All posts filed under: Seyahat

Seyahat

Aşkın Şehri Paris Bölüm 1: Genel Bilgiler ve Montmartre

Kışın en soğuk zamanlarında ve 14 Şubat’ta aşkın simgesi Paris’e bir gezi planladık. 5 günlük bu geziye bonus olarak 2 gün Kuzeyin Venedik’i Brugge de ekledik. Paris’i, aşkın sembolü bir şehir olması ve her başarılı sanatçının yolunun buradan geçmiş olması nedeniyle çok merak ediyorduk. Romantik ve hızlı kış gezimizi dinlemeye hazırsanız, anlatmaya Paris’ten başlıyorum.     Paris’e Türkiye’den havayolu ya da karayolu ile ulaşım sağlanıyor. Karayolu ile 28 saat süren yolculuk havayoluyla, aktarmasız olarak 4 saat sürüyor. Türkiye’den direk uçuşla gidebileceğiniz gibi; malum yazıyı yazdığım bu dönemdeki döviz kurlarındaki çılgın artıştan etkilenen bilet fiyatlarından mağdur olmamak için aktarmalı uçuşları da tercih edebilirsiniz. Uçak biletlerini skyscanner dışında Avrupa bilet tarama sitelerinden de arayabilir ve daha ucuz seçenekler bulabilirsiniz. Bu sitelerden bazıları: edrems.pt, edreams.de ve kayak.it Biz Pegasus Havayolları‘nın indirim döneminden faydalanarak Paris gidiş, Brüksel dönüş biletlerimizi aldık. Bilet fiyatımız şimdiki fiyatın 1/4’ü kadardı. Genelde Türk Hava Yolları ile seyahat ettiğimiz için Pegasus’la seyahat biraz zorlu oldu. Düşük bütçeli biletin bedeli de kalitesi düşük yolculuktu. Host ve hosteslerin kaba davranışları, yetersiz koltuk mesafesi, ikramsız yolculuk, hijyenik olmayan …

Sakız Adası’nda Bir Haftasonu Bölüm 1: Planlama

Yunanistan’ın en büyük 5. adası Sakız Adası tüm dünyaya sakız ihracatı yapan damla sakızı ile ünlü ve deniz turizmi yapan bir ada. Yunan adaları arasında en zengini olan adanın sakızı dışında turunçgilleri de çok meşhur. Sakız Adası’na birçok kez gitme planı yapmıştık fakat hep bir aksilik çıkıp ertelemek zorunda kalmıştık. Bu sefer Temmuz ayının son haftasonunda hava sıcaklığı da 32 derecelere ulaşmışken gitmeye karar verdik. 2-3 gün içinde tüm planlamasını yaptığımız gezi tam 2 gün sürdü. Çeşme’ye Ertürk Lines katamaranı ile 20 dk, Turyol feribotu ile 30 dk, San Nicolas feribotu ile 40 dk olan Sakız Adası; Meis Adası’ndan sonra ülkemize en yakın olan adalardan biri. Adanın Çeşme’ye en yakın kısımlarında telefonlar da çekiyor. 62 köyü olan adanın 52 bin civarı bir nüfusu var. Gerçek anlamda her köyü gezip, her plajına ayak basmak isterseniz 1 hafta ayırmanız gerekir. İzinle çalışan çoğu kişi için bu süre uzun gelebilir. 2-3 günde de bizim gibi adanın belirli başlı yerlerini gezebilirsiniz. Ulaşım Sakız Adasına deniz yolu ya da hava yoluyla ulaşım sağlanabiliyor. Minik bir havalimanına sahip adaya özellikle yazın …

