All posts filed under: Gurme

A Perfect Dinner in Toledo: El Carmen de Montesión

While I was planning our stay in Toledo, I searched for a venue, a restaurant where we could feast our taste buds with local food. All recommendations that I came up with pointed to El Carmen de Montesion. The fact that the Restaurant being a  Michelin 1 Star Restaurant had played a major role in deciding.

Reklamlar

Amasya’nın İlk 3.Dalga Kahvecisi: Mountain Coffee&Bakery

Dünyanın ilk coğrafyacısı Strabon tarafından adı verilen ‘Amaseia’ yani Amasya’ya uzun Samsun-İzmir dönüş yolculuğumuzda uğradık. Yolumuzu 2 saat daha uzatarak doğal güzellikleri ve tarihiyle ünlü şehrimiz Amasya’yı görmeye karar verdik. Daha önce Amasya’yı ben gezmiştim fakat eşim Oğuz Derya ilk kez görecekti. Amasya’yı tam anlamıyla gezmek için en az 2 gün gerekliydi ve bunu ileri bir tarihe planladık. Bu ziyaret biraz şehrin silüetini görmek amaçlıydı. Amasya’nın kalesi ve tarihi konakları değişiklik olmaksızın hala yerindeydiler. Şehir biraz büyümüş. Modern binalar şehrin dışına doğru tüm hızıyla yapılmaya devam ediyordu. Tarihi konakların bulunduğu sokaklarda biraz gezindikten sonra kahve içmeye karar verdik. Gelmeden önce hiç araştırmamıştık ve büyük bir beklenti içinde değildik. Açıkcası 3.dalga kahveci bulabileceğimi de hiç düşünmemiştim. Fakat araştırmalarım sonucunda Mountain Coffee&Bakery’i buldum. Amasya’nın en işlek bölgesi Ziyapaşa Bulvarında Amasya Kalesi manzaralı geniş bir mekandı. Bulmak çok kolay oldu. Self servis düzeniyle işletilen mekan şık, konforlu ve her mevsim keyifle kahvenizi yudumlayacağınız alanlardan oluşuyordu. Çalışanlar tarafından kibar bir şekilde karşılandıktan sonra menüyü inceledik. Kahve çekirdekleri maalesef sadece ülke bazında sınıflandırılmış alındığı çiftlikler belirtilmemişti. Blue Mountain of Jamaica kahve şubesi olarak tanıtımı …

Samsun’un İlk 3.Dalga Kahvecisi: Braavos Coffee Factory

Kurban Bayramı tatilinin 10 gün olmasını fırsat bilerek yine yollara düştük. Hem tatil hem de aile ziyareti için Samsun’a geldik. İzmir’den çıktığımız 1100 km’lik uzun yolculuğun sonunda bir süre dinlendikten sonra son zamanlarda hızla değişen ve gelişen Samsun’u keşfe çıktık.   Nitelikli kahve arayışımız burada da devam etti. Ön yargılı ve ümitsiz bir şekilde arayışımıza başlamış, ‘nitelikli kahve yapan 3.dalga kahveci buralarda bulamayız’ derken foursquare üzerinden Braavos Coffee Factory’i bulduk. (Game of thrones izleyenlerin Braavos isminin nereden geldiğini anlamışlardır.) Karadeniz’in her mevsim vazgeçilmez gri bulutları üzerimizde; Ağustos ayında kışı yaşarken benim için sıcak bir kahve hayali çölde serap gibiydi.  Atakum Adnan Menderes Bulvarı’nda bulunan Braavos Coffee Factory, rahat bulunabilecek bir konumdaydı. Önünde rahatça arabanızı parkedeceğiniz bir otoparkı da bulunuyordu.  Mekanda rahatça yer bulduk ve deniz manzaralı masamıza oturduk. Sempatik, samimi bir şekilde ve sarı ağırlıklı dekore edilmişti. Tek bir barista çalışıyordu. Kahve dışında tatlı ve yemek çeşitleri de bulunuyordu. Aynı zamanda mekanın ortağı olan barista Salih Bey ile konuştuğumuzda Samsun’da nitelikli kahveye olan ilgi azlığından şikayetçiydi. İster istemez talebe göre kahve çekirdekleri ve demleme çeşitleri sınırlandırılmıştı. Kahve …

