Author: Artista_m

Sakız Adası’nda Bir Haftasonu Bölüm 3: Plajlar ve Kambos

Sakız Adası’ndaki son günümüz olan Pazar gününde feribot saati 18.00’e kadar vaktimiz vardı. Bu günü deniz-kum-güneş üçlüsüne ayırmıştık. Sakız Adası’nda o kadar çok plaj var ki hangisine gideceğimizi seçmekte açıkcası karar vermekte zorlandık. Genelde beğenilen ve şemsiyesi-şezlongu olan yerleri seçtik. Çünkü hava sıcaklığı 30 derecenin üzerindeydi ve şemsiyesiz güneşlenmek çılgınlık olurdu.  Sabah erken kalkıp ilk önce adanın kuzeydoğusunda yer alan Glaroi Beach’e gittik. Duş ve wc nin bulunduğu plajda şezlong&şemsiye 2 euro idi. Arabayı yukarıda yol kenarına bırakıp yol seviyesinin aşağısında kalan plaja yürümek gerekiyordu. Virajlı bir yolun ortasında bulunan turkuaz  bir denize sahip Glaroi beach biz saat 09.00’da vardığımızda açık değildi. Kimsecikler yoktu biz de manzaranın tadını çıkarıp rota değiştirdik. Bu sene yeni açılan ve ‘hippi’ tarzı ile ilgimizi çeken OZ BAY‘a gittik. Saat 09.30’da plajda kimse yoktu. Servis yapılan küçük karavan kapalıydı. Burada tabii ki bizde ki gibi bir plaj kültürü yok. Bütün plajlar halka açık ve bedava. Sadece şemsiye-şezlong ve yiyecek-içecek ücretli yoksa havlunuzu serip bedava her plajı kullanabilirsiniz. Kilisenin bulunduğu koydaki bu plaj çok sempatikti. Öyle sessiz ve öyle güzeldi ki …

Sakız Adası’nda Bir Haftasonu Bölüm 2: Orta Çağ Köyleri

  Sakız Adası, yurtdışında bir tatil için en kolay gidilebilecek ( özellikle İzmirliler için) hem de nispeten daha ekonomik seçeneklerden birisi. Sakız Adası’nda bir haftasonu tatilini nasıl planladığımızı bir önceki yazımda ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım. Şimdi sıra geldi planladığımız Sakız Adası tatilinde neler yaptığımızı anlatmaya.  Cuma akşam saat 20.00’de bol rüzgarlı ve dalgalardan sıçrayan sularla bol ıslanmalı yolculuktan sonra Sakız Adası Limanı’na ulaşmıştık. 🙂 Türkçe seyahat rehberleri ile karşılaştığımız limanda yabancı bir ülkeye ayak basmış gibi değildik taa ki pasaport kontrolüne kadar. Küçük bir liman olması işleri kolaylaştırdı ve 15-20 dakika içinde pasaport kontrolünü rahatça geçtik. Limandan çıkıp sola dönüp 2-3 dakika içinde araba kiralama şirketlerine ait araçların da bulunduğu otoparka ulaştık. Sakız Adası planlama rehberimde bahsetmiş olduğum şekilde Deniz Tour’dan kiraladığımız aracı teslim almak için otoparkta yetkili ile buluştuk. Arabamızı 5 dakika içinde teslim aldıktan sonra Sakız Adası’nın liman kıyısındaki caddesinde ilerlemeye başladık. Kısa bir caddeydi ama adanın özellikle akşamları en hareketli yeri burasıydı. Caddeyi geçtikten sonra kalacağımız yer olan Erytha Otel’e doğru yola koyulduk. Hava henüz yeni kararıyor olduğu için etrafı da izleyerek hafif …