Sakız Adası Nitelikli Kahveciler Rehberi 2018

Bildiğiniz üzere ayak bastığımız her şehrin nitelikli kahvecilerinde kahve tatmazsak o geziyi olmuş saymıyoruz. Sakız Adası gezimizi planlarken, deniz, kum ve güneş üçlüsüne kahveyi de ekledik. Aslına bakarsanız gezimizi planlarken kahve açısından ön yargılarımız vardı. Araştırmalarımız derinleştikçe bir adaya göre kahveye olan ilginin ve nitelikli kahveci sayısının beklentimizin üzerinde olduğunu gördük. Şimdi gelin bu kahve dükkanlarında neler deneyimlemişiz bir bakalım. The Grind Sakız Adası merkezinde bir ara sokakta yer alan The Grind´i bulmak hiç zor olmadı. Mekanın içerisine girdiğimizde sıcak bir şekilde karşılayan barista ve yardımcısı bizimle ilk andan itibaren ilgilenmeye başladı. Küçük kahve barında olması gereken çoğu şey vardı. Demleme için iki çeşit çekirdek bulunuyordu. Etiyopya Sidamo kahve çekirdeğini V60 ile demlenmiş halini tercih ettik. Tat profilini daha önce birkaç kez deneyimleme imkanı bulduğumuz kahve bize yabancı gelmedi. Yumuşak gövdesi ve çay notalarıyla beklentimizi karşıladı. Sakız Adasındaki diğer kahve dükkanlarında olduğu gibi burada da su ücretsiz olarak ikram ediliyordu. The grind ekibi bitmeyen bir enerjiye sahipti. Leziz kahvemizin yanına küçük bir dilim cheesecake ikram ettiler.  Devamını istememek için kendimizi zor tuttuk, öyle güzeldi 🙂 …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 5: Casa Batllo, Yat Limanı, Dönüş

Barcelona’daki son günümüzde iyi bir brunch adresinin yolu yine bizi Gothic Quarter’a çıkarıyordu. Madrid’te de şubesi olan Federal Cafe’yi çok sevmiştik burada da denemek istedik. Nefis bir kahve ile kahvaltımızı yaptık. Ayrıntıları buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Federal Cafe’den sonra Barcelona sokaklarını son bir kez daha turlamaya başladık. Biten La Merce Festivali sonrasında şehir yeni yeni toparlanıyordu. Şehre bir sakinlik çökmüştü.  Yolumuz Gaudi’nin eserlerinden birine düştü. Passeig de Gracia bulvarında yer alan modernizm temsili bloklarından biri olan Casa Batllo’yu görmeye gittik. Fakat hem zaman kısıtlılılığından hem de biletlerin 25 euro olup, uzun bir kuyruk beklememiz gerektiği için dış cephesini inceleyebildik. Gaudi bu muhteşem evi yaparken yine doğadan esinlenmişti.  Dış cephesi bir sürüngeni andırıyordu. Pencerelerdeki ince sütunlar nedeniyle ‘casa batllo’ yani kemikler evi adı verilmişti.  Eğer burayı ziyarete gelirseniz bazı geceler yapılan ‘terastaki flamenko geceleri’ni kaçırmamanızı öneririm.  Buradan sonra en sona bıraktığımız kahve dükkanlarına uğramayı planlamıştık. Gracia bölgesinde küçük bir kahveci olan Onna Coffee ve Rambla’da bulunan Cafes El Magnificio’yu gezdik.  Ayrıntıları Barcelona nitelikli kahveciler rehberinde okuyabilirsiniz. Cafes El Magnificio’nun karşısında bulunan nostaljik Starbucks’ı da pek sevdik.    …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 4: Sagrada Familia ve Eixample

Barcelona seyahatimizin son 2 gününe geldik. Bu seyahatte amacımız Barcelona’nın dört bir köşesini gezmek değil; şehrin günlük yaşamına karışıp öncelikle merak ettiğimiz yerleri gezmekti. Zaten Barcelona’yı doya doya gezmek, müzelerini tek tek ziyaret etmek isterseniz en az 15 gün gerekir. Barcelona’daki gezimize kaldığımız yerden devam edelim. Sagrada Familia’yı gezmeyi planladığımız günün sabahında La Rambla’da kaldığımız yerden öncelikle kahve içmeye çıktık. Yol üzerinde Antoni Gaudi’nin yaptığı modernist sokak lambalarının bulunduğu Plaça Reial’e uğradık. Eğer vaktiniz varsa buradaki restoranlardan birinde oturup etrafı izleyip birşeyler içmenizi tavsiye ederim. Buradan sonra çok merak ettiğimiz nitelikli kahveci Nomad Coffee’ye gittik. Nomad Coffee ve Barcelona’daki diğer kahvecilerle ilgili yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Burada içtiğimiz nefis kahveden sonra metro ile Sagrada Familia’ya gittik. Tabii ki metrodan çıkıştan itibaren etraf çok kalabalıktı. Metro çıkışınının dibinde bulunan bazilikanın dış görünümü alışılmış katedral görünümlerinden çok farklıydı. Kumdan yapılmış gibi duran kuleler müthişti. 12 tane olması gereken kulelerden sadece 8’i bitmişti. Oldukça büyük olmasının yanında inşaat halen devam ediyordu. Gaudi’nin baş yapıtı olarak görülen katedralin yapımı sürerken maalesef Gaudi bir tren kazasında hayatını kaybetmiş. Günümüzde …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 2: La Merce Festivali