Aydın’da Bir Yol Üstü Durağı: Ağaçlı Köy

Arabayla yapılan yolculukların benim için en güzel kısmı yol üzerinde verilen kısa molalardır. Eşim Oğuz (yazarımız Bamm-Bamm)’da benim gibi olunca bizim yolculuklar molalarla uzadıkça uzuyor 🙂  Bugün de İzmir’den Kuşadası’na giderken yeni bir köy keşfettik. Doğası, eski Rum evleri, zeytini ve dev bazlamalarıyla ünlü Ağaçlı Köy’ü bu kadar zamandır nasıl es geçmişiz bilmiyorum. Söke’nin bir dağ köyü olan Ağaçlı Köy’e hem Bodrum’a hem de Kuşadasına giderken uğrayabilirsiniz. Doğayla bütünleşebileceğiniz, köy kahvaltısı ve yemeklerini bulabileceğiniz bir adres. Samos Körfezi manzarası da müthiş.  Ağaçlı Köy’de öğle kahvaltısı için Ağaçlı Restaurant’ı tercih ettik. Kahvaltı servisi saat 16.00’ya kadar devam eden mekanda  aynı zamanda akşam tandır ve tuzda tavuk servisi de yapılıyor. Kahvaltı için ağaçların altında ip gibi sıralanmış masalardan birine oturduk. Her masanın yanında semaver yerleştirmek için kütükler konulmuştu. Tek dezavantajı yol kenarında olmasıydı.    Standart serpme kahvaltının içinde en beğendiğim yazlık karışık kızartma oldu. Yaza en çok yakıştırdığım bu yoğurt soslu kızartma leziz sebzelerle damağımda bir bayram havası yarattı. İkinci en beğendiğim kahvaltılık ise kırmızı erik reçeliydi. Kişi başı 20 tl olan kahvaltı yumurta olmaması dışında yeterli çeşitlilikteydi.  Semaverde çayımız …

Denize Kahve Çekirdeği Düştü!

Evet yanlış duymadınız; bu yıl karpuz kabuğu değil kahve çekirdeği denize düştü ve benim için yaz geldi. Yaz gelince Ege Bölgesi’nin sahil şeridinde deniz, kum, güneşin tadını çıkarırken nitelikli kahve yapan yerlerin arayışına girdim. İzmir, Çeşme, Alaçatı’da birçok mekan bulunuyordu ama hepsi plajlara uzak konumdaydı. Fakat deniz sezonun açılmasıyla durum değişti.  Şehir merkezlerinde yer alan kahve dükkanları ‘yazlık’ şubeler açtı. Şimdilik sayıları az olsa da nitelikli kahve adına büyük bir gelişme olduğunu söylemeliyim. Yaz ile kahve birlikteliğini pek benimseyemeyen bir millet olarak, artan kahve dükkanları ve soğuk kahve çeşitleri ile bu birlikteliği kabulleneceğimizi hatta çok seveceğimizi düşünüyorum. Bu yaz artık frozenın yerini frappucino, ıced latte, cold brew alacak gibi görünüyor, benden söylemesi. MOC (FLY-INN BEACH) İstanbul’dan müdavimi olduğumuz MOC’un Çeşme Altınkum’da yer alan Fly-Inn Beach’e yazlık bir şubesi açıldı. Her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. Buz mavisi Çeşme denizine karşı en az 12 saat demlenmiş cold brew’i denemenizi öneririm.  BREW COFFEE WORKS (CAPPELLO BEACH CLUB) İstanbul’da birçok şubesi bulunan Brew Coffee Works yazlık şubesini Kuşadası Sahil Sitelerinde yer alan Cappello Beach Club’a açıldı. Şube aynı …

