Paris’te Şık Bir Öğle Yemeği: Le George

Paris sanatın, modanın ve yemeğin kalbinin attığı yerlerden biri. Durum böyle olunca, Şubat ayında yaptığımız Paris seyahatinde mümkün olduğunca bizi mutlu edecek yemek adreslerini ziyaret etmeyi planladık.

Bu planlardan biri de bir Parisli gibi şık bir mekanda, lezzeti ödüllendirilmiş bir restoranda yemek yemekti. Bunun için seçimimiz Le George’dan yana oldu.

"Paris’te Şık Bir Öğle Yemeği: Le George"

San Miguel Pazar’ında Tadılması Gereken 5 Lezzet (Mercado de San Miguel)

Madrid’e gidip tapas yemeden dönülmez. Hele ki San Miguel Pazarı’na uğramadan asla ve asla dönülmez. Madrid’in en bilindik meydanı Plaza Mayor’a mutlaka yolunuz düşecektir. San Miguel Pazarı’da buraya sadece birkaç adım uzaklıkta. Hatta bizim gibi Madrid’e yeni gelmiş ve açıkmış bir gezginseniz Plaza Mayor’den önce ilk uğrayacağınız yer.

"San Miguel Pazar’ında Tadılması Gereken 5 Lezzet (Mercado de San Miguel)"

Toledo’da Şık Bir Akşam Yemeği: El Carmen de Montesión

While I was planning our stay in Toledo, I searched for a venue, a restaurant where we could feast our taste buds with local food. All recommendations that I came up with pointed to El Carmen de Montesion. The fact that the Restaurant being a  Michelin 1 Star Restaurant had played a major role in deciding.

"Toledo’da Şık Bir Akşam Yemeği: El Carmen de Montesión"

Aydın’da Bir Yol Üstü Durağı: Ağaçlı Köy

Arabayla yapılan yolculukların benim için en güzel kısmı yol üzerinde verilen kısa molalardır. Eşim Oğuz (yazarımız dr_ottoman)’da benim gibi olunca bizim yolculuklar molalarla uzadıkça uzuyor 🙂 Bugün de İzmir’den Kuşadası’na giderken yeni bir köy keşfettik. Doğası, eski Rum evleri, zeytini ve dev bazlamalarıyla ünlü Ağaçlı Köy’ü bu kadar zamandır nasıl es geçmişiz bilmiyorum.

"Aydın’da Bir Yol Üstü Durağı: Ağaçlı Köy"

Alaçatı’da Yağmurlu Bir Akşam Kaçamağı

İzmir’e taşınmamızın en güzel taraflarından biri sadece ‘tatil’de gidebildiğimiz yerlere artık iş çıkışı bile gidip gelebiliyor olmamız oldu. Buna hala alışabildiğimizi söyleyemem. Özellikle geri dönüş yolunda hep İstanbul’a dönüyormuşum gibi hissediyorum. Havaalanı sapağını geçince derin bir oh çekiyorum 🙂 Fırsat buldukça gittiğimiz adresleri ve tecrübelerimi de blogta sizlerle paylaşacağım. Bu yaz bol Ege içerikli yazılarım olacağını şimdiden söyleyebilirim. İş çıkışı İzmir’e çılgınca bir yağmur yağarken Alaçatı’ya doğru yola çıktık. 45 dakikada vardığımızda tatlı bir yağmur…

"Alaçatı’da Yağmurlu Bir Akşam Kaçamağı"

İzmir’de Bir Köy ve Dağ Restoranı

İzmir’in ilçesi olan Tire’nin doğasına ve mutfağına olan merakım İstanbul Mikla Restaurant’ta yediğim o müthiş Tire’den alınmış karadutlarla yapılan karadut çorbası tatlısından sonra başladı. Bundan sonra İzmir’e taşındığımızdan itibaren burada da Tire sütü ve yoğurdu ile karşılaştım. Tire’yi araştırırken en ilgimi çeken yer ise Kaplan Köyü oldu. İzmir’e 80 km uzaklıktaki bu cevheri keşfetmeye karar verdik. İlk önce yeşile, şeftali ağaçlarına ve gelinciklere doyduğumuz harika bir yoldan Tire’ye ulaştık. Bulduğumuz bir gelincik tarlasında sahibi tarafından kovulmadan bol…