Aşkın Şehri Paris Bölüm 1: Genel Bilgiler ve Montmartre

Kışın en soğuk zamanlarında ve 14 Şubat’ta aşkın simgesi Paris’e bir gezi planladık. 5 günlük bu geziye bonus olarak 2 gün Kuzeyin Venedik’i Brugge de ekledik. Paris’i, aşkın sembolü bir şehir olması ve her başarılı sanatçının yolunun buradan geçmiş olması nedeniyle çok merak ediyorduk. Romantik ve hızlı kış gezimizi dinlemeye hazırsanız, anlatmaya Paris’ten başlıyorum.     Paris’e Türkiye’den havayolu ya da karayolu ile ulaşım sağlanıyor. Karayolu ile 28 saat süren yolculuk havayoluyla, aktarmasız olarak 4 saat sürüyor. Türkiye’den direk uçuşla gidebileceğiniz gibi; malum yazıyı yazdığım bu dönemdeki döviz kurlarındaki çılgın artıştan etkilenen bilet fiyatlarından mağdur olmamak için aktarmalı uçuşları da tercih edebilirsiniz. Uçak biletlerini skyscanner dışında Avrupa bilet tarama sitelerinden de arayabilir ve daha ucuz seçenekler bulabilirsiniz. Bu sitelerden bazıları: edrems.pt, edreams.de ve kayak.it Biz Pegasus Havayolları‘nın indirim döneminden faydalanarak Paris gidiş, Brüksel dönüş biletlerimizi aldık. Bilet fiyatımız şimdiki fiyatın 1/4’ü kadardı. Genelde Türk Hava Yolları ile seyahat ettiğimiz için Pegasus’la seyahat biraz zorlu oldu. Düşük bütçeli biletin bedeli de kalitesi düşük yolculuktu. Host ve hosteslerin kaba davranışları, yetersiz koltuk mesafesi, ikramsız yolculuk, hijyenik olmayan …

Sakız Adası’nda Bir Haftasonu Bölüm 1: Planlama

Yunanistan’ın en büyük 5. adası Sakız Adası tüm dünyaya sakız ihracatı yapan damla sakızı ile ünlü ve deniz turizmi yapan bir ada. Yunan adaları arasında en zengini olan adanın sakızı dışında turunçgilleri de çok meşhur. Sakız Adası’na birçok kez gitme planı yapmıştık fakat hep bir aksilik çıkıp ertelemek zorunda kalmıştık. Bu sefer Temmuz ayının son haftasonunda hava sıcaklığı da 32 derecelere ulaşmışken gitmeye karar verdik. 2-3 gün içinde tüm planlamasını yaptığımız gezi tam 2 gün sürdü. Çeşme’ye Ertürk Lines katamaranı ile 20 dk, Turyol feribotu ile 30 dk, San Nicolas feribotu ile 40 dk olan Sakız Adası; Meis Adası’ndan sonra ülkemize en yakın olan adalardan biri. Adanın Çeşme’ye en yakın kısımlarında telefonlar da çekiyor. 62 köyü olan adanın 52 bin civarı bir nüfusu var. Gerçek anlamda her köyü gezip, her plajına ayak basmak isterseniz 1 hafta ayırmanız gerekir. İzinle çalışan çoğu kişi için bu süre uzun gelebilir. 2-3 günde de bizim gibi adanın belirli başlı yerlerini gezebilirsiniz. Ulaşım Sakız Adasına deniz yolu ya da hava yoluyla ulaşım sağlanabiliyor. Minik bir havalimanına sahip adaya özellikle yazın …

Sakız Adası Nitelikli Kahveciler Rehberi 2018

Bildiğiniz üzere ayak bastığımız her şehrin nitelikli kahvecilerinde kahve tatmazsak o geziyi olmuş saymıyoruz. Sakız Adası gezimizi planlarken, deniz, kum ve güneş üçlüsüne kahveyi de ekledik. Aslına bakarsanız gezimizi planlarken kahve açısından ön yargılarımız vardı. Araştırmalarımız derinleştikçe bir adaya göre kahveye olan ilginin ve nitelikli kahveci sayısının beklentimizin üzerinde olduğunu gördük. Şimdi gelin bu kahve dükkanlarında neler deneyimlemişiz bir bakalım. The Grind Sakız Adası merkezinde bir ara sokakta yer alan The Grind´i bulmak hiç zor olmadı. Mekanın içerisine girdiğimizde sıcak bir şekilde karşılayan barista ve yardımcısı bizimle ilk andan itibaren ilgilenmeye başladı. Küçük kahve barında olması gereken çoğu şey vardı. Demleme için iki çeşit çekirdek bulunuyordu. Etiyopya Sidamo kahve çekirdeğini V60 ile demlenmiş halini tercih ettik. Tat profilini daha önce birkaç kez deneyimleme imkanı bulduğumuz kahve bize yabancı gelmedi. Yumuşak gövdesi ve çay notalarıyla beklentimizi karşıladı. Sakız Adasındaki diğer kahve dükkanlarında olduğu gibi burada da su ücretsiz olarak ikram ediliyordu. The grind ekibi bitmeyen bir enerjiye sahipti. Leziz kahvemizin yanına küçük bir dilim cheesecake ikram ettiler.  Devamını istememek için kendimizi zor tuttuk, öyle güzeldi 🙂 …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 5: Casa Batllo, Yat Limanı, Dönüş

