor Fesli adlı mekana oturduk ve 2 bardak nar suyuyla günlük C vitamini ihtiyacımızın neredeyse tamamını gidermiş olduk.

DSCF0216 kopya

DSCF0215 kopya
C vitamini deposu taze sıkılmış nar suyu

Servi ağaçlarının gölgesinde bıraksanız bir gün oturabilirdim öyle güzeldi. Turistlerin telaşesini ve yerli halkı izlemek çok keyifliydi. Zamanın yavaş aktığını görebildiğim yerleri her zaman sevmişimdir.

DSCF0243 kopya

Buradan sonra İmam Birgivi Medresesi açık olmadığı için gezemedik. Meydanda Gazi Umur Bey’in heykeli vardı.

DSCF0228 kopya

Buradan nehirin diğer yakasını gezerek arabamızı park ettiğimiz yere doğru yürüdük. Nehrin diğer yakasında bulunan 19 yy. mimarisinin sade örneği olan Sandıkoğlu Konağı’da tadilatta olduğu için göremedik. Akşam üzere herkes evlerine çekilmiş. Evlerin dumanları tütmeye başlamıştı. Nehrin diğer yakasında ara sokaklarda birçok güzel süprizle karşılaştık.

DSCF0233 kopya

DSCF0245 kopya

DSCF0237 kopya

DSCF0249 kopya

Birgi’nin meşhur esnaf lokantası Baba Lokantasına ancak akşam üzeri gidebildik. Öğle saatlerinde yemek yemenin makbul olduğu, oğlak güveç, kuru-pilav ve tahinli baklavası meşhur olan lokantada günün sonuna geldiğimiz için yemeklerden az az kalmıştı.

DSCF0255 kopya

Bizde mercimek çorbası içtik. Sıcacık ve çok lezizdi. Bir de tahinli baklava ve kadayıf tatlısı denedik ki yok böyle bir lezzet!

Birgi’nin tarih kokan sokaklarını geride bırakarak yarım saat uzaklıktaki tektonik oluşumlarla meydana gelen Gölcük Gölü’ne günü batırmak için yola çıktık. Bol virajlı ama enfes doğa manzaralarıyla süslü yoldan göle ulaştık. Yazlık evler genelde kapatılmış herkes şehre dönmüş, göl sessizliğe bürünmüştü. Sonbahar renkleri yavaş yavaş doğasını ele geçirmeye başlamıştı. Sarıdan yeşile renk cümbüşü ve dinginlik tam da şehir insanının aradığı huzurun formülü gibiydi.

DSCF0268 kopyaDSCF0274 kopyaDSCF0294 kopyaDSCF0273 kopya

Göl çevresinde tesisler oldukça bakımsız kalmıştı. Bir tane kapalı alanı da bulunan restaurant vardı diyebilirim.  Pazarın kapanışına denk gelsek de kiraz, üzüm ve erik kurularından almayı ihmal etmedik.

DSCF0296 kopyaDSCF0297 kopya

Merkezde bulunan fırından kışlık peksimetlerimizi de aldık. Kilosu sadece 8 tl’ydi. Bölgenin en iyi peksimetleri buradaymış. Kış boyunca ıslatılıp tulum peynirle yenmesine doyum olmazmış.

DSCF0302 kopya

Güneşi göl kenarında gökyüzünün harika renk şovuyla batırdık. 

DSCF0305 kopya

İzmir’de binlerce yıllık tarihin ve doğanın izinde bulduğumuz Birgi’yi çok sevdik. Hafta sonu gezisi için ideal bir rota. Sadece biraz ilgisiz kalınması ve değerinin bilinmemesine üzüldük. Bu ilgisizlikten dolayı UNESCO geçici dünya mirasları listesine yer alan Birgi’yi kalıcı listeye sokabilmek için daha çok yolumuz var gibi görünüyor.

Yeni keşiflerle görüşmek üzere!

Meltem

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 13 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

İzmir’in Gizli Kalmış Cennetleri: Birgi ve Gölcük” konusunda Bir Fikir

  1. Yine güzel bir anlatımla Birgi’yi hatırlattın teşekkür ederim. Çakır Ağa konağı epeydir restorasyonda sanırım. Yabancılar tarihi eserlerine sahip çıkarken biz tam tersini yapıyoruz maalesef. Üstelik restore edelim derken maskara ediyoruz. Çok kızıyorum. Dünya miras listesinde bile geçiciyiz ne demekse…
    Kalemine sağlık Meltem’ciğim. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.