All posts tagged: Yemek

İzmir’in Gizli Kalmış Cennetleri: Birgi ve Gölcük/ Izmir’s Hidden Gems: Birgi and Golcuk

İstanbul’dan İzmir’e taşındıktan sonra çevremde bana en çok sorulan soru ‘İstanbul’dan sonra İzmir’de yaşamak sosyal anlamda tatmin ediyor mu? oluyor. İzmir’in tarih boyunca ev sahipliği medeniyetlerin izini sürerken, Ege’nin her mevsim farklı güzel olan doğasıyla mest olurken, neden bu zamana kadar taşınmamışım diyorum. After we have moved from Istanbul to Izmir one of the most frequent questions asked by my social circle is ‘Do you find living in Izmir socially satisfying after you have moved from Istanbul?‘. As I continue my quest searching for the ancient civilizations that Izmir hosted and ravishing the beauties of Aegean landscape with its seasonally changing view, I wonder why haven’t I moved in before. Birgi’ye ayak bastığımda da bu düşüncem bir kez daha aklımdan geçti. İzmir’e arabayla 2 saat uzaklıkta olan Birgi Köyü’ne İzmir Basmane garından kalkan trenle Ödemiş’e gidip oradan Birgi minibüsüne de kullanarak gidebilirsiniz. UNESCO  geçici kültür mirasları listesine giren Birgi, aslında artık Ödemiş’in bir mahallesi ama ben eskisi gibi köy demeyi daha uygun buluyorum. This thought had passed through my mind as I arrived in Birgi. You …

Medici’lerden Toskana’ya Miras Floransa Bölüm 1

Sanatın ve Toskana’nın başkenti, Leonardo da Vinci ve Michelangelo’nun doğduğu  Floransa’yı 3 günde gezebildiğimiz kadarıyla sizlere aktaracağım. Böyle özel bir şehri bir yazıya sığdırmak oldukça zor olacak. Yazıma başlarken size ilk önce bu şehri bir hataya düşüp bir güne sıkıştırmamanızı öneririm. 100 tane müzenin bulunduğu bir şehirden bahsediyoruz ki inanın 3 günde bile ağzımıza bir lokma bal çalınmış gibi oldu. Haydi başlayalım Floransa’yı turlamaya! Floransa’ya Venedik’ten trenitalia ile hızlı trenle gittik. Tren biletimizi almayı son güne bıraktığımız için normalin üzerinde bir fiyata aldık. Önceden alırsanız eğer kişi başı hızlı tren bileti fiyatı 36 euro’dan başlıyor. Venedik St. Lucia yani Venedik eski şehirden bindiğimiz tren Venedik Mestre’ye uğrayarak 2 saatte Floransa’ya ulaştı. Premium class koltuk seçimi ile yaptığımız yolculuğumuz ikram edilen atıştırmalıklarla rahat ve keyifli geçti. Karşısında bulunan kiliseden ismini alan Floransa Santa Maria Novella tren garına vardığımızda şaşkınlığa uğradım. Bu kadar büyük ve kalabalık bir gar beklemiyordum. Kalabalığı geçerek garın dışına çıktığımızda tam karşısındaki Santa Maria Novella kilisesini gördük. Yer ayırttığımız otele doğru yürümeye başladık. Arnavut kaldırımda valizlerle yürümek biraz zor oldu. Rezervasyon yaptığımız Milu Hotel ‘i seçerken hem …

Yeni Anadolu Mutfağı ve Mikla Restaurant

Bugün son 1 yıldır ismini daha sık duymaya başladığım, Dünya çapında büyük bir başarıya imza atan Mikla Restaurant’tan bahsedeceğim. Mikla Restaurant Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek 3 yıldır the world’s 50 best restaurants (dünyanın en iyi 50 restaurantı) kategorizasyon sisteminde ilk 100’e girmeyi ve oradaki yerini yükselişiyle beraber korumayı başardı. 2015 yılında 96.sırada iken, 2017 yılı son listede 51.sıraya yükseldi.  Göğsümüzü kabartan bu başarıyı yerinde görmek benim için ayrı bir keyif olacaktı. Yemeklere geçmeden önce bu başarının hikayesine bir bakalım. Restaurantla ilgili bende merak uyandıran ilk şey ismi oldu. ‘Mikla’ nordik dillerde harika, şahane anlamına geliyormuş ve Vikingler bu kelimeyi İstanbul için kullanıyorlarmış. Peki neden Mikla? Çünkü restaurantın şefi Mehmet Gürs Fin-İsveç asıllı bir anne ve Türk babanın çocuğu, üniversite dönemine kadar da Stockholm’de yaşamış. Kuzey Avrupa geçmişi ve İstanbul’a olan bağıyla beraber kurduğu resturantına da bu ismi koymuş. Mehmet Gürs aynı zamanda Num Num restaurantlarının sahibi ve Kronotrop kahve dükkanlarının ortağı. NTV’de arka koltuk programında yaptığı röportajda Kronotrop kahvelerinden biriyle v60 ile demleme yaparak programa başlıyor ki bu kahveyle olan ilgisi de ayrıca ben de büyük sempati yarattı.  Bu röportajını mutlaka izlemenizi tavsiye ederim; …

