Month: Nisan 2017

22.İzmir Kitap Fuarı’ndan Notlar

22. İzmir Kitap Fuarı bu yıl 22-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleşiyor. TÜYAP tarafından düzenlenen fuar bu yıl da herzamanki yerinde Uluslarası İzmir Fuar Alanı-Kültürpark’ta. Girişin ücretsiz olduğu, 11.00-22.00 saatleri arasında açık olan fuara iş çıkışı gitme şansı buldum. Tabii ki sadece bir salonu gezebildim. Eğer almak istediğiniz çok kitap varsa ve gerçek bir kitapseverseniz 400 yayınevinin bulunduğu ve hergün birçok etkinliğin düzenlendiği fuara 1 gün yetmeyecektir. Haftaiçi olmasına rağmen yoğun bir ilgi vardı fuara. Bu yıl Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’ün yaptığı açıklamada geçen yıl İzmir’deki fuara katılım sayısının neredeyse İstanbul’la aynı olduğunu belirtmiş. Salonlara ayrılan fuarda 2. salonu gezme şansım oldu. Sahafların bulunduğu salona başka bir gün ayırmaya karar verdim. Düzenli bir şekilde sıralanan standlardan içeriye ilk girişte göze çarpanlar doğan kitap ve can yayınlarıydı. Fuara gitmeden mutlaka almak istediğiniz kitapları ve bağlı oldukları yayınevlerini listeleyerek giderseniz çok karlı bir alışveriş yapabilirsiniz. %20-%30 arası indirim dışında birçok yazar seri kitap alımında uygun fiyatlar uygulanıyordu. Arada yapılan anonsları seslendiren gizemli kişinin romantik sesiyle şiir gibi kayıp eşya duyuruları da tam temaya uygun olmuştu. Gezerken anonsların sırasında mutlaka kulak …

Yeni Anadolu Mutfağı ve Mikla Restaurant

Bugün son 1 yıldır ismini daha sık duymaya başladığım, Dünya çapında büyük bir başarıya imza atan Mikla Restaurant’tan bahsedeceğim. Mikla Restaurant Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek 3 yıldır the world’s 50 best restaurants (dünyanın en iyi 50 restaurantı) kategorizasyon sisteminde ilk 100’e girmeyi ve oradaki yerini yükselişiyle beraber korumayı başardı. 2015 yılında 96.sırada iken, 2017 yılı son listede 51.sıraya yükseldi.  Göğsümüzü kabartan bu başarıyı yerinde görmek benim için ayrı bir keyif olacaktı. Yemeklere geçmeden önce bu başarının hikayesine bir bakalım. Restaurantla ilgili bende merak uyandıran ilk şey ismi oldu. ‘Mikla’ nordik dillerde harika, şahane anlamına geliyormuş ve Vikingler bu kelimeyi İstanbul için kullanıyorlarmış. Peki neden Mikla? Çünkü restaurantın şefi Mehmet Gürs Fin-İsveç asıllı bir anne ve Türk babanın çocuğu, üniversite dönemine kadar da Stockholm’de yaşamış. Kuzey Avrupa geçmişi ve İstanbul’a olan bağıyla beraber kurduğu resturantına da bu ismi koymuş. Mehmet Gürs aynı zamanda Num Num restaurantlarının sahibi ve Kronotrop kahve dükkanlarının ortağı. NTV’de arka koltuk programında yaptığı röportajda Kronotrop kahvelerinden biriyle v60 ile demleme yaparak programa başlıyor ki bu kahveyle olan ilgisi de ayrıca ben de büyük sempati yarattı.  Bu röportajını mutlaka izlemenizi tavsiye ederim; …

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York-Manhattan Bölüm 2

Amerika gezimizin ilk haftasını müthiş bir NBA final maçıyla kapattıktan sonra anlatmaya kaldığımız yerden devam ediyorum.  Manhattan gezimize 2016 NBA final maçını gezmek için ara vermiştik. New York’tan Cleveland’a araba ile maçı izlemeye gittik ve tekrar geri döndük. Bu nefis maç ve Cleveland’ta maç öncesi, sonrası neler yaptık öğrenmek için Bamm Bamm’ın yazısını okuyabilirsiniz. Biz Manhattan’a kaldığımız yerden devam edelim.  Cleveland’tan yaklaşık 7 saatlik yolculuk sonrasında Manhattan’a ulaştık ve yeni otelimizin yerini aramaya koyulduk. Aslında otelimizin yerini çok kolay oldu çünkü Times meydanındaydı. Otel Citizenm New York‘un konumu ve akıllı odaları nedeniyle tercih etmiştik. Bu otelin aynı zamanda Amsterdam, Londra, Glasgow, Rotterdam ve Paris’te de bulunmakta. Konsept bir otel olduğu için farklı bir dizayna sahipti. Girişte kırmızı küçük bir kütüphane karşıladı. Otelin girişinde diğerlerinden farklı olarak bildiğimiz türde bir resepsiyon yoktu. Yuvarlak bir masa ve üzerindeki ekranlar üzerinden check-in, check-out ‘u kendiniz gerçekleştiriyordunuz. Yardımcı olan bir görevli de bulunuyordu tabii tamamen teknolojinin ellerine bırakılmıyorsunuz 🙂 Yüksek tavanlı lobinin büyük kısmı çeşitli objelerle donatılmıştı. Duvarlarda pop-art eserler vardı. Odamızı seçtik ve kırmızı halılı koridorlardan geçerek odamıza ulaştık. Odaların hepsi aynı …

Toskana’nın Kahverengi İncisi Siena

Toskana şehirlerlerinden biri, ortaçağdan bu yana korunan ve UNESCO dünya mirasları listesinde yer alan Siena’yı bir günde gezdiğimiz önemli durakları ile beraber anlatacağım size. Türkiye’den direk bir ulaşım yolu olmayan Siena’ya biz Floransa’dan trenle gittik. Santa Maria Novella tren garından biletmatiklerden trenitalia’nın Siena seferini seçtik ve kişi başı 9 euro’ya biletimizi aldık. Neredeyse yarım saatte bir tren seferi var o yüzden panik olup önceden bilet almanıza gerek yok. Hızlı tren değil normal trenle yapılan yolculuk rötar ve duraklamalarla 1 buçuk saati buluyor hatta aşabiliyor. Otobüs tercih etmek isteyenler ise yine tren istasyonu yakınındaki duraktan direk otobüslere binebilir. Yolculuk süresi de trenle neredeyse aynı. Otobüsün son durağı eski şehire daha yakın. Tren istasyonundan şehir ise otobüs ile 10 dakika. Yürüyerek de yarım saat kadar.     Floransa’dan Siena’ya yaptığımız tren yolculuğu tablo gibi manazaralar eşliğinde keyifli geçti. Siena tren garından şehre ulaşmak için garın alt katındaki otobüs duraklarına indik. 1.2 euroya bir büfeden aldığımız biletlerle S7 ye bindik. Şehrin yeni kısmından başlayan yolculuğumuz 10 dakikada eski şehirde piazza del sale’de bitti.  Kahverengi şehir ışıl ışıldı ve eski …