Yazar: Dr_ottoman

Haftalık Naklen Yayınlar

18 Ekim Çarşamba 13:00 K.Mladenovic – A.Sasnovich (WTA Moskova – 2.Tur) @BeinSports3 14:30 Gana – Nijer (FIFA U17 Dünya Kupası – Son 16) @Eurosport2 14:30 K.Siniakova – D.Kasatkina (WTA Moskova – 2.Tur) @BeinSports3 15:00 Chelsea – Roma (UEFA Gençlik Ligi) @TivibuSpor 15:00 J.Trump – M.Joyce (Snooker İngiltere Açık – 2.Tur) @Eurosport 16:30 M.Rybarikova – A.Cornet (WTA Moskova – 2.Tur) @BeinSports3 17:20 L.Brecel – M.Williams (Snooker İngiltere Açık – 2.Tur) @Eurosport 17:30 Brezilya – Honduras (FIFA U17 Dünya Kupası – Son 16) @Eurosport2 18:00 Bursa BB – Fenerbahçe (Vestel Venüs Sultanlar Ligi) @TRTSPOR 19:00 Karabağ – Atletico Madrid (UEFA Şampiyonlar Ligi) @TivibuSpor2 19:30 Galatasaray – USK Prague (Euroleague Kadınlar) @GSTV 19:30 PAOK – Gaziantep Basket (FIBA Şampiyonlar Ligi) @SSport 21:00 M.Davis – R.OSullivan (Snooker İngiltere Açık – 2.Tur) @Eurosport 21:30 Reggiana – Galatasaray OB (Eurocup) @SSport 21:45 Anderlecht – PSG (UEFA Şampiyonlar Ligi) @TivibuSpor3 21:45 Barcelona – Olympiakos (UEFA Şampiyonlar Ligi) @TivibuSpor4 21:45 Benfica – Manchester United (UEFA Şampiyonlar Ligi) @TivibuSpor82 21:45 Chelsea – Roma (UEFA Şampiyonlar Ligi) @TivibuSpor2 22:40 D.Junhui – M.White (Snooker İngiltere Açık – 2.Tur) @Eurosport 23:30 Darüşşafaka – Cedevita Zagreb (Eurocup – Bant) @SSport 02:00 Detroit Pistons – Charlotte Hornets (NBA) @NBATV 02:45 Corinthians – Gremio (Brezilya Serie A) @BeinSports2 04:00 Chicago …

To Go or Not To Go?

Şöyle dönüp bir baktığımda bloga 6 ay olmuş köşe yazısı yazmayalı. En son köşe yazımda  iş yoğunluğumdan dolayı ara verdiğimi yazmış hatta artık haftada 5 gün yazarak geri dönüyorum demiştim. Ama olmadı zira kolay iş değil bırak haftada 5 günü düzenli olarak 1 gün yazmak bile emek istiyor. Bu sefer neden bu ara diye sormadım değil kendime. Cevap alamadığımız sorular olur ya hayatta bazen… İşte öyle birşey… Bahane bulmak en kolayı ama kolaya kaçmayacağım hepsi benim hatam. Bu 6 aylık süreçte neler oldu bir bakalım hep beraber. Referandum geldi geçti, bir ton insan gözaltı tutuklama süreçlerine girdi, Kaplan ailesi için artık yavaş yavaş gelenekselleşen Venedik Festivaline katıldık 2.kez, İzmir’e taşındık, sitemizin başlığını ”Kaplan’lar Keşifte” olarak değiştirdik daha kolay akılda kalsın diye, sona en karmaşık hissettiren iki gelişmeyi sakladım. İlki amca oluyormuşum… İkincisi Büyük Kokbit ile barıştık yollarımız tekrar kesişti(sonra yine yollarımız ayrıldı bu yazıyı tamamlayana kadar…). ABD Başkanı Trump ardı ardına gelen radikal kararları ile herkesin etkilenmesine neden oluyor. Gidecek mi kalacak mı tartışmaları süre dursun o hala görevinin ve Twitter’inin başında. Gözümüz kulağımız ABD’den …

Sormalı mı Sormamalı mı?