Barcelona’daki son günümüzde iyi bir brunch adresinin yolu yine bizi Gothic Quarter’a çıkarıyordu. Madrid’te de şubesi olan Federal Cafe’yi çok sevmiştik burada da denemek istedik. Nefis bir kahve ile kahvaltımızı yaptık. Ayrıntıları buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Federal Cafe’den sonra Barcelona sokaklarını son bir kez daha turlamaya başladık. Biten La Merce Festivali sonrasında şehir yeni yeni toparlanıyordu. Şehre bir sakinlik çökmüştü.  Yolumuz Gaudi’nin eserlerinden birine düştü. Passeig de Gracia bulvarında yer alan modernizm temsili bloklarından biri olan Casa Batllo’yu görmeye gittik. Fakat hem zaman kısıtlılılığından hem de biletlerin 25 euro olup, uzun bir kuyruk beklememiz gerektiği için dış cephesini inceleyebildik. Gaudi bu muhteşem evi yaparken yine doğadan esinlenmişti.  Dış cephesi bir sürüngeni andırıyordu. Pencerelerdeki ince sütunlar nedeniyle ‘casa batllo’ yani kemikler evi adı verilmişti.  Eğer burayı ziyarete gelirseniz bazı geceler yapılan ‘terastaki flamenko geceleri’ni kaçırmamanızı öneririm.  Buradan sonra en sona bıraktığımız kahve dükkanlarına uğramayı planlamıştık. Gracia bölgesinde küçük bir kahveci olan Onna Coffee ve Rambla’da bulunan Cafes El Magnificio’yu gezdik.  Ayrıntıları Barcelona nitelikli kahveciler rehberinde okuyabilirsiniz. Cafes El Magnificio’nun karşısında bulunan nostaljik Starbucks’ı da pek sevdik.    …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 4: Sagrada Familia ve Eixample

Barcelona seyahatimizin son 2 gününe geldik. Bu seyahatte amacımız Barcelona’nın dört bir köşesini gezmek değil; şehrin günlük yaşamına karışıp öncelikle merak ettiğimiz yerleri gezmekti. Zaten Barcelona’yı doya doya gezmek, müzelerini tek tek ziyaret etmek isterseniz en az 15 gün gerekir. Barcelona’daki gezimize kaldığımız yerden devam edelim. Sagrada Familia’yı gezmeyi planladığımız günün sabahında La Rambla’da kaldığımız yerden öncelikle kahve içmeye çıktık. Yol üzerinde Antoni Gaudi’nin yaptığı modernist sokak lambalarının bulunduğu Plaça Reial’e uğradık. Eğer vaktiniz varsa buradaki restoranlardan birinde oturup etrafı izleyip birşeyler içmenizi tavsiye ederim. Buradan sonra çok merak ettiğimiz nitelikli kahveci Nomad Coffee’ye gittik. Nomad Coffee ve Barcelona’daki diğer kahvecilerle ilgili yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Burada içtiğimiz nefis kahveden sonra metro ile Sagrada Familia’ya gittik. Tabii ki metrodan çıkıştan itibaren etraf çok kalabalıktı. Metro çıkışınının dibinde bulunan bazilikanın dış görünümü alışılmış katedral görünümlerinden çok farklıydı. Kumdan yapılmış gibi duran kuleler müthişti. 12 tane olması gereken kulelerden sadece 8’i bitmişti. Oldukça büyük olmasının yanında inşaat halen devam ediyordu. Gaudi’nin baş yapıtı olarak görülen katedralin yapımı sürerken maalesef Gaudi bir tren kazasında hayatını kaybetmiş. Günümüzde …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 3: Gothic Quarter, La Rambla, La Bouqeria

