All posts tagged: Gurme

TOP 5 Foods to try in San Miguel Bazaar (Mercado de San Miguel)

Madrid’e gidip tapas yemeden dönülmez. Hele ki San Miguel Pazarı’na uğramadan asla ve asla dönülmez. Madrid’in en bilindik meydanı Plaza Mayor’a mutlaka yolunuz düşecektir. San Miguel Pazarı’da buraya sadece birkaç adım uzaklıkta. Hatta bizim gibi Madrid’e yeni gelmiş ve açıkmış bir gezginseniz Plaza Mayor’den önce ilk uğrayacağınız yer. If you visit Madrid, you can not leave unless you eat tapas. But if you didn’t drop by San Miguel Bazaar, never ever think of leaving Madrid in the first place. You will most definitely happen by Madrid’s best-known town square Plaza Mayor. That San Miguel Bazaar I told you about is just a few steps away from here. Then again, if you too are a newcomer in Madrid and starving, as we did, Plaza Mayor will be your first stop. İspanyol geleneksel pazarı 1916 yılında kurulmuş fakat günümüzde korunan tek kısmı demir iskeleti olmuş. Günümüze ulaşabilen bu mimarideki tek pazar olma özelliğini taşıyor. 20.yüzyılda camdan duvarlarla modernize edilerek günümüze taşınmış. Sadece İspanya’da değil; dünyaya da adını duyuran bu pazar ‘gastronomik tapınak’ olarak adlandırılıyor. This traditional Spanish …

A Coffee Trip to the 3rd Wave Coffee Shops of Madrid

İspanya’nın bürokratik olduğu kadar şık ve modern şehri Madrid‘te nitelikli kahvenin izini sürdük. Zamanımız yettiği kadar ve bünyemiz kafeini tolere edene kadar kahve denedik. Bazılarını çok sevdik. Kahveseverler için küçük bir rehber hazırladık. In Madrid, a bureaucratic yet stylish and modern city of Spain, we went out hunting after quality coffee. We tasted every cup of coffee as much as our time sufficed and our bodies could handle the caffeine intake. A little spoiler, we fell in love with one of them. Here is a small guide for you, our beloved coffee enthusiast. TOMA CAFE Madrid’in son zamanlarda popülerleşen bölgelerinden Malasana’ya yolunuz düşerse, nefis kahve kokusunu takip ederek Toma Cafe‘ye ulaşabilirsiniz. Sokağa açılan iki büyük penceresinin önüne geldiğinizde doğru yerdesiniz demektir. Sizden önce kokuyu alanlar size yer bırakmamış olursa sakın şaşırmayın 🙂 If you happen to pass by Malasana, which lately became a popular hangout place in Madrid, you will surely find your way to Toma Café with your eyes closed and following your nose to the source of familiar scent of coffee. When you …

‘Kaplan’lar Keşifte’ Blogumuzun 1.Yılı Kutlama Hediyesi: Alaçatı’da Tatil

“Kaplan’lar Keşifte” blogumuzu açalı 1 yıl oldu. @dr_ottoman (yazarımız bamm-bamm) ve benimle beraber keşif yolu bir yıl geçirdiniz ve ben de bu duruma karşılıksız kalamadım😍 Dünyayı ve yenilikleri keşfederken hep dönüp dolaşıp geldiğim nokta “hayatın paylaştıkça güzelleştiği” oldu. Bu yüzden bu 1.yılın mutluluğunu paylaşarak çoğaltmak istedim ve çok sevdiğim Alaçatı’nın en güzel zamanı Eylül ayında 5-30 Eylül 2017 tarihleri arasında istediğiniz tarihte 2 gece 2 kişilik (tek oda, havuz manzaralı)+kahvaltı şeklinde konaklama hediye ediyorum. 🏝 İnstagramdan katılabileceğiniz çekiliş için yerine getirmeniz gereken koşullar ise şöyle: 1️⃣ benim instagram hesabım @artista_m ve @breraotel i takip etmek, 2️⃣ instagramdaki bu fotoğrafı beğenmek, 3️⃣ fotoğrafın altına istediğiniz arkadaşı etiketlemek ( istediğiniz sayıda etiketleyebilirsiniz. 🏝Her bir yorum bir katılım hakkı demektir. 🏝Geçersiz hesaplar ve koşulları yerine getiremeyenler çekilişe dahil edilmeyecektir. 🏝Katılım 19 Ağustos gecesi saat 23.59 itibari ile sona erecek. Çekilişi ise 20 Ağustos günü random.org üzerinden gerçekleştirip instasnaps’te kazananı ilan edeceğim💫 🏝Kazanan kişinin konaklama tarihini en geç 24 Ağustos 2017’ye kadar @breraotel ve bana bildirmesi gereklidir. Herkese bol şans diliyoruz❣️😊

