All posts tagged: summer

A Coffee Trip to the 3rd Wave Coffee Shops of Madrid

İspanya’nın bürokratik olduğu kadar şık ve modern şehri Madrid‘te nitelikli kahvenin izini sürdük. Zamanımız yettiği kadar ve bünyemiz kafeini tolere edene kadar kahve denedik. Bazılarını çok sevdik. Kahveseverler için küçük bir rehber hazırladık. In Madrid, a bureaucratic yet stylish and modern city of Spain, we went out hunting after quality coffee. We tasted every cup of coffee as much as our time sufficed and our bodies could handle the caffeine intake. A little spoiler, we fell in love with one of them. Here is a small guide for you, our beloved coffee enthusiast. TOMA CAFE Madrid’in son zamanlarda popülerleşen bölgelerinden Malasana’ya yolunuz düşerse, nefis kahve kokusunu takip ederek Toma Cafe‘ye ulaşabilirsiniz. Sokağa açılan iki büyük penceresinin önüne geldiğinizde doğru yerdesiniz demektir. Sizden önce kokuyu alanlar size yer bırakmamış olursa sakın şaşırmayın 🙂 If you happen to pass by Malasana, which lately became a popular hangout place in Madrid, you will surely find your way to Toma Café with your eyes closed and following your nose to the source of familiar scent of coffee. When you …

Bozburun Yarımada’sında Bir Haftasonu

Herşey yıldönümümüzü kutlamak için biraz sessizlik, huzur ve özel bir yer istememizle başladı. Seçenekleri değerlendirince ilk kararımız son zamanların yükselen yıldızı Selimiye oldu. Fakat yola çıkmadan son gün daha bakir bir yer aradığımıza karar verdik ve rotayı Bozburun’a çevirdik. İzmir’den yaklaşık 4 saat uzaklıktaki Bozburun’a Dalaman Havalimanı’ndan sonra karayoluyla 2 saaatte ulaşabilirsiniz. İzmir’den yola çıktık ve  Bozburun’a varmadan sadece 17 km, yaklaşık yarım saat öncesinde Bozburun yarımadasında yer alan Selimiye’de kısa bir mola verdik. Küçük bir köyün nasıl bir turizm cenneti olduğunu anlamak hiç de  zor değildi. Herhangi bir tepesinden baktığımda gördüğüm o kusursuz mavi-yeşil koy istemesem de beni kendine çekiyordu. Selimiye’nin sahiline indik ve ‘tatlı laboratuvarı’ olarak adlandırılan meşhur Paprika’yı bulduk. Turizm sezonu yeni yeni açıldığı için şanslıydık; köy adına yakışır şekilde sakin ve sessizdi. İçeride sergilenen tatlı reyonundan en ünlü ve beğenilen lezzeti haşhaşlı tatlı, çilekli magnolia’yı tercih ettik. Bunun dışında süt reçelli ve keçiboynuzlu muhallebi, pişmaniyeli tiramisu gibi mekana özgü lezzetlerde bulunuyordu. Eee tatlıların yanında serinlemek için birşeyler gerekti. Çilekli limonata ve lavantalı limonatalarımızı da seçerek deniz kenarındaki masamıza yerleştik. Çilekli limonatam geldiğinde Oğuz’la …

Çilekli Yaz Keki ve Ev Yapımı Limonata

Manavın yanından geçerken çileğin o müthiş kokusuna kapılıp, hiç akılda yokken biraz alıp eve gidenlerdenseniz bendensiniz. Çileği ve onunla yapılmış tatlıları da çok sevmeme rağmen evde magnolia dışında hiçbir tarifte kullanmadığımı gördüm. Kitchen in red’teki çilekli kek tarifini gördüm. Tarifte yağ olmaması diğer çilekli kek tariflerine  göre bunu daha cazip kıldı. Yapılışı çok kısa süren kekimizin malzemeleri şöyle: 3 yumurta  200 gr şeker ( 1 su bardağı) 200 gr un (1 su bardağı) 1 paket kabartma tozu 1 paket vanilya Orta büyüklükte 12-14 çilek ( kekin üzerine sıralama sıklığınıza ve çilek büyüklüğüne göre adet değişebilir.) Üzerine serpmek için pudra şekeri veya sürmek için yarım paket hazır krema Yapılışı: Oda ısısında bulunan yumurtalar ile şeker krema kıvamına gelene kadar çırpılır. Daha sonra üzerine un, kabartma tozu, vanilini ekleyip karıştırılır. Tercihen 26 cm boyutunda bir fırın kabı yağlanıp karışım buraya aktarılır. Daha sonra çileklerinizi istediğiniz şekilde kesip üzerine batırmadan yerleştirilir. (Ben dik ortadan 2’ye bölerek yerleştirdim). Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 40 dakikada pişirilir. Kek pişerken ilk yarım saat fırın kapağını açmayın yoksa kekiniz kabarmaz. Keki fırından çıkardıktan …

İstanbullu Alaçatı- Bölüm 2

Alaçatı küçücük bir yer olmasına rağmen anlatmakla bitmiyor. Bir hafta önce yayınladığım mayıs ayındaki Alaçatı gezimin ilk gününden sonra sıra 2. güne geldi. Alaçatı’da uyandığım ilk sabah çalar saatim daha çalmamıştı bile. İş günlerinin sabahındaki o yorgun ve bıkkın ben’in yerini zıpkın gibi bir ben almıştı. Yatağımda miskinlik yapmak yerine hemen kalkıp penceremi açtım. Yakınlardaki bir kuş korosu sabah erken uyanışımı kutlarmışcasına şarkısını söylüyordu 🙂 Araba sesi, insan sesi en önemlisi burada telaşın sesi yoktu. Odamdan çıkıp balkondan bahçeye baktım. Kahvaltı masası hazırlanmaya başlamıştı bile. Burnuma gelen kurabiye kokusunun peşinden hemen bahçeye indim. Masada beni, erkenden uyanıp gazetelerini alıp okumaya başlamış ve bana süpriz yapıp aldığı minik saksı çiçekleriyle beraber kokbitim karşıladı 🙂         Gözlerimi ovuşturup tekrar baktım ki gördüklerim gerçekti. Aslında olması gereken sakin ve sıradan bir sabahı olağanüstü hal haline getiren modern hayatımıza isyan etmeden huzur içinde kahvaltıma odaklandım. Otelin güleryüzlü sahiplerinden Lemi Bey servis yapmaya başladı. Titizlikle hazırlanan kahvaltıda sunum daha da acıktırıcıydı. Minik tahta kaşıkla beraber verilen zeytin tabağı ve bir Ege kahvaltı klasiği karadut reçelli tatlı lor peynirinin sunumu benden tam not aldı. Günün planını …