Seyahat, Türkiye
Yorum Yapın

Bozburun Yarımada’sında Bir Haftasonu

Herşey yıldönümümüzü kutlamak için biraz sessizlik, huzur ve özel bir yer istememizle başladı. Seçenekleri değerlendirince ilk kararımız son zamanların yükselen yıldızı Selimiye oldu. Fakat yola çıkmadan son gün daha bakir bir yer aradığımıza karar verdik ve rotayı Bozburun’a çevirdik.

İzmir’den yaklaşık 4 saat uzaklıktaki Bozburun’a Dalaman Havalimanı’ndan sonra karayoluyla 2 saaatte ulaşabilirsiniz.

49b124059955e3ec9978cdfb8fcfa27a.jpg

İzmir’den yola çıktık ve  Bozburun’a varmadan sadece 17 km, yaklaşık yarım saat öncesinde Bozburun yarımadasında yer alan Selimiye’de kısa bir mola verdik. Küçük bir köyün nasıl bir turizm cenneti olduğunu anlamak hiç de  zor değildi.

DSCF1116 kopya.jpg

Herhangi bir tepesinden baktığımda gördüğüm o kusursuz mavi-yeşil koy istemesem de beni kendine çekiyordu.

DSCF1112 kopya.jpg

Selimiye’nin sahiline indik ve ‘tatlı laboratuvarı’ olarak adlandırılan meşhur Paprika’yı bulduk.

DSCF1078 kopya.jpg

Turizm sezonu yeni yeni açıldığı için şanslıydık; köy adına yakışır şekilde sakin ve sessizdi. İçeride sergilenen tatlı reyonundan en ünlü ve beğenilen lezzeti haşhaşlı tatlı, çilekli magnolia’yı tercih ettik.

DSCF1089 kopya

ÇİLEKLİ MAGNOLİA


DSCF1091 kopya

HAŞHAŞLI TATLI

Bunun dışında süt reçelli ve keçiboynuzlu muhallebi, pişmaniyeli tiramisu gibi mekana özgü lezzetlerde bulunuyordu.

DSCF1081 kopya.jpg

Eee tatlıların yanında serinlemek için birşeyler gerekti. Çilekli limonata ve lavantalı limonatalarımızı da seçerek deniz kenarındaki masamıza yerleştik.

DSCF1082 kopya.jpg

Çilekli limonatam geldiğinde Oğuz’la beraber kısa bir şok yaşadık. Pamuk şekerle kaplanmış limonatam beni içme bana bak der gibiydi 🙂

DSCF1100 kopya.jpg

ÇİLEKLİ LİMONATAM VE BEN 🙂

Bu yaratıcı sunumdan dolayı Paprika’yı tebrik etmeden geçemeyeceğim. Lezzet olarak ise lavantalı limonata çileklinin bir adım önündeydi. Sonuç olarak damaklarımızda bir bayram havasıyla beraber yanımıza keçiboynuzlu muhallebimizi de alarak ayrıldık. Tatlılardan en beğendiğim ise keçiboynuzlu muhallebi oldu.

DSCF1113 kopya.jpg

Yükselen kan şekerimiz ve bol endorfinimizle beraber Bozburun’un 17 km’lik virajlı yollarını keyifle geçtik. Yolun sonunda yarımadaya adını veren bozdağlar ve masmavi bir deniz karşıladı bizi. Yaklaşık 2100 kişinin yaşadığı Bozburun için ilk gözlemlerim beklenin aksine sakin, pek gelişmemiş, kendi içine kapalı bir beldeydi.

DSCF1152 kopya.jpg

Sahili boyunca bir çok pansiyon yer alıyordu. Bizim gideceğimiz otele ise tekne ile ulaşım sağlanıyordu. Bozburun’da tatili aklıma koymadan önce çoğu oteline bu şekilde tekne ile ulaşım sağlandığını bilmiyordum. Eğer yürüyerek gitmek isterseniz patika yollardan uzun bir zaman sonucunda ulaşabiliyorsunuz ama valizlerle pek uygun bir seçenek olduğunu sanmıyorum. Arabamızı otelin sahildeki otoparkına park ettikten sonra bizi götürmek için gelen teknemize sanki 10 gün kalacakmışcasına doldurduğumuz valizlerle yerleştik. Otelimiz Karia Bel ‘e harika bir 5 dakikalık mavi yolculukla ulaştık.

DSCF1176 kopya.jpg

Tekneden indiğimizde sıcak bir karşılama ile odamız gösterildi. İskeleden yukarı doğru odalar yerleşmişti ve hepsi farklı bir konsepte sahipti. Eski bir yazlığın otel haline dönüştürülmüş hali oldukça başarılı olmuştu.

DSCF1118 kopya

Odanın terasının manzarasına aşık oldum. İki gün boyunca güneşin doğuşunu batışını buradan izlemek o kadar iyi geldi ki…

DSCF1120 kopya.jpg

Artık arabalardan, şehrin o telaşından uzak iskeledeki şezlonglarımıza uzandık.

DSCF1145 kopya.jpg

Güneş iliklerime kadar işliyordu. Deniz öyle güzel ve sakindi ki hiç bitmesin demeye daha ilk dakikadan başlamıştım.

DSCF1147 kopya.jpg

IMG_4186.JPG

Bozburun denizi özellikle de sabahları ve gün batımında bir göle dönüşüyordu. Sanki üzerinde yürüyebilirmişim gibi hissediyordum.

DSCF1135 kopya.jpg

Tatil boyunca herhangi bir ihtiyacımız olduğunda tekneyle 5 dakikada sahile ulaştık. Gazetemiz sabahları 11.00’de tekneyle geliyordu. Otelin kahvaltısı açık büfe, zengin ve doğal seçeneklerden oluşuyordu. Akşam yemeği ise romantik bir ambiyansta deniz ürünleri ağırlıkta servis ediliyordu. Yıldönümüz için de özel bir masa ile bize küçük bir jestte bulunmaları da çok hoşumuza gitti.

IMG_4198

IMG_4221

Saygıdeğer, çok sevdiğim Bülent Ortaçgilin buradaki evinde yazdığı Bozburun şarkısının her cümlesini buradaki tatilim boyunca yaşadım.

‘Boz taşlar önümüzde
Cebimizde yalnızlık var
….
En küçük bir ses bile sanki gök gürültüsü
İçim kıpır kıpır deniz kıpırtısız.’

DSCF1124 kopya.jpg

Sessizliği dinlemek istiyorum, sadece kuş cıvıltıları bana yeter, insanlardan, şehir stresinden uzak kalmak istiyorum diyenlere Bozburun’u şiddetle tavsiye ediyorum.

Reklamlar
This entry was posted in: Seyahat, Türkiye

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s