Evet-Hayır Süreci Her ne kadar siyasetten uzak durmak isteseniz de sanıyorum kaçarımız yok. Okuduğum köşe yazarlarından, haberlerle ilgili tweetlerden anketlere kadar her yerde referandum her yerde ‘evet-hayır’ söylemleri. Bu konuda artık sizlerin de sıkıldığınızı düşünüyorum; ama henüz referandum tarihi bile netleşmemişken bir süre daha bunlara katlanmamız gerekecek. Rıdvan, Arda ve Acun’un referandum sürecinde ki açıklama(ma)larını yeterince okudunuz, ben o konulara hiç girmeyeceğim… Canlı Yayın(layamama)! Terör amaçlı saldırılar, katliam, patlama ve benzeri olaylar sonrası ambulanslardan önce yayın yasağı getirilmesine hepimiz aşinayız ve şaşırmıyoruz artık.(Reina saldırısına geç gelen yayın yasağı hariç!) Ancak geçen hafta bu yayın yasağının kapsamı RTÜK tarafından yeniden ele alındı ve sınırları belirgin şekilde çizdi. Yeni yasaklar şöyle: Resmi makamlarca dağıtılan görüntü ve bilgiler dışındakiler kullanılamayacak. Olay anı ve olay sonrası olay yeri görüntüleri, vatandaşların yaşadığı korku ve paniği gösteren görüntüler verilemeyecek. Saldırı sonucu hayatını kaybeden ya da yaralanan kişilere ait görüntüler, görsel unsurlar yayınlanamayacak. Olayın sıcaklığı geçmesine rağmen gün boyu ekranda “son dakika”, “sıcak haber” yazıları kalamayacak, yayın akışı kesilerek sürekli olaya ilişkin haberlere yer verilemeyecek. Sunucu ve muhabirler abartılı ifadeler kullanamayacak. İtfaiye, polis aracı, …

Türkçe gittigidiyor mu?

Referandum, Milletvekillerinin gözaltına alınıp serbest bırakılmaları, Trump’ın Özgürlükler Diyarının gerçek yüzünü yansıtmaya başlamasıyla meşgulken dünkü yazımdan ötürü epey bir eleştiri aldım GATA’dan sınıf arkadaşlarımdan… Sayemde Afganca öğrenen meslektaşım olduğunu görmek gözlerimi yaşarttı desem yeridir. Lakin 150-200 kelimeyle günü geçiriyorken üstüne yazı dilinde hatalar yapmak.. Haklılar bu konuda eksikleri gidermek gerek.. Önlem olarak yazılarıma 3 kişilik bir editör heyeti atamaya karar verdim 🙂 Aylardır Sözcü Gazetesi’nde her pazar keyifle yazısını okuduğum Oray Eğin’in önce 2 hafta yazmaması sonra da bir anda Habertürk’e transfer olması insanın kafasında soru işaretleri bırakmıyor değil… Okuyanlar bilir FETÖ karşıtı sivri yazılarıyla örgüte olan duruşunu net bir şekilde gösteriyorken bir anda Altaylı’nın köşe yazarlığını yaptığı bir gazeteye geçmesi hala kripto FETÖcülerin etkisi mi var sorularını akla getiriyor… Zamanla göreceğiz yazılarında nasıl bir evrim geçirecek ve hala aynı sertlikte yazılar kaleme alabilecek mi… İstanbul Modern bünyesindeki Antrepo 4, son sergisi “Liman”ı sanatseverlerin beğenisine sundu. Bildiğiniz üzere Bülent ve Oya Eczacıbaşı’nın 12 yıl önce Karaköy’deki ‘İstanbul Limanı’ olarak bilinen adreste açtığı İstanbul Modern’in bünyesinde bulunan Antrepo 4 binası, uluslararası standartlarda bir modern sanat müzesine dönüşecek. …

Başarının Gözyaşları..

Yeni bir hafta… Genelde çoğu ünlü köşe yazarı pazartesileri tatil yapar yazı yazmaz. Bende buna hiç anlam veremem. O zaman herkes pazar gününe doluşmasın bölüşün; bi kısmınız pazartesi yazsın bizde pazartesi köşe yazısız kalmayalım. Ama yok herkes bir düzen tutturmuş gidiyor ve bizler pazartesi sendromuyla baş başa kalıyoruz. İşte buradan yola çıkarak sizi susuz köşemi yazısız bırakmamaya karar verdim ve saat 00.30 da geçtim mac’in başına. Geçtiğimiz hafta sonu güzel haberler aldım. Hep hayalini kurduğumuz ama cesaret edemediğimiz İstanbul’dan  kurtularak İzmir’e yerleşme hayalimizi gerçekleştiren iki sevdiğim dostumdandı bu güzel haberler. Biri Kuşadası Toplum Sağlığı Merkezi’ne atamasını çıktığını telefonda anlatırken bir diğerinin taşınma haberini tesadüfi olarak Kuaförüm Adem Terzi‘den öğrendim 🙂 Alaçatı’ya taşınmış eski dostum. Ama ikisi içinde o kadar çok sevindim ki anlatamam. Kendime kızdım sadece.. Hayal etmek güzel ama onu gerçekten istemedikten, peşinden koşmadıktan sonra oturup gerçekleşmesini beklemek ya da her sohbette dile getirmek … Tamda bu ana uygun bir şarkı ile devam edeyim.. An old man turned ninety-eight He won the lottery and died the next day It’s a black fly in your …

İnsan mıyız!

