All posts tagged: Seyahat

A Coffee Trip to the 3rd Wave Coffee Shops of Madrid

İspanya’nın bürokratik olduğu kadar şık ve modern şehri Madrid‘te nitelikli kahvenin izini sürdük. Zamanımız yettiği kadar ve bünyemiz kafeini tolere edene kadar kahve denedik. Bazılarını çok sevdik. Kahveseverler için küçük bir rehber hazırladık. In Madrid, a bureaucratic yet stylish and modern city of Spain, we went out hunting after quality coffee. We tasted every cup of coffee as much as our time sufficed and our bodies could handle the caffeine intake. A little spoiler, we fell in love with one of them. Here is a small guide for you, our beloved coffee enthusiast. TOMA CAFE Madrid’in son zamanlarda popülerleşen bölgelerinden Malasana’ya yolunuz düşerse, nefis kahve kokusunu takip ederek Toma Cafe‘ye ulaşabilirsiniz. Sokağa açılan iki büyük penceresinin önüne geldiğinizde doğru yerdesiniz demektir. Sizden önce kokuyu alanlar size yer bırakmamış olursa sakın şaşırmayın 🙂 If you happen to pass by Malasana, which lately became a popular hangout place in Madrid, you will surely find your way to Toma Café with your eyes closed and following your nose to the source of familiar scent of coffee. When you …

Vatikan ve Aşıklar Şehri Roma

Roma… Aşıkların şehri. Şubat ayında rotamızı bu büyülü şehire çevirmiştik. 3,5 günlük gezimizin ilk gününü ayrı bir devlet olan Vatikan’a diğer günleri Roma’daki önemli yapılara ayırmıştık. 1 haftalık İtalya gezimizin son kısmına gelmiştik ve artık çok yorulmuştuk. Ama aslında asıl yorucu kısım şimdi başlıyordu. Bu uzun gezimizi birkaç bölümde size anlatmayı planlıyordum fakat ilk 2 gün fotoğraflarım icloud ve bilgisayar üzerinden silindiği için o günleri özet geçerek iki bölümde ve Trastevere’yi ağırlıklı olarak anlatacağım. Ama şimdiden müjdelemek isterim ki fotoğrafları kaybedip üzülmeme dayanamayan eşim ( yazarımız bamm bamm) üzüntüme dayanamayıp şimdiden ileri bir tarihte tekrar Roma gezisi sözü verdi bile 🙂 Roma, İtalya’nın en kalabalık şehri. Yedi tepeden oluşan şehir bana biraz İstanbul’u anımsattı. Sezar’dan bu yana değişmemiş kaldırım taşları olmasa inanın çekilmez bir trafiği var. Romantizmi bozmak istemiyorsanız yürüyerek ulaşımı tercih etmenizi öneririm. Vespa kiralayarak da film tadında bir Roma gezisi yaşayabilirsiniz. Motorsiklet trafiğinin de pek parlak olmadığını belirtmek isterim:) Böyle büyük bir şehir de kullanabileceğiniz diğer ulaşım araçları ise metro ve otobüs. 48-72 saatlik müzeleri de kapsayan toplu taşıma için de kullanabileceğiniz Roma Pass’de …

Medici’lerden Toskana’ya Miras Floransa Bölüm 2

14 Şubat sabahına Floransa’da uyandık.  Sevgililer günü planımız Floransa’nın nadide eserlerinin sergilendiği en önemli galerilerinden biri Uffizi Galeri’yi gezmekti. Kalabalıktan nasibimizi almamak için Uffizi Galerinin online sitesinden extra 5 euro ödeyerek sabah erken saatlerde rezervasyon yaptırmıştık. İsterseniz Firenze Kart alarak da ön sıralarda giriş yapabilirsiniz. 3 gün geçerli bu kartla 72 müzeyi 72 euro karşılığında gezebilirsiniz. Ama bir Uffizi galeriyi gezmek bile bir gün aldığını düşünürsek çok efektif bir seçenek olduğunu düşünmüyorum. Erken kalkıp otelde kahvaltı yaptık. Signoria Meydanı’nda yer alan Uffizi Galeriye 15 dakikada yürüyerek ulaştık. Rezervasyon yaptıranların ayrı olan girişinden içeri girdik. Sesli rehber aldık ve başladık gezmeye. Ünlü Medici ailesine ait eserlerin sergilendiği eskiden yönetimi sağlayan ofislerin bulunduğu galeride her adımda bir heykel bir tablo vardı. En çok Botticelli’ye ait eserlerin olması yanısıra Leonardo, Michelangelo, Raffaello, Caravaggio, Goya gibi önemli sanatçıların birçok eseri burada sergileniyordu. İnanın ben böyle birşey görmedim! Birkaç gün ayırsam yine de bitmez öyle müthiş bir galeri. Medici ailesinin ‘İtalyan rönesans’ını nasıl başlattığını buradan bile anlayabilirsiniz ki şehir zaten başlı başına bir açık hava müzesi gibi…Muhteşem! Eğer gelirseniz şu Uffizi’de görmeniz gereken başlıca eserleri şöyle …