İstanbul’da Keyifli Kahvaltı Adresleri

İstanbul öylesine büyük öylesine güzel bir şehir ki burada yaşadığı sürece insan, bu güzelliği doyasıya yaşamak istiyor. Keşfedecek yerler hiç bir zaman bitmiyor ve bu ‘yeni’ duygunuzu hep besliyor.  Böylesine güzel bir şehirde özellikle haftasonu gelince bazen tek başına bazen kalabalık bir halde iyi bir kahvaltı ile kendimizi mutlu etmek istiyoruz. Kahvaltı için İstanbul’da birçok adres var. Etrafınızdan duyduğunuz veya internette araştırdığınızda bulduğunuz adresler arasında seçim yapmakta zorlanabilirsiniz. O yüzden tecrübe ettiğim mekanlardan bazılarını sizlerle paylaşarak sizlere leziz ve keyifli kahvaltılar diliyorum. NOT:2017 FİYATLARI DEĞİŞKENLİK GÖSTEREBİLİR.   CASA LAVANDA BUTİK OTEL Şile Ulupelit Köyü’nde yer alan Casa Lavanda Butik Otel, şef Emre Şen’e mutfağını emanet etmiş. İstanbul’da sakin,huzurlu doğa içinde kahvaltı yapmak isteyenler için iyi bir seçenek. Yaz mevsiminde açık hava kahvaltı için yeşil bir doğa ve küçük bir havuzu ile; kış döneminde ise sıcak, samimi ambiyans sunuyor. Kahvaltıda peynir ve ev yapımı reçeller damağınıza bayram ettirecek kadar iyi. Çeşitler açık büfe kadar kapsamlı olmasa da standart bir kahvaltı için yeterli ve doyurucu. Fiyatı ise kişi başı 85 tl. Haftasonu için rezervasyon yaptırmayı unutmayın. KULİNDAĞ DAĞ EVİ …

Bir Yaz Rüyası Cote d’Azur: Cannes

Herşey maviye olan aşkla başladı. Gökmavisi kıyı anlamına gelen Cote d’Azur, adından da anlaşılabileceği gibi özellikle yaz aylarındaki kusursuz mavi deniziyle beni kendine çekti. Aslında daha önceleri seyahat etmeyi planladığım destinasyonlar arasında ilk sıralarda değildi. Fakat kış aylarında okuduğum yazılar, gördüğüm fotoğraflar aklımı çeldi. Mayıs ayındaki İzmir-Alaçatı kaçamağım sırasında kesin kararımızı verdik ve sanırım Güney Fransa’nın en sıcak ayına, temmuza, gidiş-dönüş Nice’e biletlerimizi aldık. Biletlerimizi aldığımız an hazırlıklar başladı. Bir sonraki tatil planlarını genelde böyle tatil sırasında yapmak adetimiz oldu 🙂  E tabi Nice’e gitmişken tüm kıyıyı gezmemiz şart oldu. İyi ki de öyle yapmışız.  Planlar yapıldı, notlar alındı ve rota çizildi. Nice-Cannes-St.Tropez ve Monaco haritada işaretlendi. Bize de noktalar arasını birleştirmek kaldı.   Temmuz ayının başında hazırlayabildiğimiz en küçük valizle(bu benim için büyük başarı), sırt çantasına bir adım kala, Atatürk havalimanına gittik. Genelde sabah uçaklarını tercih ediyoruz. Hem gittiğimiz yer yeni uyanmış bizi karşılıyor hem de gittiğimiz gün o ilk heyecanla gezmek daha da bir keyifli oluyor. 3 saatlik bir uçuş sonunda o güneşin altında ışıl ışıl parlayan Güney Fransa denizine vardık. Kaptan Nice havaalanına …