Amasya’nın İlk 3.Dalga Kahvecisi: Mountain Coffee&Bakery

Dünyanın ilk coğrafyacısı Strabon tarafından adı verilen ‘Amaseia’ yani Amasya’ya uzun Samsun-İzmir dönüş yolculuğumuzda uğradık. Yolumuzu 2 saat daha uzatarak doğal güzellikleri ve tarihiyle ünlü şehrimiz Amasya’yı görmeye karar verdik. Daha önce Amasya’yı ben gezmiştim fakat eşim Oğuz Derya ilk kez görecekti. Amasya’yı tam anlamıyla gezmek için en az 2 gün gerekliydi ve bunu ileri bir tarihe planladık. Bu ziyaret biraz şehrin silüetini görmek amaçlıydı.

"Amasya’nın İlk 3.Dalga Kahvecisi: Mountain Coffee&Bakery"

Samsun’un İlk 3.Dalga Kahvecisi: Braavos Coffee Factory

Kurban Bayramı tatilinin 10 gün olmasını fırsat bilerek yine yollara düştük. Hem tatil hem de aile ziyareti için Samsun’a geldik. İzmir’den çıktığımız 1100 km’lik uzun yolculuğun sonunda bir süre dinlendikten sonra son zamanlarda hızla değişen ve gelişen Samsun’u keşfe çıktık.  

"Samsun’un İlk 3.Dalga Kahvecisi: Braavos Coffee Factory"

Aydın’da Bir Yol Üstü Durağı: Ağaçlı Köy

Arabayla yapılan yolculukların benim için en güzel kısmı yol üzerinde verilen kısa molalardır. Eşim Oğuz (yazarımız dr_ottoman)’da benim gibi olunca bizim yolculuklar molalarla uzadıkça uzuyor 🙂 Bugün de İzmir’den Kuşadası’na giderken yeni bir köy keşfettik. Doğası, eski Rum evleri, zeytini ve dev bazlamalarıyla ünlü Ağaçlı Köy’ü bu kadar zamandır nasıl es geçmişiz bilmiyorum.

"Aydın’da Bir Yol Üstü Durağı: Ağaçlı Köy"

Denize Kahve Çekirdeği Düştü!

Evet yanlış duymadınız; bu yıl karpuz kabuğu değil kahve çekirdeği denize düştü ve benim için yaz geldi. Yaz gelince Ege Bölgesi’nin sahil şeridinde deniz, kum, güneşin tadını çıkarırken nitelikli kahve yapan yerlerin arayışına girdim. İzmir, Çeşme, Alaçatı’da birçok mekan bulunuyordu ama hepsi plajlara uzak konumdaydı. Fakat deniz sezonun açılmasıyla durum değişti.  Şehir merkezlerinde yer alan kahve dükkanları ‘yazlık’ şubeler açtı. Şimdilik sayıları az olsa da nitelikli kahve adına büyük bir gelişme olduğunu söylemeliyim. Yaz ile…

"Denize Kahve Çekirdeği Düştü!"

Alaçatı’da Yağmurlu Bir Akşam Kaçamağı

İzmir’e taşınmamızın en güzel taraflarından biri sadece ‘tatil’de gidebildiğimiz yerlere artık iş çıkışı bile gidip gelebiliyor olmamız oldu. Buna hala alışabildiğimizi söyleyemem. Özellikle geri dönüş yolunda hep İstanbul’a dönüyormuşum gibi hissediyorum. Havaalanı sapağını geçince derin bir oh çekiyorum 🙂 Fırsat buldukça gittiğimiz adresleri ve tecrübelerimi de blogta sizlerle paylaşacağım. Bu yaz bol Ege içerikli yazılarım olacağını şimdiden söyleyebilirim. İş çıkışı İzmir’e çılgınca bir yağmur yağarken Alaçatı’ya doğru yola çıktık. 45 dakikada vardığımızda tatlı bir yağmur…

"Alaçatı’da Yağmurlu Bir Akşam Kaçamağı"

Bodrum’da Yeni Keşiflerle Yaza Merhaba

2017 yazı açılışını Bodrum’da yapalım dedik. Hem geçirdiğim ameliyat sonrası toparlanma sürecinde Bodrum’un iyi geleceğini düşündük. İzmir’den 3 saat uzaklıkta olması da bizim için büyük bir avantajdı. İstanbul’da yaşadığımız zamanlarda uçakla bile gelmek rötarlar yüzünden daha uzun sürüyordu. Bodrum girişinde sembolik beyaz evleri, begonviller ve İstanbul’u aratmayacak bir trafik karşıladı bizi.  Ne de olsa 160 bin nüfusu ile artık Türkiye’nin en büyük ve kalabalık ilçesiydi. İstikametimiz bu sefer Gündoğan’dı. Eski adı farilya olan, Bodrum’un en…

"Bodrum’da Yeni Keşiflerle Yaza Merhaba"

İzmir’in Enginar Çiçeği Urla

İzmir’e taşındıktan sonra 38 km uzaklıktaki Urla’ya çok kez gitme fırsatım oldu. Rumca ‘sazlık’ kelimesinden ismini alan şehir aslında öncelerde pek popüleritesi olmayan sakin, kendi halinde bir yermiş. Sakinliği ve şehrin antik çağlardan bu yana bir üretim yeri olması, gurme yanı keşfedilince kalabalıklaşıp, farklılaşmış.  Sakız enginarının kalbi olması yanısıra içinde bir bağ yolu da bulunuyor. Bu cevherlerle gelişerek kalabalıklaşması çok normal bir durum olarak görülüyor ki İzmir’e 40 dakika kadar uzaklıkta olması da bunda büyük…

"İzmir’in Enginar Çiçeği Urla"

İzmir’de Bir Köy ve Dağ Restoranı

İzmir’in ilçesi olan Tire’nin doğasına ve mutfağına olan merakım İstanbul Mikla Restaurant’ta yediğim o müthiş Tire’den alınmış karadutlarla yapılan karadut çorbası tatlısından sonra başladı. Bundan sonra İzmir’e taşındığımızdan itibaren burada da Tire sütü ve yoğurdu ile karşılaştım. Tire’yi araştırırken en ilgimi çeken yer ise Kaplan Köyü oldu. İzmir’e 80 km uzaklıktaki bu cevheri keşfetmeye karar verdik. İlk önce yeşile, şeftali ağaçlarına ve gelinciklere doyduğumuz harika bir yoldan Tire’ye ulaştık. Bulduğumuz bir gelincik tarlasında sahibi tarafından kovulmadan bol…

"İzmir’de Bir Köy ve Dağ Restoranı"