İspanya’nın şımarık çocuğu Barcelona seyahatimizin en eğlenceli kısmı La Merce Festivali’ne geldik. Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi bu festivale katılmak için Barcelona’yı en sona bırakmıştık. Her yıl Eylül ayının 3.haftası kutlanan La Merce Festivali’nin hikayesi aslında biraz Venedik Festivali’nin hikayesine benziyor. 1687 yılında veba salgını ile  mücadele eden Barselona’da Vali Azize Mare de Deu de la Merce  istemiş ve inanışa göre onun müdahelesi ile hastalık yok olmuş. Bunun üzerine şehrin koruyucu Azizesi ilan etmişler ve bu kurtuluş gününü kutlamaya başlamışlar. 1902’de de La Merce organize hale getirilip şu anki halini almış. Bir yandan da yazın bitişini ve sonbaharın gelişini simgeliyor. En büyük etkinliklerin yapıldığı 24 Eylül günü “Fiesta Mayor” olarak geçiyor. Bir hafta boyunca da görsel şölen şehrin çeşitli yerlerinde devam ediyor. Bu bir hafta boyunca metrolar 24 saat çalışıyor, yerel halkın çoğu işe gitmiyor. Şunu da belirtmek de fayda var; La Merce bir Katalan bayramı, İspanyalı’ların bayramı değil.  Festival programını buraya tıklayarak öğrenip ona göre plan yapabilirsiniz. Biz festivalin son 3 gününe denk geldik ve özellikle Fiesta Major gününde Barcelona’da olmak üzere plan yaptık. İyi ki de öyle …

Bir Haftasonu Kaçamağı:Akyaka

Ege’ye bahar gelişiyle beraber, vakit buldukça, yeşil ve maviye karışıyoruz. Bu haftaki rotamız da Akyaka’ydı. Özellikle son zamanlarda, yolu düşenlerin kalbini çalan bu küçük beldeye birkaç kez uğramıştık ama uzun uzun vakit geçirme şansı bulamamıştık.

Haftasonu tatilinde 2 günümüzü geçirmek için yola çıktık. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı bu küçük beldeye İzmir’den kara yoluyla 3 saatte, İstanbul’dan ise 8 buçuk saatte gelinebiliyor.

Sığacık Pazarı Notları

Pazar günleri İzmirliler’in en çok sevdiği aktivite haline gelen Sığacık Pazarı’ndaydık.  Pazarı anlatmadan önce biraz Sığacık’tan bahsedeyim. İzmir’e 1 saat uzaklıkta, Seferihisar’ın bir mahallesi Sığacık. Kanuni’nin Rodos Seferi için yaptırdığı kalenin şirin arnavut kaldırımlı sokakları olan küçük bir yer. Avlulu, cumbalı, duvarları resimli evleri olan şirin bir belde. Kavak Yelleri dizisiyle ünlenen Sığacık beldesi aslında çoktan bu ünü hakediyordu.  Sığacık Pazarı’da bu şirin kale içinde her pazar günü kuruluyor. Türkiye’nin ilk cittaslow (yavaş şehir) olan Seferihisar bu bağlamda kültürünü korumak için projeler geliştiriyor. Sadece üreticiden aracısız ürünlerin satıldığı Sığacık pazarı da bu projelerden biri. Bir diğeri salı günleri şehir merkezinde kurulan pazar. Pazar deyince meyve ve sebze ağırlıklı düşünmeyin daha çok ev yapımı yiyecekler ve hediyelik eşyalar başrol oynuyor.     Kalenin kapısından girince, eğer bir de açsanız tencere tencere yaprak sarmalar, kurabiyeler, ev baklavaları öyle iştah açıcı görünüyorlar ki anlatamam. El açması börekler, gözlemeler, serpme kahvaltılar bazı avlularda servis ediliyor, masalarda rahatça yiyebiliyorsunuz.    Mevsiminde kabak çiçeği dolması ve enginar yemeklerini de mutlaka tadın. Mevsimine göre taze nar suyu ve karadut suyu satılıyor. Herkes sıcakta …

