İzmir’e taşınmamızın en güzel taraflarından biri sadece ‘tatil’de gidebildiğimiz yerlere artık iş çıkışı bile gidip gelebiliyor olmamız oldu. Buna hala alışabildiğimizi söyleyemem. Özellikle geri dönüş yolunda hep İstanbul’a dönüyormuşum gibi hissediyorum. Havaalanı sapağını geçince derin bir oh çekiyorum 🙂 Fırsat buldukça gittiğimiz adresleri ve tecrübelerimi de blogta sizlerle paylaşacağım. Bu yaz bol Ege içerikli yazılarım olacağını şimdiden söyleyebilirim.
İş çıkışı İzmir’e çılgınca bir yağmur yağarken Alaçatı’ya doğru yola çıktık. 45 dakikada vardığımızda tatlı bir yağmur başlamıştı. Yaz günlerindeki kalabalıktan eser yok, sokaklar sakindi. Yeni mekanlar açılış için yavaş yavaş son halini almaya başlamıştı; ne de olsa sezon açılışı yaklaşıyordu.



Sakin zamanlarda etrafta göremediğim bir çok ayrıntıyı görmenin mutluluğu ile akşam yemeği için Hacımemiş’te bulunan Kapari Bahçe’nin sokaktaki masalarından birine oturduk.



Sezonda rezervasyonla bile zor yer bulunan mekanda çoğu masa boştu. Başlangıç seçimlerimiz girit ezmesi ve kabak çitlemesiydi.

KABAK ÇİTLEMESİ VE GİRİT EZMESİ
Ara sıcak olarak hania böreği ve kabak çiçeği tempura aldık.

KABAK ÇİÇEĞİ TEMPURA
Şef Çaykun Gelgeç’in mutfağından çıkanlardan hania böreğine bayıldık. İlk kez denediğimiz dilim patates, kabak ve lor peynirden oluşan, dereotuyla servis edilen lezzet bizden tam puan aldı.

HANİA BÖREĞİ
Deniz mahsüllü makarna ana yemek seçimimiz ise bizi hayal kırıklığına uğratmadı.

DENİZ MAHSÜLLÜ MAKARNA
Burası ile ilgili servis hakkında duyduğum kötü eleştirilerin aksine serviste sorun yaşamadık. Fiyatlar ise Alaçatı ortalamasına uygun standartlara göre yüksekti.
Yemekten sonra iyi bir kahve için Kapari Bahçe’nin biraz ilerisinde yer alan Kuş Kafesi‘ne geçtik.

Dışarıdan bir kuş yuvası gibi görünen mekan hem bir antikacı hem de 3.kuşak bir kahveciydi. Yüksek tavanlı mekanın içerisinde binbir çeşit antika vardı. Sıcacık bir ambiyanstı.


Sahiplerinin samimi sohbeti de bu sıcaklığı ikiye katlıyordu. Kahve çekirdeğimizi seçtik ve v60 demlenmesini rica ettik. Dışarıda yasemin çiçeği önünden bulunan antika ferforjeli masaya oturduk.


Yaseminin muhteşem kokusu, dinlendirici bir klasik müzik eşliğinde sokaktan gelen geçeni izlerken otantik sunumuyla kahvemizi içtik. Başarılı bir demlemeydi. Çok sevdiğimiz mekandan bir daha gelmenin planlarını yaparak ayrıldık.