Alaçatı’da Yağmurlu Bir Akşam Kaçamağı

İzmir’e taşınmamızın en güzel taraflarından biri sadece ‘tatil’de gidebildiğimiz yerlere artık iş çıkışı bile gidip gelebiliyor olmamız oldu. Buna hala alışabildiğimizi söyleyemem. Özellikle geri dönüş yolunda hep İstanbul’a dönüyormuşum gibi hissediyorum. Havaalanı sapağını geçince derin bir oh çekiyorum 🙂 Fırsat buldukça gittiğimiz adresleri ve tecrübelerimi de blogta sizlerle paylaşacağım. Bu yaz bol Ege içerikli yazılarım olacağını şimdiden söyleyebilirim. İş çıkışı İzmir’e çılgınca bir yağmur yağarken Alaçatı’ya doğru yola çıktık. 45 dakikada vardığımızda tatlı bir yağmur başlamıştı. Yaz günlerindeki kalabalıktan eser yok, sokaklar sakindi. Yeni mekanlar açılış için yavaş yavaş son halini almaya başlamıştı; ne de olsa sezon açılışı yaklaşıyordu. Sakin zamanlarda etrafta göremediğim bir çok ayrıntıyı görmenin mutluluğu ile akşam yemeği için Hacımemiş’te bulunan Kapari Bahçe’nin sokaktaki masalarından birine oturduk. Sezonda rezervasyonla bile zor yer bulunan mekanda çoğu masa boştu.  Başlangıç seçimlerimiz girit ezmesi ve kabak çitlemesiydi. Ara sıcak olarak hania böreği ve kabak çiçeği tempura aldık. Şef Çaykun Gelgeç’in mutfağından çıkanlardan hania böreğine bayıldık. İlk kez denediğimiz dilim patates, kabak ve lor peynirden oluşan, dereotuyla servis edilen lezzet bizden tam puan aldı. Deniz mahsüllü makarna …

Çilekli Yaz Keki ve Ev Yapımı Limonata

Manavın yanından geçerken çileğin o müthiş kokusuna kapılıp, hiç akılda yokken biraz alıp eve gidenlerdenseniz bendensiniz. Çileği ve onunla yapılmış tatlıları da çok sevmeme rağmen evde magnolia dışında hiçbir tarifte kullanmadığımı gördüm. Kitchen in red’teki çilekli kek tarifini gördüm. Tarifte yağ olmaması diğer çilekli kek tariflerine  göre bunu daha cazip kıldı. Yapılışı çok kısa süren kekimizin malzemeleri şöyle: 3 yumurta  200 gr şeker ( 1 su bardağı) 200 gr un (1 su bardağı) 1 paket kabartma tozu 1 paket vanilya Orta büyüklükte 12-14 çilek ( kekin üzerine sıralama sıklığınıza ve çilek büyüklüğüne göre adet değişebilir.) Üzerine serpmek için pudra şekeri veya sürmek için yarım paket hazır krema Yapılışı: Oda ısısında bulunan yumurtalar ile şeker krema kıvamına gelene kadar çırpılır. Daha sonra üzerine un, kabartma tozu, vanilini ekleyip karıştırılır. Tercihen 26 cm boyutunda bir fırın kabı yağlanıp karışım buraya aktarılır. Daha sonra çileklerinizi istediğiniz şekilde kesip üzerine batırmadan yerleştirilir. (Ben dik ortadan 2’ye bölerek yerleştirdim). Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 40 dakikada pişirilir. Kek pişerken ilk yarım saat fırın kapağını açmayın yoksa kekiniz kabarmaz. Keki fırından çıkardıktan …

Bodrum’da Yeni Keşiflerle Yaza Merhaba

2017 yazı açılışını Bodrum’da yapalım dedik. Hem geçirdiğim ameliyat sonrası toparlanma sürecinde Bodrum’un iyi geleceğini düşündük. İzmir’den 3 saat uzaklıkta olması da bizim için büyük bir avantajdı. İstanbul’da yaşadığımız zamanlarda uçakla bile gelmek rötarlar yüzünden daha uzun sürüyordu. Bodrum girişinde sembolik beyaz evleri, begonviller ve İstanbul’u aratmayacak bir trafik karşıladı bizi.  Ne de olsa 160 bin nüfusu ile artık Türkiye’nin en büyük ve kalabalık ilçesiydi. İstikametimiz bu sefer Gündoğan’dı. Eski adı farilya olan, Bodrum’un en güzel koylarından biri olan Gündoğan’a merkezden ulaşmamız 25-30 dakikayı buldu. Yolda giderken biraz araştırmamız sonucunda bulduğumuz Costa Farilya otele gittik. Otelin manzarası, sakinliği ve odaları hoşumuza gittiği için burada kalmaya karar verdik. Artık booking ülkemizde hizmet vermediği için onun üzerinden maalesef rezervasyon yapamadık o yüzden bu şekilde otele giderek seçtik. Otele yerleştikten sonra yine otele ait olan Bencamin Beach’te şezlonglara serildik. Bencamin restaurant&bar’ın hizmet verdiği beach’te açlığımıza yenik düşerek hamburger sipariş ettik. Burada en beğendiğim yemeğin bu olduğunu söylemeliyim. Köftesi ve ekmeği şef tarafından hazırlanmış leziz bir hamburgerdi. Bol kalorili alımımızdan kısa bir pişmanlık yaşadıktan sonra sakin, masmavi deniz manzarasında kitabımızı okuyup …