"İzmir’de Bir Köy ve Dağ Restoranı"

Yeni Anadolu Mutfağı ve Mikla Restaurant

Bugün son 1 yıldır ismini daha sık duymaya başladığım, Dünya çapında büyük bir başarıya imza atan Mikla Restaurant’tan bahsedeceğim. Mikla Restaurant Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek 3 yıldır the world’s 50 best restaurants (dünyanın en iyi 50 restaurantı) kategorizasyon sisteminde ilk 100’e girmeyi ve oradaki yerini yükselişiyle beraber korumayı başardı. 2015 yılında 96.sırada iken, 2017 yılı son listede 51.sıraya yükseldi.  Göğsümüzü kabartan bu başarıyı yerinde görmek benim için ayrı bir keyif olacaktı. Yemeklere geçmeden önce bu başarının hikayesine bir bakalım.…

"Yeni Anadolu Mutfağı ve Mikla Restaurant"

Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik Ağva’dan

Cumartesi günü öğle saatlerinde hiç aklımızda yokken biraz İstanbul’un stres, kaosu ve haftasonu sokaklardan, restaurantlardan, avmlerden taşan kalabalığından uzaklaşmak için Ağva’ya gitmeye karar verdik. Arabayla yaklaşık 1 buçuk saat uzaklıkta olması bu ani kararımızda büyük etken oldu.  Ocak ayı için hava gayet iyiydi. 12 derece ve güneşliydi. Gitmekte olduğumuz yol ormanlık bölgeden geçiyordu ve hala bitki örtüsünün üzeri karla kaplıydı. Güneşle parıldayan karlar, yaprakları dökülmüş kuru ağaçlar Bob Ross tabloları tadında bir yolculuk yapıyorduk.

"Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik Ağva’dan"

İstanbul’da Keyifli Kahvaltı Adresleri

İstanbul öylesine büyük öylesine güzel bir şehir ki burada yaşadığı sürece insan, bu güzelliği doyasıya yaşamak istiyor. Keşfedecek yerler hiç bir zaman bitmiyor ve bu ‘yeni’ duygunuzu hep besliyor.  Böylesine güzel bir şehirde özellikle haftasonu gelince bazen tek başına bazen kalabalık bir halde iyi bir kahvaltı ile kendimizi mutlu etmek istiyoruz. Kahvaltı için İstanbul’da birçok adres var. Etrafınızdan duyduğunuz veya internette araştırdığınızda bulduğunuz adresler arasında seçim yapmakta zorlanabilirsiniz. O yüzden tecrübe ettiğim mekanlardan bazılarını sizlerle…

"İstanbul’da Keyifli Kahvaltı Adresleri"

En tatlı yazım: Nutella bar

Çikolata ve fındık karışımından oluşan bir ezmenin bağımlısıyız ki sormayın! İtalya’da doğan bu lezzetin dünyaya hükmedişi ilginç değil aslında. Bir kaç kaşıkta mutluluk veren nadir şeylerden biri. Duyduk ki bugün Nutella cafe açılıyormuş Zorlu Center Eataly’de. Bir nutellasever olarak bunu görmek şart olmuştu. İş çıkışı düşmüş kan şekerlerimizin de etkisiyle Eataly’e geldik. 1.katında bulunan cafe, eataly içindeki diğer mekanlar gibi yer edinmişti kendine. Aslında bir nutella bardı. Zaten dünyadaki örneklerinde adı nutella bar olarak geçiyor. İlk gün…

"En tatlı yazım: Nutella bar"