Genel, Seyahat, Türkiye
Yorum Yapın

İstanbullu Alaçatı-Bölüm 1

Alaçatı yazın popüler tatil adreslerinden biri. Yaz tatilindeki popülerliğinden dolayı oldukça kalabalık olduğunu bildiğimiz için sakinliğin tadını çıkarmak adına mayıs ayında gittik. İşim dolayısıyla bir kongre sonrası ödül olarak planlanmış bir tatildi. 

Sabah ulaştığımız bu küçük taş duvarlı,sempatik evlerle dolu şehirde hayat durmuş gibiydi. Kalacağımız oteli kısa bir araştırma sonrası tavsiyeler katkısıyla bulduk. Lokalizasyonu merkeze oldukça yakındı. Sahibi Lemi Bey ve Okşan Hanım çifti İzmir’deki işlerini aniden bıraktıktan sonra bu güzel oteli açmışlar ve tam 9 yıldır işletiyorlar. Otelin planını da kendileri yapmışlar. Sanırım bu hayal herkese çok tanıdık gelmiştir 🙂 İçeri girdiğim andan itibaren sevmeye başladım bu küçük butik oteli. Bizi karşılayan  otel sahibi Lemi Bey, küçük bir lobi ve güzel bir bahçe oldu. Mutfaktan gelen mis gibi kurabiye kokusunu da unutmamak lazım tabi; Alaçatı’nın meşhur sakızlı kurabiyesi bir an zihninizde canlanıyor öyle güzel bir koku. Otelin iç dizaynı modern ve sadeydi. Her yerinde evdeymiş hissi verecek objeler vardı. 

  

        

 Odaya yerleştikten sonra biraz etrafı keşfetmek ve kahvaltı yapmak için sokağa attık kendimizi. Tatlı bir esinti eşliğinde başladık yürümeye. 

  

   Sıradışı kapıları ve pencereleriyle meşhur olmasından dolayı her kapı ve pencereye bakarak ve adım başı fotoğraf çekerek sokaklarından arasından kahvaltı için methini duyduğumuz 1850 cafeye gittik. Köşede yer alan 1850 otelin cafesiydi burası.  

     Saat daha çok erken olması ve sezon açılmamasından dolayı kimsecikler yoktu. Cafe bizimmişcesine en sevdiğimiz yere yerleştik. Klasik kahvaltılarının yanında lezzeti dillere düşmüş boşnak böreğinden istedik. Kahvaltılıklar geldikten sonra masaya yerleştirilmesi 5 dakikayı buldu; o kadar çok çeşit vardı ki masamızda neredeyse yer kalmadı 🙂 Bu zengin kahvaltıda herşey o kadar lezzetliydi ki bir baktık ki bütün tabaklar boşalmış. Boşnak böreği lezzetliydi fakat favorilerim arasına giremedi. Ev yapımı kivi, muz ve çilek reçeli en beğendiklerim oldu. 

  

   Ağacın gölgesinde çaylarımızı içerken gazetelerimize de göz attıktan sonra tekrar Alaçatı sokaklarında yürümeye başladık. 

Yolumuzun üzerinde şirin mi şirin bir Alaçatı haritasına rastladık. Biraz inceleyip rotamıza yeni yerler eklemeyi ihmal etmedik.

 

Daha mekanların ve mağazaların çoğu açılmamıştı. Kimsecikler yokken bol bol fotoğraf çekip fırsattan istifade ettik. İstanbulda olan çoğu mağaza burada da vardı ya da mağazaların sahibi İstanbulluydu. Sokaktaki 2 kişiden biri de İstanbulluydu burada. Alaçatı sakinlerinin özellikle yaz aylarındaki  kalabalıktan ve İstanbul tarafından ele geçirilmiş mekanlarından neden bıktıklarını az çok anlamaya başlamıştık. Burası adeta İstanbullu olmuş Alaçatı’ydı. 

  

 Mümkün oldukça dejenere olmamış yerleri keşfetmek düştü bize bu durumda. Köşe kahvenin biraz ilerisinde alaçatı passo’yu bulduk. Şirin takılar hemen gözüme çarptı ve üzerinde adeta bir hayvanat bahçesi bulunduran bu bilekliği ve minik pembe kuşları olan bir küpeyi hemen aldım 🙂 ve o kadar sevdim ki tatilim boyunca hiç çıkarmadım. Şimdide taktığım zamanlarda Alaçatı’ya ışınlanıyorum bu bileklikle 🙂  

 

Akşam üstü havuzun ve bahçenin tadını çıkarmak için otele döndük. Ayaklarımızı havuza uzatıp limonata eşliğinde kitaplarımıza sarıldık. Bu anı o kadar çok beklemiştim ki; bu bir kaçışın resmiydi sanki. Buradaki sessizlikte İstanbul’un gürültü kirliliğinden arınmaya çalıştım. Virginia Woolf’un deniz feneri kitabını bu tatil için saklamıştım. 

 

Küçük kurabiye ve biscottiler ve limonatayla havuz keyfini tamamladıktan sonra akşam rezervasyon yaptırdığımız Asma Yaprağı’nda yemek için yine yollara düştük. Burası için deniliyor ki tatilinizden önce yer ayırtın. Aksi takdirde masa bulmak mümkün olmuyormuş. Sezon açılmadığı için biz o kadar erkenci davranmadık. Aynı gün içinde aramamız yeterli oldu.  Hacımemiş Mahallesine doğru kıvrılan sokaklarda bulduk Asma Yaprağını. Bahçesi adeta kuytu bir köşeye gizlenmişti. Küçük eski bir kapıdan girince kocaman ışıklı bir bahçe karşıladı bizi. Fonda soul jazz nadide parçalar çalıyordu. Girit mutfağı ile ünlü, Ege kültürüyle yetişmiş anne-oğulun geleneksel izler taşıyan bu restaurantında hemen meze seçimi için mutfağa davet edildik. Tek tek anlatılan ve gördüğümüz mezelerden bir kaç tane seçtik. Ana yemek olarak tarçınlı yoğurtlu girit köftesi istedik. Bu yemek biraz sıradışı olsa da ilk kez tatmak için sabırsızlanıyordum. Masaya gelen sıcak ekmekler beni benden aldı. Mezelerden en çok kabak çiçeği dolması ve börülceyi beğendik. Ana yemek ise benim için oldukça hoş bir tat deneyimi oldu. Alaçatı’da gidilecek restaurantlarınız arasına eklemenizi tavsiye ederim.

  

  Tarçınlı yoğurtlu köfteyi çok sevdim ama porsiyonu oldukça büyüktü dolayısıyla bitiremedim Bu kadar ünlü olmasının hakkını veren meze ve ana yemekten sonra tatlıya yer kalmadığı için bu hoş geceyi burada noktalayarak Alaçatı’daki ilk günü bitirdik. 

 

http://cadde75otel.com

Reklamlar
This entry was posted in: Genel, Seyahat, Türkiye
Tagged with: , , ,

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s