Vatikan ve Aşıklar Şehri Roma

Roma… Aşıkların şehri. Şubat ayında rotamızı bu büyülü şehire çevirmiştik. 3,5 günlük gezimizin ilk gününü ayrı bir devlet olan Vatikan’a diğer günleri Roma’daki önemli yapılara ayırmıştık. 1 haftalık İtalya gezimizin son kısmına gelmiştik ve artık çok yorulmuştuk. Ama aslında asıl yorucu kısım şimdi başlıyordu. Bu uzun gezimizi birkaç bölümde size anlatmayı planlıyordum fakat ilk 2 gün fotoğraflarım icloud ve bilgisayar üzerinden silindiği için o günleri özet geçerek iki bölümde ve Trastevere’yi ağırlıklı olarak anlatacağım. Ama şimdiden müjdelemek isterim ki fotoğrafları kaybedip üzülmeme dayanamayan eşim ( yazarımız bamm bamm) üzüntüme dayanamayıp şimdiden ileri bir tarihte tekrar Roma gezisi sözü verdi bile 🙂 Roma, İtalya’nın en kalabalık şehri. Yedi tepeden oluşan şehir bana biraz İstanbul’u anımsattı. Sezar’dan bu yana değişmemiş kaldırım taşları olmasa inanın çekilmez bir trafiği var. Romantizmi bozmak istemiyorsanız yürüyerek ulaşımı tercih etmenizi öneririm. Vespa kiralayarak da film tadında bir Roma gezisi yaşayabilirsiniz. Motorsiklet trafiğinin de pek parlak olmadığını belirtmek isterim:) Böyle büyük bir şehir de kullanabileceğiniz diğer ulaşım araçları ise metro ve otobüs. 48-72 saatlik müzeleri de kapsayan toplu taşıma için de kullanabileceğiniz Roma Pass’de …

Aydın’da Bir Yol Üstü Durağı: Ağaçlı Köy

Arabayla yapılan yolculukların benim için en güzel kısmı yol üzerinde verilen kısa molalardır. Eşim Oğuz (yazarımız Bamm-Bamm)’da benim gibi olunca bizim yolculuklar molalarla uzadıkça uzuyor 🙂  Bugün de İzmir’den Kuşadası’na giderken yeni bir köy keşfettik. Doğası, eski Rum evleri, zeytini ve dev bazlamalarıyla ünlü Ağaçlı Köy’ü bu kadar zamandır nasıl es geçmişiz bilmiyorum. Söke’nin bir dağ köyü olan Ağaçlı Köy’e hem Bodrum’a hem de Kuşadasına giderken uğrayabilirsiniz. Doğayla bütünleşebileceğiniz, köy kahvaltısı ve yemeklerini bulabileceğiniz bir adres. Samos Körfezi manzarası da müthiş.  Ağaçlı Köy’de öğle kahvaltısı için Ağaçlı Restaurant’ı tercih ettik. Kahvaltı servisi saat 16.00’ya kadar devam eden mekanda  aynı zamanda akşam tandır ve tuzda tavuk servisi de yapılıyor. Kahvaltı için ağaçların altında ip gibi sıralanmış masalardan birine oturduk. Her masanın yanında semaver yerleştirmek için kütükler konulmuştu. Tek dezavantajı yol kenarında olmasıydı.    Standart serpme kahvaltının içinde en beğendiğim yazlık karışık kızartma oldu. Yaza en çok yakıştırdığım bu yoğurt soslu kızartma leziz sebzelerle damağımda bir bayram havası yarattı. İkinci en beğendiğim kahvaltılık ise kırmızı erik reçeliydi. Kişi başı 20 tl olan kahvaltı yumurta olmaması dışında yeterli çeşitlilikteydi.  Semaverde çayımız …

Denize Kahve Çekirdeği Düştü!