Medici’lerden Toskana’ya Miras Floransa Bölüm 1

Sanatın ve Toskana’nın başkenti, Leonardo da Vinci ve Michelangelo’nun doğduğu  Floransa’yı 3 günde gezebildiğimiz kadarıyla sizlere aktaracağım. Böyle özel bir şehri bir yazıya sığdırmak oldukça zor olacak. Yazıma başlarken size ilk önce bu şehri bir hataya düşüp bir güne sıkıştırmamanızı öneririm. 100 tane müzenin bulunduğu bir şehirden bahsediyoruz ki inanın 3 günde bile ağzımıza bir lokma bal çalınmış gibi oldu. Haydi başlayalım Floransa’yı turlamaya! Floransa’ya Venedik’ten trenitalia ile hızlı trenle gittik. Tren biletimizi almayı son güne bıraktığımız için normalin üzerinde bir fiyata aldık. Önceden alırsanız eğer kişi başı hızlı tren bileti fiyatı 36 euro’dan başlıyor. Venedik St. Lucia yani Venedik eski şehirden bindiğimiz tren Venedik Mestre’ye uğrayarak 2 saatte Floransa’ya ulaştı. Premium class koltuk seçimi ile yaptığımız yolculuğumuz ikram edilen atıştırmalıklarla rahat ve keyifli geçti. Karşısında bulunan kiliseden ismini alan Floransa Santa Maria Novella tren garına vardığımızda şaşkınlığa uğradım. Bu kadar büyük ve kalabalık bir gar beklemiyordum. Kalabalığı geçerek garın dışına çıktığımızda tam karşısındaki Santa Maria Novella kilisesini gördük. Yer ayırttığımız otele doğru yürümeye başladık. Arnavut kaldırımda valizlerle yürümek biraz zor oldu. Rezervasyon yaptığımız Milu Hotel ‘i seçerken hem …

Toskana’nın Kahverengi İncisi Siena

Toskana şehirlerlerinden biri, ortaçağdan bu yana korunan ve UNESCO dünya mirasları listesinde yer alan Siena’yı bir günde gezdiğimiz önemli durakları ile beraber anlatacağım size. Türkiye’den direk bir ulaşım yolu olmayan Siena’ya biz Floransa’dan trenle gittik. Santa Maria Novella tren garından biletmatiklerden trenitalia’nın Siena seferini seçtik ve kişi başı 9 euro’ya biletimizi aldık. Neredeyse yarım saatte bir tren seferi var o yüzden panik olup önceden bilet almanıza gerek yok. Hızlı tren değil normal trenle yapılan yolculuk rötar ve duraklamalarla 1 buçuk saati buluyor hatta aşabiliyor. Otobüs tercih etmek isteyenler ise yine tren istasyonu yakınındaki duraktan direk otobüslere binebilir. Yolculuk süresi de trenle neredeyse aynı. Otobüsün son durağı eski şehire daha yakın. Tren istasyonundan şehir ise otobüs ile 10 dakika. Yürüyerek de yarım saat kadar.     Floransa’dan Siena’ya yaptığımız tren yolculuğu tablo gibi manazaralar eşliğinde keyifli geçti. Siena tren garından şehre ulaşmak için garın alt katındaki otobüs duraklarına indik. 1.2 euroya bir büfeden aldığımız biletlerle S7 ye bindik. Şehrin yeni kısmından başlayan yolculuğumuz 10 dakikada eski şehirde piazza del sale’de bitti.  Kahverengi şehir ışıl ışıldı ve eski …

