Avrupa, Seyahat
Leave a Comment

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 5: Casa Batllo, Yat Limanı, Dönüş

Barcelona’daki son günümüzde iyi bir brunch adresinin yolu yine bizi Gothic Quarter’a çıkarıyordu. Madrid’te de şubesi olan Federal Cafe’yi çok sevmiştik burada da denemek istedik. Nefis bir kahve ile kahvaltımızı yaptık. Ayrıntıları buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Federal Cafe’den sonra Barcelona sokaklarını son bir kez daha turlamaya başladık. Biten La Merce Festivali sonrasında şehir yeni yeni toparlanıyordu. Şehre bir sakinlik çökmüştü. 

DSCF0312 kopya

Yolumuz Gaudi’nin eserlerinden birine düştü. Passeig de Gracia bulvarında yer alan modernizm temsili bloklarından biri olan Casa Batllo’yu görmeye gittik. Fakat hem zaman kısıtlılılığından hem de biletlerin 25 euro olup, uzun bir kuyruk beklememiz gerektiği için dış cephesini inceleyebildik. Gaudi bu muhteşem evi yaparken yine doğadan esinlenmişti.  Dış cephesi bir sürüngeni andırıyordu. Pencerelerdeki ince sütunlar nedeniyle ‘casa batllo’ yani kemikler evi adı verilmişti.  Eğer burayı ziyarete gelirseniz bazı geceler yapılan ‘terastaki flamenko geceleri’ni kaçırmamanızı öneririm. 

DSCF0057 kopya

CASA BATLLO

Buradan sonra en sona bıraktığımız kahve dükkanlarına uğramayı planlamıştık. Gracia bölgesinde küçük bir kahveci olan Onna Coffee ve Rambla’da bulunan Cafes El Magnificio’yu gezdik.  Ayrıntıları Barcelona nitelikli kahveciler rehberinde okuyabilirsiniz. Cafes El Magnificio’nun karşısında bulunan nostaljik Starbucks’ı da pek sevdik. 

 

 

Kahvelerimizi içtikten sonra yürüyerek yat limanına doğru yürüdük. Etrafı incelerken yarım saatlik yolu nasıl yürümüşüz anlamadık bile. 

 

Yat limanına vardığımız gün batmaktaydı. Romantik bir yat limanı yaratmıştı Barcelona. Büyük de bir bölgeydi. Maremagnum adı verilen bir alışveriş merkezi bulunuyordu. Buradaki teraslardaki cafe ve restoranlar gün batımını izlemek için ideal adreslerden biri. 

DCIM101GOPROGOPR2075.JPG

YAT LİMANI

DCIM101GOPROGOPR2073.JPG

YAT LİMANI

DCIM101GOPROGOPR2083.JPG

YAT LİMANINDAN MANZARALAR

DCIM101GOPROGOPR2085.JPG

MAREMAGNUM ÖNÜNDE GEZGİN OĞUZ 🙂

 

Son günümüzü harika bir yemekle taçlandırmak istedik ve kaldığımız yerin arka sokağında yer alan Canete Bar’a gittik. Son anda bulup gitmeye karar verdiğimiz için tam 1 saat sıra bekledik. Mümkünse rezervasyon yapıp gitmekte fayda var. 

IMG_8197 kopya

Büyük bir tapas barı olan Canete’nin klasik İspanyol tapas barı ambiyansı çok güzeldi. Oldukça uzun bir bar masası vardı. Biz klasik masalarda oturmak yerine bar masasını tercih ettik. Servis yapanlarla ve aşçılarla sohbet edip tapasları tatmak İspanya’daki en keyif aldığım aktivitelerden biriydi çünkü.

IMG_8206 kopya

Tavsiyeler doğrultusunda yaptığımız tercihlerden kadehte sunulan gazpacho, kroket, domatesli zeytinyağlı ekmek ve krem katalan mükemmele yakındı. Deniz ürünleri sevenler için de çok geniş bir tapas menüsü vardı.

 

Bu güzel geceden sonra ertesi gün bu eğlenceli şehirden ayrılmak çok zor oldu. Havaalanına taksi ile gittik. Lüks bir avm’yi andıran Barcelona Havalimanında unutmamanız gereken en önemli şey, free shopların pasaport kontrolünden önce olduğu.   Eğer kontrolden geçerseniz bir daha maalesef geri dönemezsiniz.

IMG_8247 kopya

BARCELONA ULUSLARARASI HAVALİMANI FREE SHOP BÖLÜMÜ

İspanya seyahatimizin son şehri Barcelona’da ziyaret edemediğimiz birçok müze, sokak, yapamadığımız aktiviteler vardı. Bir daha gelmek için sebebimiz olsun dedik 🙂

Seni çok sevdik İspanya, yine bir yaz buluşmak üzere!

DCIM101GOPROG0202033.JPG

YİNE GELECEĞİZ İSPANYA, BEKLE BİZİ!

Serinin diğer yazıları:

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 1: Genel Bilgiler, Park Güell, Barceloneta Plajı

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 3: Gothic Quarter, La Rambla, La Bouqeria

Gaudi’nin İzinde Barcelona Bölüm 2: La Merce Festivali

Barcelona ile ilgili diğer yazılar:

3rd Wave Coffee Shops: Barcelona

A Perfect Dinner in Toledo: El Carmen de Montesión

TOP 5 Foods to try in San Miguel Bazaar (Mercado de San Miguel)

A Coffee Trip to the 3rd Wave Coffee Shops of Madrid

IBIZA’S BEST HIPPY MARKETS

 

This entry was posted in: Avrupa, Seyahat

by

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Bir Cevap Yazın