Günlerden Pazar… Ocak ayını da yavaş yavaş kapatıyoruz.. .Ömür, kum saatimizden tanecikler boşluğa akıyor olanca hızıyla…Bugün köşemde içimi dökmek istedim sizlere.. Siyaset yazmayayım diyorum; whatsapp gruplarında siyaset konuşmayalım diyoruz, bu grubun konusu bu değil diyoruz biri buna uymuyor sonra aykırı sesler ya da gruptan çıkmalar kopmalar oluyor. Uymak zorunda mıyız gerçekten ya da siyasete bulaşmak zorunda mıyız? Asker kökenli olmamdan dolayı oldum olası siyasetten uzağımdır. Twitterda anketler olağanca hızıyla önümüzden akmaya devam ediyor; kurtuluşumuz yok besbelli 😀 Başlığa gelirsem; ne kadar adaletsiz bir dünyada yaşadığımızla ilgili aslında. Geçen gün bahsettiğim Cafe’de oturmuş kahvaltımızı yaparken, kapalı mekanda bile üşüdüğümüzü hissedip bunu dile getirirken camın önünden kar yağışı eşliğinde elinde tekerlekli kağıt/çöp/karton ne derseniz toplayıcı çocuğun bir montu bile olmadan ince bir kazak, kulaklarında olmazsa olmaz kulaklığı-ki bu dünyadan bağını koparması için bir araç onlar için-geçerken gördüm. Herkes bulunduğu mevki konum meslek kazanç noktasından hep bi ileriye bir önündekine bakarak iç geçirdiği bi dünyada bir an olsun duraksayabilsek yavaşça arkamıza dönüp bakabilsek-ki aslında eşit insan olmamız gerekirken eşit falan değiliz- onların yerine kendimizi koyabilsek… elimizi uzatabilsek… Şartlarını …

Kadrajımda Kitaplarım ve Plaklarım

Herkese selam.. Siz bu yazıyı Cumartesi Sabah okuyacaksınız ben ise şantiyeleri dolaşıyor olacağım 🙂 Bugünkü köşe yazımda 2017 yılı içerisinde okunacaklar listeme koyduğum ve satın aldığım kitaplarımdan bahsedeceğim.. Öncelikle tarihe merakım olduğunu söylemeliyim ve kitaplarımın ana konuları hep tarih.. İlk kitap Vikings Dünyası; Stefan BRINK ve Neil PRICE editörleri, çevirisini ise Ebru Kılıç yapmış. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın 848 sayfa lakin Vikinglere ben gibi merakınız var ise güzel bir kaynak. İkinci kitabım 25 Temmuz 2016’da kaybettiğimiz Gönlümüzün Ordinaryüs Prof’u Halil İnalcık Hocamın Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet adlı kitabı. İlk baskısı haziran 2016 da basılmış. Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve devlet kadim bir meseleyi, usta bir Osmanlı tarihçisinin kaleminden okumak isteyenlere tavsiyemdir. Bir diğer seri olarak önereceğim kitap 19 şubat 2016’da aramızdan ayrılan İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür, Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Orta Çağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarından olan Umberto ECO’nun 4 Ciltlik ORTAÇAĞ kitapları. Umberto Eco’nun danışmanlığında hazırlanan ve toplam dört ciltten oluşan Ortaçağ Ansiklopedisi’nin ilk cildi, “Babarlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar” konulu ve …

KoKBiT’in dönüşü

  Herkese selam.. Bildiğiniz üzere blogu açalı 3 ay oldu yavaş yavaş düzeni oturtmaya çalışıyoruz yazılarımızla; lakin hep içimde bi eksiklik hissi vardı.. Eski blog dönemlerinde günlük yazılar da yazabiliyorduk gündem ya da gündem dışı konularda, günlük aktiviteler olsun her şeyi paylaşabiliyorduk sonra twitter çıktı bunları 140 karaktere sınırladı, blog dönemi yeniden trend oldu; lakin bu seferde kategorileşme etiketler diye sınıflandırmalara gidildi ve eski tarz yazabileceğim yazılara yer bulamaz oldum.. Geçen gün bunu düşünürken aklıma geldi belki saçma bir fikir olabilir lakin hep içimde de olan hayallerimden biri birgün bi yerlerde köşe yazarlığı yapmaktı.. ilk postlarımda bahsettiğim gibi bu Socrates Dergisinde olur, yada Oray Eğin, Soner Yalçın gibi gazetelerde de olur yazma isteğim hep var.. Bu nedenle bir başlangıç olsun diye blogta köşe yazıları diye bir bölüm açmaya karar verdim. Burası da benim dergim -gazetem olsun ve gündelik ya da haftalık birşeyler karalayayım, sizlerde okuyun istiyorum. Tıpkı eskisi gibi 😀 Tek sorunum stabilite yani devamlılık.. Bu konuda biraz zorlanıyorum hayatımın her anında bu böyle aslında.. Yoksa biliyorum ki güzel yazıyordum, yazarım da ama işte okur …