Evet yanlış duymadınız; bu yıl karpuz kabuğu değil kahve çekirdeği denize düştü ve benim için yaz geldi. Yaz gelince Ege Bölgesi’nin sahil şeridinde deniz, kum, güneşin tadını çıkarırken nitelikli kahve yapan yerlerin arayışına girdim. İzmir, Çeşme, Alaçatı’da birçok mekan bulunuyordu ama hepsi plajlara uzak konumdaydı. Fakat deniz sezonun açılmasıyla durum değişti.  Şehir merkezlerinde yer alan kahve dükkanları ‘yazlık’ şubeler açtı. Şimdilik sayıları az olsa da nitelikli kahve adına büyük bir gelişme olduğunu söylemeliyim. Yaz ile kahve birlikteliğini pek benimseyemeyen bir millet olarak, artan kahve dükkanları ve soğuk kahve çeşitleri ile bu birlikteliği kabulleneceğimizi hatta çok seveceğimizi düşünüyorum. Bu yaz artık frozenın yerini frappucino, ıced latte, cold brew alacak gibi görünüyor, benden söylemesi. MOC (FLY-INN BEACH) İstanbul’dan müdavimi olduğumuz MOC’un Çeşme Altınkum’da yer alan Fly-Inn Beach’e yazlık bir şubesi açıldı. Her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. Buz mavisi Çeşme denizine karşı en az 12 saat demlenmiş cold brew’i denemenizi öneririm.  BREW COFFEE WORKS (CAPPELLO BEACH CLUB) İstanbul’da birçok şubesi bulunan Brew Coffee Works yazlık şubesini Kuşadası Sahil Sitelerinde yer alan Cappello Beach Club’a açıldı. Şube aynı …

Alaçatı’da Yağmurlu Bir Akşam Kaçamağı

İzmir’e taşınmamızın en güzel taraflarından biri sadece ‘tatil’de gidebildiğimiz yerlere artık iş çıkışı bile gidip gelebiliyor olmamız oldu. Buna hala alışabildiğimizi söyleyemem. Özellikle geri dönüş yolunda hep İstanbul’a dönüyormuşum gibi hissediyorum. Havaalanı sapağını geçince derin bir oh çekiyorum 🙂 Fırsat buldukça gittiğimiz adresleri ve tecrübelerimi de blogta sizlerle paylaşacağım. Bu yaz bol Ege içerikli yazılarım olacağını şimdiden söyleyebilirim. İş çıkışı İzmir’e çılgınca bir yağmur yağarken Alaçatı’ya doğru yola çıktık. 45 dakikada vardığımızda tatlı bir yağmur başlamıştı. Yaz günlerindeki kalabalıktan eser yok, sokaklar sakindi. Yeni mekanlar açılış için yavaş yavaş son halini almaya başlamıştı; ne de olsa sezon açılışı yaklaşıyordu. Sakin zamanlarda etrafta göremediğim bir çok ayrıntıyı görmenin mutluluğu ile akşam yemeği için Hacımemiş’te bulunan Kapari Bahçe’nin sokaktaki masalarından birine oturduk. Sezonda rezervasyonla bile zor yer bulunan mekanda çoğu masa boştu.  Başlangıç seçimlerimiz girit ezmesi ve kabak çitlemesiydi. Ara sıcak olarak hania böreği ve kabak çiçeği tempura aldık. Şef Çaykun Gelgeç’in mutfağından çıkanlardan hania böreğine bayıldık. İlk kez denediğimiz dilim patates, kabak ve lor peynirden oluşan, dereotuyla servis edilen lezzet bizden tam puan aldı. Deniz mahsüllü makarna …