Once Upon A Time… Venice: General information, Transportation and Accommodation

Venedik… Kendimi bir masalın içinde hissettiğim şehir… Bu güzel şehre tekrar gitme fikri son birkaç aydır şiddetli bir şekilde zihnimi sarmıştı. Burayı benim için özel kılan şehrin tarihi kısmı ve burada kara trafiğinin olmayışı. Günümüz şartlarında oldukça egzotik değil mi? Venedik kuzeydoğu İtalya’da bulunuyor ve birbirinden kanallarla ayrılmış 118 adadan oluşuyor. Şehrin Mestre ve Marghera kısmı, kara bölgesi olarak tanımlanmış. Buradan kara yoluyla tarihi Venedik şehrine geçilebiliyor.  Venice… A place where I feel like I am in a fairy tale… For the past few months what had taken over my mind was going back to this lovely city. What I find fascinating about Venice is that no land traffic exists and that she has a historical aspect, which makes her exceptional for me. Don’t you agree that this is so exotic, in today’s world? Venice located in North-East of Italy. She has 118 islets separated by canals. Mestre and Marghera parts are the mainlands of the city. You can walk through here to historic parts of Venice. 17.yüzyıla kadar ticaret merkezi olması yanısıra Rönesans dönemindeki …

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 1: Genel Bilgiler, Park Güell, Barceloneta Plajı

İspanya’ya gitme fikri hep aklımın bir köşesinde duruyordu. Yaz tatili için biçilmiş kaftan bir destinasyon planlarken harika bir olay oldu. HSBC Türkiye‘nin sponsorluğunda Saffet Emre Tonguç’un sunduğu ‘ayrıcalıklı rotalar‘ programının twitter’da düzenlediği yarışmaya katılarak gidiş-dönüş Avrupa bileti kazandım. İspanya adeta beni çağırıyordu. Bu çağrıya kulak vererek HSBC Türkiye sponsorluğunda kazandığım biletlerle İbiza gidiş Barcelona dönüş biletlerimizi aldık.  15 Eylül’de başlayacak yaz tatilimiz hava koşulları açısından bizi biraz endişelendirdi fakat pozitif düşüncelerimizi evrene göndererek hazırlıklarımızı yaptık. Daha önce İspanya’yı gezip çok seven eşim Oğuz(dr_ottoman)‘la beraber 10 gün sürecek tatilimizin rotasını İbiza-Madrid-Toledo-Barcelona olarak planladık. Barcelona’yı La Merce Festivali’ni görebilmek için en sona bıraktık. İyi ki de öyle yapmışız. Yazı serisine rotamızın son durağı Barcelona’dan başlayacağım. İspanya’nın şımarık çocuğu ilk sırayı almayı hakediyor çünkü. İbiza, Toledo ve Madrid yazılarım da ilerleyen günlerde blogta yayında olacak.  Barcelona’ya nasıl ulaştığımızı kısaca size özetleyeyim: İzmir’den İstanbul’a ve sonrasında Madrid aktarmalı THY uçağımızla İbiza’ya geldik. 3 gün İbiza’da kaldıktan sonra low-cost uçuşla Madrid’e geçtik ve 4 gün orada kaldıktan sonra Toledo’ya trenle geçerek 1 gün kaldık. Toledo’dan trenle tekrar Madrid’e döndük ve bir botanik bahçesini aratmayan …