Bir Yaz Rüyası Cote d’Azur: Èze, Monte Carlo

Bir gün kendimi yenilemek için bir süre yerleşebileceğim dünyadan bir yer seçmem istenirse, şu ana kadar gördüğüm yerleri düşünürsem cevabım Eze olur. Fransızca okunuşuyla ‘Ez’. Şimdi gelin size bu ilham verici köyü bir de ben anlatayım. Nice’ten kiraladığımız arabayla çıktığımız yolda Cote d’Azur mavisi eşliğinde 25-30 dakikada Eze’ye ulaştık. Yol üzerinde bir çok kez durup manzarayı defalarca fotoğraflamış olduğumuz için yol daha da uzun sürdü; aslında daha kısa bir yol. Nice’ten buraya direk gelen otobüslerde mevcut, bilet 1.5 euro.   Eze, ‘medievale village’ yani Ortaçağ’dan bu yana değişmemiş ve korunmuş köy. Adını Tanrıça Isis’ten alıyor. Köyde çalışan personel ve öğrenci hariç 60 kişi yaşadığı söyleniyor. Buraya geldiğinizde meydanın yukarısına araçla çıkamıyorsunuz arabayı buradaki otoparklardan birisine bırakmak durumundasınız. Meydan yakınında bir parfüm fabrikası da var, rehber eşliğinde gezip harika kokular satın alabiliyorsunuz. Arabayı bıraktıktan sonra yürüyüşe geçtik. 12. yüzyıldan bu yana korunmuş taş binalar arasında dar sokaklardan tepeye doğru tırmandık. Burada geçirdiğim her dakika beni geçmişe bir yüzyıl daha yaklaştırıyordu sanki. Nostaljik taş evlerin duvarlarını kaplamış, pencereden sarkmış, sokakların kenarlarına yerleştirilmiş çiçekler sanki tabloya değen bir fırça darbesi …

48 Saatte Kapadokya

‘Peri bacaları’ dediğimiz doğanın bize yaptığı süprizlerden birini barındıran Kapadokya ülkemizde olduğu için çok şanslıyız. Yurtdışı seyahatlerimde sohbet ettiğim turist potansiyeli olan kişilere Türkiye dediğimde çoğundan duyduğum cümleler ‘Kapadokya diye bir yer varmış’,’ balonlar uçuyor fotoğraflarda ne kadar fantastik bir yer’, ‘ oraya gitmek en büyük hayalim ‘ oldu. Evet yanlış okumadınız. İstanbul’un şöhretini elinden almış bile diyebiliriz Kapadokya için. Bu kadar yakınımda bulunan masalsı şehri 2.kez görmenin zamanı gelmişti. İlk seyahatimi yaz mevsiminde peri bacaları arasında haşlanacak kıvamdaki sıcakta yapmıştım. Açıkcası hissettiğim sıcaklık 50 dereceleri bulduğunda gözlerimin önüne perde inmiş olmalı ki Kapadokya’yı pek sevememiştim 🙂 Pozitif eleştirilerin benim negatif eleştirilerimi alt etmesini istedim ve eşimle Kapadokya’nın en güzel olduğu söylenen aylardan kasıma türk hava yollarından haftasonu tatili için İstanbul-Nevşehir uçak biletini aldık. Kapadokya’ya kara yolu ile geçiliyordu. 2.seçenek olarak Kayseri’ye uçakla gidip karayolu ile  1 saat 15 dk da Kapadokya’ya ulaşılabiliyor.  Cuma akşamı kısa bir uçuşla Nevşehir havalimanına vardık. Havalimanı 2 artı 1 ev boyutundaydı 🙂 Gördüğüm en küçük havalimanı olmalı. Uçaktan inip kiraladığımız araca binmemiz 15 dakikamızı aldı. Haftasonu boyunca kullanacağımız araca bindik …

Macera dolu Amerika Bölüm 1: Seyahati Planlama

3 haftalık Amerika seyahatimi yazacağım bu yazı dizisine başlamak  uzun zaman aldı. 5 ay sonrasında sonbahardan kalma bir kış gününde dünyada eşi olmayan İstanbul boğazına karşı sessiz bir yerde yazı yazmaya başlamanın zamanı olduğuna karar verdim. Çünkü her seyahat benim için ayrı bir anlam taşıyor, zamanla anlamları olgunlaşıyor. Geri dönüp baktığımda orada geçirdiğim anlarda farketmediklerimi farkedebilir hale geliyorum. Madem hazırsak macera dolu Amerika yolculuğuna başlayalım ! Amerika rüyası bizim için balayı tatilini planlamaya başlamamızla oldu. Uzakdoğu, Avrupa derken Amerika’nın doğu yakasını gezmeye karar verdik. Klasik balayı tanımı dışına çıkarak, tüm ev ve düğün yorgunluklarına meydan okuyarak dolu dolu geçecek bir balayı planladık 🙂 Hatta davetiyelerimiz de bir posta kartı olarak tasarlandı; arka kapağında da balayı rotamıza bir uçak gidiyordu. Tarih seçimi yapmak pek mümkün olmadı ama mevsim olarak iyi bir zamanlama olan Haziranın ilk haftasında uçmayı planladık. Peki bu 50 eyaleti olan kıtanın neresine gidecektik? Başlangıçta 2 hafta planladığımız tatili -sonradan uzatacaktık- nasıl verimli geçirebilirdik?Tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki eğer bir turla gitmiyorsanız bir gezinin en önemli kısmı hele ki uzun soluklu gezilerin kilit noktası bu …