Performansı en çok arttıran 10 şarkı

  Socrates‘in eski sayılarını karıştırırken Onur Erdem’in ‘RİTİM’ başlıklı yazısında bahsi geçen Hartpury Üniversitesi’nde yapılan araştırma dikkatimi çekti. Konusu başlıkta da gördüğünüz üzere ‘Performansı en çok artıran 10 şarkı’. Bunu araştırmak için Britanyalı yüzücü Ben Hooper’a farklı müzikler dinletilmiş. Amerikalı ünlü rapçi Eminem‘in müzikleri, İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre atletik performansı %10 oranında arttırdığı gösterilmiş. Özellikle ‘Lose yourself‘, ‘Not Afraid‘ ve ‘Without Me‘ şarkılarının, uzun ve yoğun egzersiz periyotlarında hem güç hem de dayanıklılığı önemli ölçüde artırdığı gösterilmiş. Tempolarının, ritimlerinin ve agresif liriklerinin, uzun mesafeler üzerinde kısmi olarak etkili  ‘yüksek motivasyon aracı‘ olduğu ortaya konmuş. The Script ve Swedish House Mafia‘nın şarkıları da, yorgunluk ve dayanıklılığın algılanan seviyelerine ‘şaşırtıcı bir şekilde yararlı ‘etkilerinin olduğu ortaya konmuş. Araştırmacılar, İngiliz yüzücü Ben Hooper’ın, Aralık ayında ki  2000 millik Atlantik yüzüşü sırasında değişik türde müziklerin fizyolojik etkilerini gözlemlemek için 3 ay harcamışlar. Daha sonra araştırmacılar, ‘Başarının soundtrack’ini- atletlerin optimum performansı elde etmek için dinlemesi ve sakınması gereken şarkılar listesi ‘ bulabilmek için  her bir müzik türünü spesifik sanatçı ve şarkı olarak sınırlandırmışlar. Yüzücünün, Cheltenham’daki kapalı yüzme havuzunda ve …

2016 NBA Finalleri… Cleveland Cavaliers-Golden State Warriors maçına doğru

Noel döneminde bildiğiniz üzere NBA‘de dev eşleşmeler olur. Sizleri, 25 aralıkta  izlediğim maçtan sonra,  ilk defa ABD’de canlı izleme şansına sahip olduğum 10 haziran 2016 Cuma NBA 2016 finallerinin 4.maçına götürmek istiyorum. Evlilik tarihini ve balayını NBA finallerine göre planladığımızı itiraf etmeliyim zira yıllardır en büyük hayallerimden biri canlı canlı NBA finalini izlemekti. Baktım sevgilim benle aynı kafada, ortak kararla balayını ABD’ye planladık ve acaba kim finallere kalır diye sürekli takip ederek rota çizmeye çalıştık. Golden State Warriors kesin gibiydi ama bize çok tersti doğu tarafını gezmeyi düşünüyorduk. İlk tur maçları 16 Nisan’da başladığında biz daha nikah tarihini netleştirmemiştik çünkü küçük bir sapmada final maçlarına denk gelemeyebilirdik. Doğu konferansında eşleşmeler Cleveland Cavaliers-Detroit Pistons, Atlanta Hawks- Boston Celtics, Miami Heat- Charlotte Hornets ve Toronto Raptors- İndiana Pacers şeklinde idi. Daha yolun başındaydık ama içimizden Miami Heat ya da Cleveland Cavaliers takımlarından birinin finali kazanmasını geçiriyorduk. Cleveland Cavaliers 4-0 ile seriyi çok rahat geçerken, Atlanta Hawks’ ta Boston Celtics’i 4-2 ile geçmişti. Miami Heat ve Toronto Raptors ise 4-3 lük skorlarla  konferans yarı finallerine adlarını yazdırdılar. Bizde Düğün tarihimizi …