İzmir’in Enginar Çiçeği Urla

İzmir’e taşındıktan sonra 38 km uzaklıktaki Urla’ya çok kez gitme fırsatım oldu. Rumca ‘sazlık’ kelimesinden ismini alan şehir aslında öncelerde pek popüleritesi olmayan sakin, kendi halinde bir yermiş. Sakinliği ve şehrin antik çağlardan bu yana bir üretim yeri olması, gurme yanı keşfedilince kalabalıklaşıp, farklılaşmış.  Sakız enginarının kalbi olması yanısıra içinde bir bağ yolu da bulunuyor. Bu cevherlerle gelişerek kalabalıklaşması çok normal bir durum olarak görülüyor ki İzmir’e 40 dakika kadar uzaklıkta olması da bunda büyük rol oynuyor.  3.Uluslarası Enginar Festivali’de Nisan ayının son haftasında yapıldı. Sağlıklı beslenmenin baştacı besinlerden olan enginarın tadıyla maalesef aramız pek iyi değil. Onun bir sebze değil de bir çiçek tomurcuğu, meyve olarak sınıflandırıldığını öğrendikten sonra daha bir sempatik geldiğini söylemeliyim. Enginarla aramızdaki bu soğuk savaşı bitirmek adına biz de festivale uğradık. İlgiyi gördüğümde ‘Meğer ne kadar enginarsever bir milletmişiz’ dedim kendi kendime. Kurulan standlarda herşey enginarla yapılmıştı.  Enginarlı pilav, zeytinyağlı enginar dolması, mercimekli enginarlı köfte , yoğurtlu enginar salatası  gibi bilinen tarifler dışında hayalgücümü zorlayan cinsten yemekler vardı. Enginarlı cheesecake, dondurma, pastırmalı paçanga bunlardan bazılarıydı. Tabii ki onları denemeye cesaret edemedim. Enginarlı …

İzmir’de Bir Köy ve Dağ Restoranı

İzmir’in ilçesi olan Tire’nin doğasına ve mutfağına olan merakım İstanbul Mikla Restaurant’ta yediğim o müthiş Tire’den alınmış karadutlarla yapılan karadut çorbası tatlısından sonra başladı. Bundan sonra İzmir’e taşındığımızdan itibaren burada da Tire sütü ve yoğurdu ile karşılaştım. Tire’yi araştırırken en ilgimi çeken yer ise Kaplan Köyü oldu. İzmir’e 80 km uzaklıktaki bu cevheri keşfetmeye karar verdik. İlk önce yeşile, şeftali ağaçlarına ve gelinciklere doyduğumuz harika bir yoldan Tire’ye ulaştık. Bulduğumuz bir gelincik tarlasında sahibi tarafından kovulmadan bol bol fotoğraf çektik. Kırmızı gelinciklerin arasında dolaşmanın verdiği keyifi uzun bir süre unutamayacağım, eşsiz bir deneyimdi! Kaplan Köyü ise Tire’den 4 km uzaklıkta virajlı bir dağ yolunun sonunda yer alıyordu. Kestane ve ceviz ağaçları arasında yer alan bu köye trekking yapmak için gelen birçok grup vardı. Biz ise yöresel lezzetleri tatmak için Kaplan Dağ Restoran’a gelmiştik. Özellikle haftasonları yoğun olması nedeniyle rezervasyonsuz gitmememiz gerektiği önerisini göz önüne alarak yolda rezervasyon yaptırdım. Restoran pazartesi hariç hergün 13.00-21.00 arası açık olmakla beraber öğle ve akşam yemeği servis ediliyor. Kahvaltı servisi yok. 25 yıl önce kurulmuş  ve yıllar içinde ilgi öylesine artmış ki Türkiye’nin en …