İzmir’de Bir Köy ve Dağ Restoranı

İzmir’in ilçesi olan Tire’nin doğasına ve mutfağına olan merakım İstanbul Mikla Restaurant’ta yediğim o müthiş Tire’den alınmış karadutlarla yapılan karadut çorbası tatlısından sonra başladı. Bundan sonra İzmir’e taşındığımızdan itibaren burada da Tire sütü ve yoğurdu ile karşılaştım. Tire’yi araştırırken en ilgimi çeken yer ise Kaplan Köyü oldu. İzmir’e 80 km uzaklıktaki bu cevheri keşfetmeye karar verdik. İlk önce yeşile, şeftali ağaçlarına ve gelinciklere doyduğumuz harika bir yoldan Tire’ye ulaştık. Bulduğumuz bir gelincik tarlasında sahibi tarafından kovulmadan bol bol fotoğraf çektik. Kırmızı gelinciklerin arasında dolaşmanın verdiği keyifi uzun bir süre unutamayacağım, eşsiz bir deneyimdi! Kaplan Köyü ise Tire’den 4 km uzaklıkta virajlı bir dağ yolunun sonunda yer alıyordu. Kestane ve ceviz ağaçları arasında yer alan bu köye trekking yapmak için gelen birçok grup vardı. Biz ise yöresel lezzetleri tatmak için Kaplan Dağ Restoran’a gelmiştik. Özellikle haftasonları yoğun olması nedeniyle rezervasyonsuz gitmememiz gerektiği önerisini göz önüne alarak yolda rezervasyon yaptırdım. Restoran pazartesi hariç hergün 13.00-21.00 arası açık olmakla beraber öğle ve akşam yemeği servis ediliyor. Kahvaltı servisi yok. 25 yıl önce kurulmuş  ve yıllar içinde ilgi öylesine artmış ki Türkiye’nin en …

Medici’lerden Toskana’ya Miras Floransa Bölüm 2

14 Şubat sabahına Floransa’da uyandık.  Sevgililer günü planımız Floransa’nın nadide eserlerinin sergilendiği en önemli galerilerinden biri Uffizi Galeri’yi gezmekti. Kalabalıktan nasibimizi almamak için Uffizi Galerinin online sitesinden extra 5 euro ödeyerek sabah erken saatlerde rezervasyon yaptırmıştık. İsterseniz Firenze Kart alarak da ön sıralarda giriş yapabilirsiniz. 3 gün geçerli bu kartla 72 müzeyi 72 euro karşılığında gezebilirsiniz. Ama bir Uffizi galeriyi gezmek bile bir gün aldığını düşünürsek çok efektif bir seçenek olduğunu düşünmüyorum. Erken kalkıp otelde kahvaltı yaptık. Signoria Meydanı’nda yer alan Uffizi Galeriye 15 dakikada yürüyerek ulaştık. Rezervasyon yaptıranların ayrı olan girişinden içeri girdik. Sesli rehber aldık ve başladık gezmeye. Ünlü Medici ailesine ait eserlerin sergilendiği eskiden yönetimi sağlayan ofislerin bulunduğu galeride her adımda bir heykel bir tablo vardı. En çok Botticelli’ye ait eserlerin olması yanısıra Leonardo, Michelangelo, Raffaello, Caravaggio, Goya gibi önemli sanatçıların birçok eseri burada sergileniyordu. İnanın ben böyle birşey görmedim! Birkaç gün ayırsam yine de bitmez öyle müthiş bir galeri. Medici ailesinin ‘İtalyan rönesans’ını nasıl başlattığını buradan bile anlayabilirsiniz ki şehir zaten başlı başına bir açık hava müzesi gibi…Muhteşem! Eğer gelirseniz şu Uffizi’de görmeniz gereken başlıca eserleri şöyle …