İspanya’daki gezimizin 3.bölümüne geldik. 2.bölümde La Merce Festivalini anlatmıştım. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Park Güell ve Barcelonata Plajına gittiğimiz ilk günden sonra ikinci güne güzel bir kahvaltıyla başladık. Gothic Quarter’da yer alan ve sabah brunch gece kokteylleriyle meşhur olan Milk, Gotik bölgede dar bir sokakta yer alıyordu.   Son zamanların hip bölgesi olan, ardısıra iyi mekanların açıldığı Gotik sokaklar ilgi çekici olduğu kadar ürkütücü de görünüyordu. Gündüz güvenli olan bu sokaklarda gece temkinli olmakta fayda var.      Mekana rezervasyon yaptırmamıştık. Her gün saat 9’da açılıyordu biz 10 gibi oradaydık. Kapıda uzun bir kuyruk vardı. Yılmadık, usanmadık ve tam 45 dakika bekledik. Sonunda sıra bize gelmişti. Mekanda masalar sık sıralanmıştı. İçerisi vintage objeler ve tablolarla dekore edilmişti. Sanki kocaman bir aile eski bir evde kahvaltı yapıyormuş hissiyatı veriyordu. Sevilmesindeki en büyük nedenlerden birinin de bu olduğunu düşünüyorum. Çeşit çeşit yumurta ve pancake menüsünden ben bombastik bir seçim yapıp dev akçaağaç şuruplu muzlu bir pancake kulesi söyledim 🙂 Oğuz’da her zamanki gibi nefis bir egg benedict sipariş etti. Leziz ve doyurucu bir kahvaltı sonrası tekrar …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 2: La Merce Festivali

İspanya’nın şımarık çocuğu Barcelona seyahatimizin en eğlenceli kısmı La Merce Festivali’ne geldik. Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi bu festivale katılmak için Barcelona’yı en sona bırakmıştık. Her yıl Eylül ayının 3.haftası kutlanan La Merce Festivali’nin hikayesi aslında biraz Venedik Festivali’nin hikayesine benziyor. 1687 yılında veba salgını ile  mücadele eden Barselona’da Vali Azize Mare de Deu de la Merce  istemiş ve inanışa göre onun müdahelesi ile hastalık yok olmuş. Bunun üzerine şehrin koruyucu Azizesi ilan etmişler ve bu kurtuluş gününü kutlamaya başlamışlar. 1902’de de La Merce organize hale getirilip şu anki halini almış. Bir yandan da yazın bitişini ve sonbaharın gelişini simgeliyor. En büyük etkinliklerin yapıldığı 24 Eylül günü “Fiesta Mayor” olarak geçiyor. Bir hafta boyunca da görsel şölen şehrin çeşitli yerlerinde devam ediyor. Bu bir hafta boyunca metrolar 24 saat çalışıyor, yerel halkın çoğu işe gitmiyor. Şunu da belirtmek de fayda var; La Merce bir Katalan bayramı, İspanyalı’ların bayramı değil.  Festival programını buraya tıklayarak öğrenip ona göre plan yapabilirsiniz. Biz festivalin son 3 gününe denk geldik ve özellikle Fiesta Major gününde Barcelona’da olmak üzere plan yaptık. İyi ki de öyle …

2018 İKİNCİ YARISINDA İZLENMESİ GEREKEN FİLMLER REHBERİ

2018 yılının ilk yarısında öne çıkan filmleri incelemiştik. Buraya tıklayarak ilk yazıya ulaşabilirsiniz. Sırada ikinci yarıda gösterime girecek filmler var. Yılın ilk yarısının gölgesinde kalsa da izlemeye değecek yapımlar var. Seri haline gelen filmlerin devamlarını bu yarıda fazlaca göreceğiz. Bu filmleri sizler için derledim. Gösterim tarihlerini ajandanıza kaydetmeyi unutmayın.  ESCAPE PLAN 2: HADES-KAÇIŞ PLANI 2: HADES (IMDB:7.7) Sylvester Stallone’nin bir kez daha başrolünde oynadığı Kaçış Planı 2: Hades, kaçması imkân dahilinde gösterilmeyen hapishaneden kaçmayı başaran Ray’in arkadaşını kurtarmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Steven C.Miller’in yönettiği film ilk filmi beğenenleri memnun edebilecek mi merak konusu.  Vizyon Tarihi: 29 Haziran 2018 THE EXTRAORDINARY JOURNEY OF THE FAKIR-FAKİR: BİR HİNT FAKİRİNİN OLAĞANÜSTÜ YOLCULUĞU (IMDB:7,7) Fransa yapımı komedi dalında yılın beklenen filmlerinden biri olan Hint fakirinin olağanüstü yolculuğu bir kitap uyarlaması. Hint Fakiri Aja’nın, annesinin ölümünün ardından yapayalnız kalması ve babasını tanımayan Aja’nın, onu bulmaya karar verip  Fransa’ya gitmesiyle hikaye başlıyor. Babasını bulmak için çıktığı bu yolculuk Aja’nın Paris’te bir İKEA dolabı içerisinde kalarak Avrupa’nın değişik şehirlerine yaptığı yolculukta başına gelenlerin konu alındığı filmi ben de merakla bekliyorum. Vizyon …